Barış adında bir çocuk!

Her psikiyatristin günlük deneyimidir, aile içi geçimsizlikler, ilişki sorunları… Ne yazık ki hal bazen o noktaya dayanmakta ki kadın erkeği aldatmakta, erkek de kadını. Alabildiğine mutsuz çiftler doktor doktor dolaşmakta. Ve bazı hekimler kendini ilişki uzmanı olarak tanıtmakta. Başka şeylerle uğraşmamakta, ekmeğini o alanda kazanmakta… Yani müşteri bulmakta hiç sıkıntı yaşamamakta.

İşte o çiftlerden herhangi birisini aktaracağım sizlere. Çok iyi başlayan bir ilişkileri vardı. Evlilik öncesi flört döneminde mutluluktan uçarlardı. Sessiz bir kontrat imzalamışlardı adeta. Vicdan sahibi, dürüst ve namuslu çocuklar yetiştireceklerdir. Adam ekmeğini taştan çıkaracak, kadın aile düzenini koruyacaktı. Ne de olsa aile sevgi ve huzur yuvası olmalıydı ve olacaktı. Bu güzel çift evlendiler. Ve beklenen gerçekleşti. İlk günden tartışmalar başladı. Her ikisi de kendi ailelerinden, atalarından ne gördüyse onunla gelmişti. En fecisi de erkek dominant olmaya programlanmıştı. Kadın da ondan aşağı kalmamıştı. Aylar sürecek irili ufaklı kavgalar kimi zaman çifti boşanmanın eşiğine taşıyacaktı. Kavgalar, birbirlerinin kafasına tabak fırlatmalara kadar uzanacaktı…

Bereket aile büyüklerinden, kadının babası erdemli bir adamdı da iş boşanmaya varmadı. Babanın tavsiyesi kızına idi… Kocasını sevdiğini dolayısıyla boyun eğmesi gerektiğini önermekteydi.

Her ikisi de eğitim düzeyi yüksek olan çift nihayet doktora başvurmaya karar verdi. Zira yeni doğan çocuğun adını kimin koyacağına ilişkin anlaşmazlık bardağı taşıran son damla olmuştu.

Çit nihayet bana geldi. Okuduğunuz gibi aslında incir çekirdeğini doldurmaz bir ton meseleleri vardı. Hepsi, yakın ölçekte bakınca çocukça tartışmalardı. Ama ne vardı ki işin ası derindi. Her ikisi de çok bencildi.

Peki, barış için ne yapmalıydı? Uzun lafın kısası fedakâr olunmalıydı. Barış yapması gereken tarafların kendi çıkarlarından ve değerlerinden tavizde bulunması ilelebet kavga gürültü içinde yaşamalarından daha akılcı olacaktı.

Bu giriş bizim çifte çok etkileyici geldi. Sonuçta, aile gibi birlikte yaşamanın elzem olduğu ortamlarda barış, yani taviz kaçınılmazdır.

İşe çocuğun adına dair kavganın çözümüyle başlandı. Çiftin her ikisini de şöyle bir gözlediğimde gördüm ki, kadın erkeğe göre çocuğa daha fazla duygusal yatırım yapıyor, erkek ise taviz verme noktasında daha esnek davranıyordu. Sonuçta çocuğun adını kadın koydu. Belki aranızda gülümseyenler olur ama oğullarına Barış adını uygun buldu…

13.02.2014'ten beri Facebook'tayız.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.