Depresyon hakkında herşey

Prof. Dr. Kemal Arıkan
  • Depresyonun tanımı
  • Depresyonun çeşitleri
  • Teşhis nasıl konulur?
  • Kimler depresyona girer?
  • Depresyon ve İntihar
  • Depresyonda tedavi yöntemleri
    • İlaçlar
    • Elektrokonvülzif Tedavi (EKT)
    • Psikoterapi
    • Diğer tedaviler
    • Hasta Yakınlarına Öneriler

Depresyonun Tanımı

Depresyonu günlük olaylar karşısında duyduğumuz üzüntü ve keder halinden ayıran nokta, depresyonda bu kederli ruh halinin kalıcı ve daha yoğun olarak hissedilmesidir.

Bu ruh haline eşlik eden başlıca belirtiler karamsarlık, halsizlik, çaresizlik ve hayattan zevk alamamadır. Depresyondaki kişi kendisini değersiz hisseder, yaptığı hiçbir şeyde başarı gösteremediğini düşünür, kendisine olan güvenini yitirmiştir, çoğu zaman başarılarının da şans eseri olduğunu düşünmektedir. Kişi geleceğe ilişkin ümitsizlik hisseder; örneğin işinde başarısız olacağına, ailesini geçindiremeyeceğine, sağlığının bozulacağına inanmaktadır. Bu ümitsizliğin yanı sıra sıklıkla hayatın yaşamaya değer olmadığı düşüncesi vardır. Bazı durumlarda kişi intiharı bulunduğu durumdan çıkışın tek yolu olarak görerek intihar girişiminde bulunabilir. Tedavi olmayan ya da yetersiz tedavi alan hastaların % 15’e ulaşan bir kısmında intihar görülebilmektedir.

Kişi çoğunlukla kendisini önemsiz konularla ilgili olarak sebepsiz yere suçlar. Örneğin geçmişte dürüst davranmadığını  düşündüğü ufak tefek olaylar, sürekli zihnini meşgul ederek ona azap çektirir. Öyle ki çoğu zaman kişinin çoktan unuttuğu bir olay depresyonda bütün canlılığıyla zihninde tekrar belirerek kişide ıstırap verici, yoğun duygulara neden olabilir.

Günlük hadiselere yönelik ilgi kaybı, hayattan zevk alamama depresyonda en sık görülen belirtidir. Hasta eskiden hoşuna giden bir çok şeyden artık zevk almamaktadır. Kişi kelimenin tam anlamıyla yaşama sevincini yitirmiştir. Kişi kendini sürekli halsiz hisseder, ufak tefek işleri yapmak için dahi büyük çaba sarf etmesi gerekir ve çoğunlukla da işlerini yarım bırakır. Doğal olarak hastaların çoğu bu halsizliği fiziksel bir rahatsızlığa yormaktadır.

Şiddetli depresyonda kişinin hareketlerinde, yürüyüşünde ve konuşmasında belirgin bir yavaşlama dikkati çekebilir. Depresyonun fiziksel belirtileri arasında uykusuzluk, iştahsızlık ve kilo kaybı, kabızlık, cinsel isteğin azalması ve kadınlarda adet düzensizliği yer alır. Unutkanlık ve dikkatini verememe oldukça sık görülür.

Depresyonun Çeşitleri

Atipik depresyon: Bu depresyon türünde ruh hali genellikle olumlu yaşam olayları karşısında geçici düzelmeler gösterir. Bu duruma iştahta ve uykuda artış eşlik eder. Halsizlik bilhassa belirgindir.

Ajite depresyon: Kişinin ileri düzeyde huzursuz, aşırı hareketli ve kaygılı olduğu bu durumda hasta ile iletişim kurulması zor olabilir. Daha çok, ileri yaştaki kişilerde ortaya çıkar.

Melankolik depresyon: Ağır bir depresyon hali olup, kişinin keder hali olumlu olaylar karşısında değişmez. Uykusuzluk, iştahsızlık, kilo kaybı, hareket ve düşüncelerde yavaşlama söz konusudur.

