Bilim, Biz ve Depresyonumuz

Ülkemizdeki bilimsel durum vaziyetlere bakınca görüyoruz ki; tarihin derinlerinde yaşanan, son derecede parlak, dönemlere karşın bilimsel gelenek sekteye uğramıştır.

Bir çokları bunun sebebi olarak dinimizi ileri sürmektedir. Oysa İbni Sina’lar, Mimar Sinan’lar orada dururken bunun doğru olduğuna şahitlik edemeyeceğim.

Hatta, tersinin doğru olduğuna inanmaktayım. Bence İslam’ı yeterice doğru yorumlamamak sorun teşkil etmektedir. İslam’ı doğru analiz etseydik, okurduk. Matematik, astroloji vb .bilimlere merakı ile ünlü Fadıma anamızın izinden giderdik. Din, bilime engel olsaydı İsrailoğulları bilimde bu kadar ileri gider miydi?

Şöyle bir tekrar göz atarsak; felsefe sorunumuz yoktur… İlim hakkında Yunus Emre dahil bir çok düşünürümüz felsefi temelleri atmıştır. Gözlem yeteneğimizde ve zekamızda da, hamdolsun, bir eksiklik yoktur. Eğer olsaydı, yurt dışına giden insanlarımız nasıl bunca büyük başarılara imza atarlardı? Analiz yöntemlerine ilişkin matematiksel gücümüz herkesin malumudur. Verilerin sunumundaki sanatsallıkta da problem yoktur.

Bu arada, teknik bir ayrıntı olarak önem verdiğim bir noktanın altını çizmek isterim ki o da, veri depolama sorunu ciddi boyutlardadır.

Bir diğer husus, bilim insanlarının yeterince teşvik edilmemesi, bilakis bazı otoriteler tarafından aşağılanması meselesidir. O insanlar yeterli ekonomik ve sosyal imkanlara sahip değildir. Bunların doğal sonucu mutsuzluk ve nihayet depresyondur. Bunun da sonucunda sistemli çalışma, işini severek yapma, sağlıklı düşünme ve dayanışma yoksunluğu kaçınılmazdır.

Demek iki sorun vardır. Bunlar, sistemli çalışma, veri toplama ve depolama alışkanlıklarımızdaki yetersizlikler ve de depresyon olarak özetlenebilir.

Tüm bunlar “Biz birşey yapamayız!” düşüncesini, o da, “Avrupa’ya, Amerika’ya sormalıyız.” yaklaşımını getirmektedir. Haliç temizlenirken bilim insanlarımız “olamaz” demiş ama yurt dışından gelenler “Olur.” demişlerdir. Ve olmuştur. Demek bir güven eksikliğimiz vardır.

Bilim insanlarımızın depresyonuna ilişkin bir başka ipucu da sıkça rastlanan mesnetsiz bir elitizm gerçeğidir. Ne o öyle grandiyöz havalar? Sizce de eksiklik duygusunun bir göstergesi değil midir? Elitizm yoluyla eleştirilmez olmak, böylece eksiklerin saklanması mümkün olmaktadır. Yine kapı depresyona çıkmaktadır

Bilim insanlarımızın depresyondan çıkması gerekmektedir. Bu ise, her şeyden önce sağlıklı bir ortama sahip olma, olanakların adil dağılımı, ekonomik ve sosyal destek, sınırsız teşvik, dayanışma, etik kurallara uyum, yalandan-dolandan uzak verilere dayanma, uzun vadeli projelere cesaretle girişmekle mümkündür.

Kendimize güven esastır. Milli ruh canlandığında neler olabileceğine dair deneyimleri unutmamak gerekir. Yerli otomobillerimizin, uçaklarımızın yapıldığı günleri unutmayalım.

Dini esaslar gerçek bir bilimsel yapının felsefi taşlarını oluşturacak şekilde anlaşılmalı ve öğretilmelidir. Ki İslam dini bilime değer veren en son ve modern dindir.

Aslında bu hususun suistimale çok açık olduğunun farkındayım ve herkesin uyanık olması gerektiğini ifade etmek zorundayım.

Bunlara ek olarak, depresyonu artıran her türlü etkeni temizlemek gerekmektedir. Özellikle birtakım otorite figürlerinin bilimi ve bilim insanlarını aşağılayıcı olarak algılanabilecek söylemlerden uzak durması, dikkat etmesi, hassasiyet göstermesi yerinde olacaktır kanısındayım

Her şeyin ötesinde, bildiğim bir şey daha var ki, aslında en derinde halk katmalarında bilimin gerçekten değer verilen bir perspektif olduğudur. Yani bilim insanlarımız ve onları depresyona sokan faktörlerin halk tarafından en ince detaylarına dek incelendiği iyi bilinmelidir.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.