AIDS ve psikiyatri

AIDS’in sadece immun sistemi değil merkez sinir sistemini de etkilediği ve dolayısıyla ciddi mental değişimlere yol açtığı anlaşılmıştır. Günümüzde psikiyatri-AIDS ilişkisi ciddi araştırma alanlarındandır. AIDS ile ilintili Önde gelen psikiyatrik hastalık demanstır. Bu hastalık AIDS in sinir sistemine direkt etkisi ile ortaya çıkar. Tabii ki sosyal ve psikolojik faktörlerin tetiklemesi ile ortaya çıkan depresyon ve anksiyete hastalıklarını da hesaba katmak gerekir.

AIDS’e yol açan virüsün antijenik özelliklerinin sürekli değişiyor olması en temel sorunu teşkil etmektedir. Be nedenle aşı geliştirilememektedir.

1980 yılının sonlarında ortaya çıkmıştır. İlk raporlar homoseksüellerden elde edildiği için bir süre hastalığın homoseksüalitenin bir sonucu olduğuna inanılmıştır. Ardından hastalığın sadece anal ilişki ile değil aynı zamanda kan nakli ile de ortaya çıktığı anlaşılmıştır. 1983 yılında ise hastalığın heteroseksüellerde de ortaya çıkabileceği saptanmıştır. AIDS in viral hastalık olduğu 1984 de tespit edilmiştir (Human Immundeficiency Virus-HIV).

İlginç bir şekilde demans ya da herhangi bir mental patoloji ortaya çıkmadan EEG değişiklileri olabilir. Genel bir yavaşlama (teta ve yavaş alfa artışı) olabilmektedir. Bu ışık tutucu bilgiye ancak rutin EEG kayıtları ile ulaşılabilmektedir.

AIDS e bağlı psikiyatrik sorunların içerisinde özellikle intihar önemli bir yer tutar. AIDS li erkeklerin beklenenden 20-30 kat daha fazla riske sahip olduğu bilinmektedir.

Eğitim, antidepresif ve kognitif işlevleri iyileştiren girişimler önerilir. Ajite olgularda antipsikotik kullanımında dikkatli olmak gerekir. Zira, o grup ilaçların yan etkileri daha fazla olabilmektedir.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.