Psikotik depresyon: Ağır depresyon durumlarında hasta işlevselliğini tamamen kaybetmiştir. Beslenme ve özbakım ileri düzeyde bozulmuştur. Buna hezeyan (yanlış ve değiştirilemeyen inanış) ve halüsinasyonların (algı bozukluğu) eşlik ettiği durum psikotik depresyon adını alır. Kişi, örneğin önemli ve çaresi olmayan bir hastalığı olduğuna, iflas ettiğine, çok önemli bir suç işlediğine ya da günahkar olduğuna inanmaktadır.

Doğum sonrası depresyon: Lohusalık döneminde sıklıkla tetikleyici psişik bir neden olmaksızın başlayan ciddi bir depresyon türüdür. Kişi yaşadığı çaresizlik duygusu nedeni ile bebeğin bakımını üstlenemediği gibi, daha ağır türünde hem kendisine hem de bebeğine zarar verebilir.

Mevsimsel depresyon: Genellikle gençlerde görülen bir durum olup, tekrarlayan depresyon dönemleri genellikle hep aynı mevsimde özellikle de kış aylarında ortaya çıkmaktadır.

Depresyon teşhisi nasıl konulur?

Depresyon teşhisi bir ruh hekimi tarafından konulmalıdır. Depresyonun guatr, hepatit, böbrek yetmezliği, vitamin eksiklikleri, inme, Parkinson hastalığı gibi çeşitli fiziksel hastalıklara bağlı gelişen tablolardan, ilave olarak, öteki psikiyatrik hastalıklardan (bunama, kaygı bozukluğu vb.) ayrılması gerekmektedir. Diğer taraftan depresyon üstte bahsettiğimiz türden fiziksel rahatsızlıkların seyri sırasında da bu hastalıklara ikincil olarak görülebilmektedir. Psikiyatri uzmanı üstteki ayrıntıları açığa kavuşturmak amacıyla, gerektiğinde sizden kan tahlilleri, MR ve BT gibi görüntüleme tetkikleri isteyebilir.

Depresyon ve İntihar

İntihar önemli bir sağlık sorunudur. Gelişmiş ülkelerde yapılan çalışmalar intiharın 5. en sık ölüm sebebi olduğunu göstermektedir. İntihar davranışı doğal bir davranış, kişinin etrafında olup bitenlere karşı verdiği olağan bir tepki olarak görülmemelidir. İntihar sonucu hayatını kaybeden hastaların % 70’i hadisenin öncesinde depresif durumdadır. Tersinden bakıldığında ise depresyon hastalarının %15’i intihar sebebi ile hayatını kaybetmektedir. Depresyonun etkili şekilde tedavisi bu olasılığı belirgin şekilde azaltmaktadır. Bütün bu nedenlerle özellikle intihar düşüncelerinin eşlik ettiği depresyon hastalarında, hastanın bir psikiyatr tarafından takibi hayat kurtarıcıdır. Hangi sebeple olursa olsun intihar girişimi ve düşünceleri mutlaka ciddiye alınmalı, hastanın ivedilikle bir psikiyatri uzmanı tarafından değerlendirilmesi sağlanmalıdır. Bazı durumlarda hastanın acilen bir psikiyatri kliniğine yatırılması gerekebilir.

Kimler depresyona girer?

