Anksiyete bozukluğu hakkında her şey (kaygı bozukluğu)

Anksiyete türkçedeki karşılığıyla kaygı, kişide her an kötü bir şey olacakmış hissi, örneğin her an kötü bir haber alacağı yada kendisinin yahut yakınlarının başına kötü birşey geleceği endişesi ile giden bir bunaltı duygusudur.

Prof. Dr. Kemal Arıkan
  • Yaygın anksiyete nedir?
  • Neden bütün sıkıntıyı bedenimde hissediyorum?
  • Teşhis nasıl konulur?
  • Yaygın anksiyete bozukluğunun nedenleri nelerdir?
  • Tedavi yöntemleri

Yaygın anksiyete nedir?

Anksiyete türkçedeki karşılığıyla kaygı, kişide her an kötü bir şey olacakmış hissi, örneğin her an kötü bir haber alacağı yada kendisinin yahut yakınlarının başına kötü birşey geleceği endişesi ile giden bir bunaltı duygusudur. 

Kişi sıklıkla günlük olaylar karşısında beklenenin üstünde yüksek bir kaygı düzeyi yaşar. Zihni çoğunlukla felaket senaryoları ile doludur. Örneğin çocuğu eve bir saat gecikmeyle gelmiştir, ancak bu gecikme “mutlaka çocuğa araba çarpmıştır”, “birileri çocuğa bir şey yapmıştır” türünden kaygı içeren düşüncelerle karşılanır. Kişi olaylar karşısında hafif bir tedirginlik duygusundan panik derecesine kadar değişik yoğunluklarda kaygı yaşayabilir. Duruma yaygın kaygı bozukluğu denmesinin nedeni kişinin sadece belli durumlarda değil, hemen her durumda (belirli bir yer, zaman yada duruma bağlı olmaksızın) az yada çok kaygı yaşamasıdır. Panik bozukluğundan bu yönden ayrılmaktadır.

Aslında kaygı günlük hadiselerde herkesin karşılaştığı bir ruh halidir, ve aşırı boyutlara ulaşmadıkça bir teşvik aracı olarak insanlara yardımcıdır. Kaygı kişinin günlük aktivitelerini aksatacak hale gelerek başlı başına bir problem meydana getirdiğinde artık hastalık adını alır, ve tedavi edilmelidir.

Yaygın anksiyete bozukluğu olan kişi uzun süren, kontrol etmekte güçlük çektiği bir endişe durumu yaşar. Bu kaygı huzursuzluk veya kendini tetikte hissetme, çabuk yorulma, odaklanma güçlüğü, unutkanlık hissi, sinirlilik, kas gerginliği ve uyku bozukluğu belirtilerinin tamamı yada bir kısmı ile birlikte bulunur. Kişinin yaşadığı bu sıkıntılar kişinin hayatını olumsuz yönde etkilemektedir.

Bu sık rahatsızlık genellikle 20’li yaşlardan önce başlayarak, dalgalı bir seyir izler. Duruma eşlik edebilecek psikiyatrik bozukluklar diğer kaygı bozuklukları, depresyon ve alkol bağımlılığıdır.

Neden bütün sıkıntıyı bedenimde hissediyorum?

İlginç bir nokta da kaygı düzeyi yüksek kişilerin huzursuzluk ve kaygı hissinin yanı sıra sürekli gerilim tipi başağrıları, yaygın vücut ağrıları, bulantı, midede şişkinlik gibi şikayetler çekmeleridir. Bu nedenle hastaların bir kısmı öncelikle psikiyatrist dışındaki hekimlere başvururlar.

Kaygı hali ile deney hayvanlarında görülen “savaş yada kaç” refleksi arasında benzerlikler kurulmaktadır. Ciddi bir tehditle karşı karşıya kalmış bir hayvandakine benzer olarak, kişi yaşamsal bir tehlike algılamakta, buna gerek ruhsal gerekse bedensel yollarla cevap vermektedir. Böylesi bir durumda kişinin otonom sinir sistemi aktifleşmekte; dolaşım ve solunumu hızlanmaktadır. Kişi bunları titreme, huzursuzluk, kas gerginlği, nefes darlığı, çarpıntı hissi, ellerde, ayaklarda üşüme, ağız kuruması, bulantı ve midede şişkinlik olarak algılamaktadır. Göründüğü gibi beyin ve beden sürekli birlikte çalışmakta; belirtiler en belirgin olarak beden yoluyla hissedilmektedir.

Teşhis nasıl konulur?

