Anksiyete’nin (kaygının) tedavisi

Herhangi bir nesne, olay, durum ve düşünceyle ilişkili olarak aşırı düzeyde kaygı, evham ve telaş duyma hali olarak tarif edebileceğimiz anksiyete insanların en sık yaşadıkları ruh hallerinden biridir. Bir tehdit altında kaldıklarında insanlar büyük bir kaygı (anksiyete) duydukları gibi sinir sisteminin aşırı uyarılma belirtilerinden olan terleme, titreme, ateş basması, uyuşma, kalbin şiddetli çarpması, boğulma hissi, yabancılaşma hissi türünden ‘savaş ya da kaç’ tepkileri verirler. Bu tepkiler sempatik sinir sistemi olarak bilinen ve görevlerinden biri de tehditi savuşturmak olan sistemden kaynaklanır.

Kimi durumlarda ise ortada büyük ve önemli düzeyde tehdit ve tehlike olmamasına rağmen aşırı kaygı hali yaşanabilir ki bu işlevsel olmayan kaygılılık durumları psikiyatride anksiyete bozuklukları başlığı altında değerlendirilirler. Panik bozukluğu, fobiler, yaygın anksiyete bozukluğu ve travma sonrası zorlantı bozukluğu en sık karşılaşılan anksiyet bozukluğu türleridir. Bu hastalıklarda uzun süreli ve tekrarlayan kaygı hali hayatı yaşanmaz hale getirdiği gibi mesleki, ailevi ve sosyal işlevlerini de olumsuz etkiler.

Anksiyete bozukluklarının tedavisi ilaçlar ve/veya psikoterapi yöntemleri kullanılarak yapılır. Tedavide başarı ihtimali hayli yüksektir. Psikoterapide amaçlanan kişide anksiyete’nin (kaygılılığın) kaynağı olan yanlış düşünce, inanış ve yorumların değiştirilerek işlevsel düzeyde tutulması ve davranışlarda hakim olan kaçınma ögesinin ortadan kaldırılmasıdır

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.