Depresyon kişilik zaafının bir sonucu değildir. Yapılan araştırmalar toplumun % 25’inin hayatları boyu nca en az bir defa kendilerine depresyon teşhisi konulabilecek bir dönem yaşadığını göstermektedir. Bu oran kadınlarda erkeklere nispetle iki kat daha yüksektir. Eldeki veriler dikkate alındığında şu görülür ki, depresyon bir beyin hastalığıdır. MR gibi beynin yapısını gösteren bir çok yöntem aracılığıyla, depresyonda beynin insanın duygularını, karar verme ve düşünme yetilerini yürüten merkezlerinin işlevlerinde bozulma olduğu saptanmıştır. Her ne kadar depresyondaki kişiler, özellikle ilk depresyon ataklarından önce sıklıkla olumsuz bir olay yaşamışlarsa da, depresyon yaşanan olumsuz olayların doğal bir sonucu olarak görülmemelidir. Aynı şekilde bir çok depresyon hastasının özgeçmişinde önemli bir yaşam olayı zaten tarif edilmemektedir. Ailesinde depresyon geçirmiş kişiler bulunan bireyler depresyona diğer insanlardan daha yatkındırlar. Bu da kalıtsal özelliklerin, çeşitli çevresel ve/veya bedensel faktörler (örn. iş-mevki-para kaybı, yakınlardan birinin kaybı, evlilik problemleri, hayattaki başarısızlıklar, önemli bedensel hastalıklar (kanser gibi), beyin hastalıkları (inme, beyin kanaması, Parkinson hastalığı gibi), alkol ve madde kullanımı, çeşitli ilaçlar vb.) ile bir araya gelerek depresyona yol açtığını göstermektedir.

Depresyonda tedavi yöntemleri

Depresyonda, başta serotonin olmak üzere beyindeki çeşitli nörotransmiter (aracı moleküller) işlevlerinin etkilendiği kanıtlanmıştır. Tedavide sıklıkla bu maddelerin beyindeki işlevlerinin düzeltilmesi amaçlanır. Depresyon tedavi edilmediğinde ortalama 6-18 ay kadar sürmektedir. Son çalışmalar bu sürenin hastaların %30’unda 2 yılı aşabildiğini gösterir. Oysa depresyon doğru tedavi edildiğinde bu süre 2-3 ay ile sınırlı kalmaktadır. Depresyon döneminde kişinin aile, iş ve sosyal yaşantısında ciddi yeti yitimi yaşayacağı düşünüldüğünde, erken teşhis ve tedavinin önemi bir kez daha anlaşılmış olacaktır. Depresyon tedavisinde amaç hastanın hastalık öncesi sağlıklı yaşantısına tamamen geri dönmesini temin etmektir. Mevcut tedaviler ile hastaların %80’inden fazlasında belirgin düzelme sağlanabilmektedir.

Depresyonlu hastanın tedavisinde aşağıdaki unsurlar dikkate alınarak tedavi seçimi yapılır:

  • Depresyonun ciddiyeti
  • Önceki hastalık hikayesi, aile hikayesi
  • İntihar düşünceleri
  • Hastanın yaşı ve cinsiyeti
  • Hastanın kullanmakta ilaçlar ve eşlik eden hastalıklar

Depresyonda İlaç Tedavisi

Depresyon tedavisinde ilk tercih antidepresan adı verilen ilaçlardır. Bu ilaçlar etkilerini beyin üzerindeki özel bölgelerde bulunan reseptör (algaçlara) bağlanarak gösterirler. Antidepresan ilaçların seçimini hekiminiz yapacaktır.

Antidepresanlar hakkında bilinmesi gereken hususlar:

  1. Bu ilaçlar kesinlikle doktor gözetiminde kullanılmalıdır.
  2. İlaçların etkilerini gösterebilmeleri için az 2-4 hafta kadar beklenmelidir. Bu ilaçların genellikle derhal açığa çıkan rahatlatıcı etkileri bulunmamaktadır.
  3. Kullandığınız ilacın yeterli gelip gelmediğine, ilaç değişikliğine, etkiyi güçlendirme amacıyla ilave ilaç gerekip gerekmediğine hekiminiz karar vermelidir.
  4. Belirgin düzelme sağlandıktan sonra tedavinin en az 6-9 ay süre ile devam ettirilmesi önerilmektedir. İlaçların tedavi sonunda kesilmesi kararını da doktorunuzla tartışarak onun önerileri doğrultusunda vermelisiniz.
  5. Sanılanın aksine antidepresanlar etkilerini uyuşturarak yapmazlar. Antidepresan kullandığınız takdirde düşünme ve karar verebilme işlevleriniz olumsuz etkilenmeyecektir.
  6. Antidepresanlar kesinlikle bağımlılık yapan ilaçlar değildirler.
  7. Antidepresan ilaçlar ile ilişkili görülen yan etkiler genellikle hafif olup, kısa sürelidir. Genellikle tedavinin ilk haftasında görülürler. Bunlar bulantı, kusma, baş ağrısı, sersemlik hissi gibi belirtilerdir. Daha uzun süreye yayılan yan etkiler arasında da geçici cinsel isteksizlik, sertleşme ve boşalma güçlüğü yer alır. Kilo alımı ise ilaçların sadece bir grubunda rastlanan bir yan etki olup, genellikle aşırı boyutlara ulaşmamaktadır. Bu tür yan etkileri hekiminizle paylaşmaktan çekinmeyin, bundan memnun olacaktır. Tedavi sırasında beklenmedik bir etki gördüğünüzde mutlaka hekiminize başvurunuz.