Yaygın anksiyete bozukluğu teşhisi ruh hekimi tarafından konulmalıdır. Teşhis sürecinde amaç belirtilerin bedensel ve diğer ruhsal rahatsızlıklardan ayırt edilmesidir. Bu amaçla ayrıntılı fizik muayene, çeşitli kan tetkikleri, görüntülemeler ve gerekirse diğer branş hekimlerinden konsültasyon istenir.

Belirli bedensel bir nedene bağlanamayan midede şişkinlik, başağrısı, yaygın kas ağrıları gibi şikayetlerle giden tablolarda kaygı bozuklukları akla ilk gelmesi gereken durum olmalıdır.

Yaygın anksiyete bozukluğunun nedenleri nelerdir?

Bir kısım insanın neden sürekli olarak daha fazla kaygılı olduğu halen araştırma konusudur. Bu durumun gelişmesine kalıtımsal faktörlerin yanı sıra çocukluk dönemi yaşam deneyimlerinin de etkisi yadsınamayacak düzeydedir. Kişilerin kendilerini her an tetikte hissediyor olmaları, yaygın kaygı hallerinin yanı sıra düşünsel şemalarıyla (felaket senaryoları gibi) da ilişkili görünmektedir.

Tedavi

Yaygın anksiyete bozukluğu tedavi edilmediği takdirde yıllarca sürerek, kişide önemli bir yeti yitimine yol açar. İleri dönemlerde hastalarda mevcut rahatsızlıklarına ikincil olarak depresyon gelişebilir. Hastalar huzursuzluk ve sıkıntıları için kısa süreli rahatlatıcı etkilere sahip olduğundan alkol kullanmaya başlayabilirler veya kullandıkları alkol miktarını artırabilirler. Bu sebeplerle hastalığın daha başlangıçta tedavi edilmesi büyük önem taşır.

Ayrıca eşlik eden bedensel rahatsızlık bulunsun bulunmasın aşırı kaygı halinin tedavi edilmesi hipertansiyon ve kalp-dolaşım sistemi ile ilişkili risklerin azaltılması noktasında önemli bir adımdır.

İlaç tedavisi

Yaygın anksiyete bozukluğunun önde gelen tedavisi uygun şekilde seçilmiş antidepresanlardır. Tedaviye bazen de kısa süreyle benzodiazepin grubu ilaçlar eklenmektedir. İlaç tedavisi tek başına ya da gereğinde bilişsel-davranışçı terapi ile birlikte uygulandığında %90’lara ulaşan oranlarda başarılı olunmaktadır.

Antidepresanlar hakkında bilinmesi gereken hususlar:

  1. Bu ilaçlar kesinlikle doktor gözetiminde kullanılmalıdır.
  2. İlaçların etkilerini gösterebilmeleri için az 2-4 hafta kadar beklenmelidir. Bu ilaçların genellikle derhal açığa çıkan rahatlatıcı etkileri bulunmamaktadır. Hatta tedavinin başlangıcında bir kısım şikayetlerinizde geçici bir şiddetlenme görülebilir.
  3. Kullandığınız ilacın yeterli gelip gelmediğine, ilaç değişikliğine, etkiyi güçlendirme amacıyla ilave ilaç gerekip gerekmediğine hekiminiz karar vermelidir
  4. Belirgin düzelme sağlandıktan sonra tedavinin en az 6-9 ay süre ile devam ettirilmesi önerilmektedir. İlaçların tedavi sonunda kesilmesi kararını da doktorunuzla tartışarak onun önerileri doğrultusunda vermelisiniz.
  5. Sanılanın aksine antidepresanlar etkilerini uyuşturarak yapmazlar. Antidepresan kullandığınız takdirde düşünme ve karar verebilme işlevleriniz olumsuz etkilenmeyecektir.
  6. Antidepresanlar kesinlikle bağımlılık yapan ilaçlar değildirler.
  7. Antidepresan ilaçlar ile ilişkili görülen yan etkiler genellikle hafif olup, kısa sürelidir. Genellikle tedavinin ilk haftasında görülürler. Bunlar bulantı, kusma, baş ağrısı, sersemlik hissi gibi belirtilerdir. Daha uzun süreye yayılan yan etkiler arasında da cinsel isteksizlik, sertleşme ve boşalma güçlüğü yer alır. Kilo alımı ise ilaçların sadece bir grubunda rastlanan bir yan etki olup genellikle aşırı boyutlara ulaşmamaktadır. Bu tür yan etkileri hekiminizle paylaşmaktan çekinmeyin, bundan memnun kalacaktır. Tedavi sırasında beklenmedik bir etki gördüğünüzde mutlaka hekiminize başvurunuz.

