Dehşetli Öfke!

36 yaşında, Karadenizli, kadın hasta ani öfke yakınması ile başvurdu.

Öfkesi öyle ani ve öylesine şiddetli idi ki, kendisini “sanki şeytanlaşıyorum” diye tanımlıyordu.

Öfke atakları nedeniyle defalarca artı fiziksel şiddete maruz kalıyordu. Genellikle şiddet uygulayan kişi eşiydi. Hatta bir keresinde sol gözünden yumruk yemiş, bayılmıştı.

Tüm o dayaklara katlanıyordu. Çünkü başta eşi olmak üzere herkesi tüm sevdiklerini, anlayışla karşılıyordu. Her ne kadar anlamıyor olsalar da, öfkesine karşı önlem almaları, kendilerini korumaları çok normaldi. Sevgi doluydu. Muayene boyunca, bir yandan ağlıyor bir yandan anlatıyordu. Çektiği acı, ruhunun yüceliği ile birleşiyor ve karşısındakini duygu seline kaptırıyordu. Sınırsız empati yeteneği vardı.

Psikiyatrik muayenesinde, öfke dışında hiçbir patolojik bulgu ya da hikâye tanımlamıyordu.

Nihayet, muayene bitmişti. Öfkeyi açıklayabilecek hiç bir ipucu yoktu. Ve kişiliğinde en ufak bir bozukluk emaresi taşımıyordu.

Eşi ile konuştuğumda, o da kısa bir aradan sonra gözyaşlarını tutamamış, yaptıklarından dolayı büyük suçluluk duyduğunu ifade etmişti. Ama gerçekten insan onun öfkesine karşı hem kendini korumak hem de onu korumak adına fiziksel kısıtlayıcı önlemler almak zorunda kalıyordu. İfadesindeki samimiyet açıktı…

Bu trajik öykü yıllardır süregelmekteydi.

Rutin tetkikler sırasında, QEEG’sinde sol alın (frontal) ve sağ ense (occipital) bölgelerde belirgin yavaşlama gösteriyordu. Normal EEG ile bu özellikleri yakalamak mümkün değildi.

İleri tetkik gerektiğine karar vermiştim. Kontrastlı beyin MR’ı istedim.

Raporda beyin içi 3. boşluk (III. Ventrikul)’de tıkanıklık ve hidrosefali, yani beyinde sıvı toplanması olduğu tespit edildi.

Derhal beyin cerrahisi konsültasyonu istendi.

Sonuçta şant ameliyatı ile tıkanıklığın giderilmesi gerektiği kanaatine varıldı.

Öfke ataklarının son bulması, hem hastayı hem de tüm sevdiklerini sanki yeniden doğmuş gibi yapacaktı…

Uzun sözün kısası; bir kez daha anlaşıldı ki, değerli büyüklerimin söylediği gibi, “beyinsiz” psikiyatri tuzaklarla dolu idi. Hastanın yıllarına, hekimin meslekten soğumasına mal olabilmekteydi…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece okuduğunuz yazı ile ilgili yorumlarınızı iletin.