Psikoterapi

Yaygın anksiyete bozukluğunda etkisi gösterilmiş olan terapi türü bilişsel davranışçı terapidir. İlaç tedavisine ek olarak uygulanabilecek  psikoterapi ile kişinin olumsuz düşünce ve davranış biçimlerinin değiştirilmesi ve hastalıkla mücadele etmesi için daha aktif olması amaçlanır. Terapi 6-12 seans kadar sürmektedir.
Bilişsel davranışçı terapide hasta öncelikle hastalığının ne olduğu ve sebepleri konusunda eğitilmektedir. Bunun yanı sıra nefes alma ve çeşitli gevşeme egzersizleri, stresle başa çıkma yöntemleri ile  kişinin rahatlaması sağlanır. Bunun yanı sıra çeşitli ödevler verilerek kişinin kaygı verici durumlara karşı duyarsızlaşması sağlanır.

“Anksiyete bozukluğu hakkında her şey (kaygı bozukluğu)” için 14 yorum yapıldı.

  1. Ahmet dedi ki:

    Teşekkürler

  2. Zennube EREN dedi ki:

    çok güzel anlatmışsınız teşekkürler.Hekimlere gittiğiniz zaman sizi dinlerler not alırlar hastalığınız hakkında bilgi vermezler ilaç alır eve gidersiniz rahatsızlığınız hakkında bu budur şu şudur deyip aydınlatmazlar ben çok yaşadım böyle olayları. Hekimlerimiz de hastaları bilinçlendirsin lütfen

  3. metehan kutlutaş dedi ki:

    hocam çok güzel yazmışsınız da, türkiye de hangi ruh doktoru hastasına bol zaman ayırıyor. ben bi universitenin faültesinde ana bilim dalı başkanına gittim. beni dinlediği beş dakika ve benle hiç muhattap olmadan asistanına şu ilacı yaz dönder dedi. kontrol varmı ilacı ne zaman keseceğim veya hastalığım ne bana tıp dilinde söylüyor veya anlatıyor tedavi için gidiyorum ama iyice bozularak geliyorum. tam recep ivedik filmi gibi. hocam size teşekkür ederim ama tekrar söylüyorum türkiye de bu konularda çok amatörüz.

  4. Gülden Gören dedi ki:

    Teşekkür ederim.Bu anlattıklarınız çok önemli çünkü okurken bile rahatlamamı sağladı.Bu rahatsızlığı 10 yıldır çeken biri olarak hala tam biliçlendirilemediğimizin farkına vardım. İnsan rahatsızlığıyla ilgili umutsuzluğa kapılıyor. Ve zamanla gözünde dağ gibi büyütüyor. Siz başımıza gelenleri hayattan bir parça ve kolay atlatılabilir gibi anlatmışsınız.Bana öoral verdiniz…

  5. nebiye dedi ki:

    bende sizlerdenim ve sizlere katılıyorum 12 den vuracak bir tedavi yok depresyonun çaresi var bizm yok anksyete sürekli bir gölge gibi belki torunlarmız bizim çektklerimizi çekmezler..mesela ben yerimde 1 ay duramadığım için deli gibi istanbulu altını ustüne getirdim yürüyerek aradada acaba ben normal değlimmiyim ne dedimm ..bir yanım normal diyer yanım HAYIR dedi ve annem yeteeeeer artık ilacına tekrar başla dedi.ve ben HAYIIIIIRRRR yinemi ilaçuyşukluğu kendim olamama modu dedim hayat bana EVET MALLESEFFFFFF dedi …sizi sevdiğimi unutmayın yanlız değiliz meyer ohhhh çık şükür.

  6. ibrahim dedi ki:

    hocam çok güzel anlattınız arkadaşlar bende aynı sıkıntı içindeyim benim bu hastalıga yakalanalı 7 ay oldu sanki birşey olcak mış gibi korku kalpte sıkılma daralma gibi şeyler hissediyorum arada sırada yaptıgım işeri unutuyorum geçici hafıza kaybı oluyo allahım şifa verisin inş arkadaşlar

  7. enes dedi ki:

    bilgi içi teşekkür ederim size

  8. yavuz özbay dedi ki:

    1 ay içerisinde 4 defa hasaneye gitttim kalp krizi geçiriyorum diye bu hastalık bende 2 aydır var atık başa çıkabiliyorum bazen çok zor oluyo ama üstesinden gelmeye başladımm ALLLAH hepimize şifa versin sizzede çok tşk ederim çok güzel anlatmışsınız ….

  9. Lena dedi ki:

    Gerçekten çok yardımcı oldu. Bu konuda şikayeti olan herkese acil şifalar dilerim. Ben bu sene sınava hazırlanırken çok stres yaptım ve stres gerçekten berbat birşeymiş. Ellerinize sağlık..

  10. Ruya dedi ki:

    Allah razı olsun. Okuyunca rahatladım. Bu hastalığa sahip olmakta beni ayrıca endişelendiriyor. Allah herkese şifa versin gerçekten çok zor bununla yaşamak.

  11. esra dedi ki:

    Merhaba , hocam öncelikle cok güzel bir anlatım olmuş çok teşekürler.
    ben 10 senedir yaygın anksiyete bozukluğu yasıyorum.ataklar geldiğinde gözünüz kimseyi görmez o sıkıntıyı anlatmaya kelime bulamıyorum.Hasta insanların yanında duramıyorum, kış başlangıcında sürekli atak geçiriyorum , hastalığı öğrenmeye başladığımda ataklarıda az zararla atlatmaya başladım.ilaçlarım çok ağır ama bağzen onlar bile işe yaramıyor, duymaktan ve söylemekten nefret ediyorum ama olay beynimizde bitiyor .Rabbim hepimize yardım etsin şifa versin birde hacamat olmakta bana cok iyi geldi sizede tavsiye ederim.

  12. Kerim dedi ki:

    17 yaşımdan beri kaygı sendromum var. “Paxil” kullanıyordum ve şimdi “Paxera” kullanıyorum. Son iki senedir az da olsa gelişme var. İlaç konusunda dikkat ediyorlar… Allah’a şükür o kadarını yapıyorlar. Sıkıntımız diğer takipçilerinde dediği gibi hızlıca bizleri dinleyip anında karar verip bizlere bilgi vermeden yazdıkları ilaçlarla görüşmeyi sonlandırmak. Randevu alırken görüşme süresinin 15dk olduğu yazıyor. Benim en uzun konuştuğum 4-5dk ve aklıma tekrar binbir türlü şey geliyor. En çok düşündüğüm ise… Bu doktor bana gerçekten yardımcı oluyor mu? Yoksa ilaç yazıp bir ay sonra gel diyerek başından mı atıyor? Sanki tozları halının altına süpürerek pisliğin üzerini kapatıp temizmiş gibi görünmesini sağlamak. Bu kadar uzun bir sürede doktorlar doğru ilgilenseydiler muhtemelen bu hastalıkla %85-90 başa çıkabilirdim.

  13. merve dedi ki:

    Hocam öncelikle yazınız için teşekkürler.. insan okuyup öğrenince içi daha çok rahatlıyor bir de kendisi gibi insanların var olduğunu görünce. Sanırım ben de anksiyete bozukluğu yaşıyorum. Bir doktor teşhisi almadım. Kendi araştırmalarımla bu sonuca vardım. Baş etmek gerçekten zor böyle yazıları okuyup öğreniyoruz ama arkadaşların da dediği gibi tedavi olmak istesek de bize yardımcı olabilecek yeterlilik ve istekte hekim bulmak çok zor. Allah hepimizin yardımcısı olsun.

  14. Ercan dedi ki:

    Arkadaşlar ilk önce herkeze geçmiş olsun diyerek başlıcam.. Bu antideprasan ilaçlar hakkında herkez kötü olarak düşünüyor ama öyle degil..sonuç olarak sadece bu kaygı ve endişe hormanlarını dengeliyor..mg yüksekmiş alçakmıs onuda kafaya takmayın..ben 6 ay paxara kullandım..kulllandıgın süre boyunca hep araştırdım doktor doktor gezdim..ve sonuç hep aynı doktorlar acısından kullanmam gerektıgı fakat dısarıdakı ınsanlar tarafında bagımlılık yapar bırak derler..yok şöyle yok böyle yan etkileri var..ben acıkca 10 tane doktora gıttım..bu ilaçlar zamanında alınırsa ve doktor kontrolünde bırakılırsa en az 6 ay en fazla 2 senede normala döndügünü cevremde görüyorum.. Ayrıca bana doktorum sabah sporu yapmamı ac karnına kırmızı elma yememi önerdi..günde bir muz ve arada sırada bitter çikolata yiyin ..ben böyle yaparak şifamı buldum..bu arada sigara ve alkolden uzak durun..allah herkezin yardımcısı olsun..teşekkürler

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.