Elektrokonvülzif Tedavi (EKT, Şok Tedavisi)

EKT özellikle ilaç tedavisine cevap vermediğine kanaat getirilen, bu nedenle de dirençli depresyon tanısı konulmuş hastalarda uygulanmakta olan bir tedavi yöntemi olup, sonuçları gerçekten yüz güldürücüdür. İntihar riski yüksek olan, ileri düzeyde yemek reddi olan hastalarda erken dönemde kullanıldığında bu yöntem hayat kurtarıcı olmaktadır. Etkisi hızlı başlangıç gösterir ve genellikle 7-14 seans tedavi ile hastada dramatik boyutlarda iyileşme görülür. Genel anestezi altında, kas gevşetici ile uygulanır, tedavi iki hekim ve bir hemşireden oluşan bir ekip tarafından uygulanır.

EKT tedavisi görecekseniz:

– İlk önce bir psikiyatrist ve bir anestezist tarafından değerlendirilirsiniz

– İşlemden önce kısa süreli genel anestezi verilir.

– Daha sonra kaslarınızı gevşetmek için ilaç uygulaması yapılır.

– Her iki şakağınızdan zayıf bir elektrik akımı geçirilerek bir nöbet başlatılır.

– Nöbet sinir hücrelerinde ritmik elektriksel aktiviteden oluşur. Anestezi altında ve kaslarınız tümüyle gevşemiş olduğu için bedeninizde yalnızca ufak kas spazmları gözlenecektir.

– Tedaviden sonra tıp ekibi ayılmanızı bekleyecek ve kısa bir süre dinlenmeniz gerekecektir.

  • EKT yaklaşık 60 yıldanberi tüm dünyada yaygın şekilde kullanılmakta olan güvenli bir tedavi yöntemidir.
  • EKT’nin beyin hücrelerini tahrip edici, düşünce ve karar verme yetilerinizi engelleyici hiçbir etkisi bulunmamaktadır.
  • EKT ağrılı bir yöntem olmadığı gibi, tamamen genel tıbbi prensiplere ve dünya çapındaki tıbbi bilgi dağarcığına bağlı kalınarak uygulanmaktadır.
  • EKT’nin en sık karşılaşılan yan etkisi kısa süreli hafif ve orta düzeydeki bellek bozulmasıdır. Bu durum kendiliğinden birkaç hafta içinde gerilemektedir. Kısa süreli ve kendiliğinden düzelen bellek bozukluğu hastaların sadece bir kısmında karşılaşılan istenmeyen bir yan etkidir.
  • EKT ileri yaşta ve gebelikte de önemli bir yan etki görülmeksizin rahatlıkla kullanılabilir.

Psikoterapi

Psikoterapinin hafif ve bazen de orta düzeydeki depresyonda etkili olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış olan terapi bilişsel davranışçı terapi ve kişiler-arası terapi yöntemleridir. Tedavi 6-12 seans kadar sürdürülmektedir. Bedensel belirtilerin ön planda olduğu depresyonda etkili olmamaktadır.

 

Diğer tedavi yöntemleri

  • Transkranial Manyetik Uyarım
  • Işık Tedavisi
  • Uyku Yoksunluğu Tedavisi

Hasta yakınlarına öneriler

  • Depresyon bir hastalıktır, yakınınızı his, davranış ve düşünceleri nedeniyle suçlamayınız.
  • Hekime yakınınız hakkında yeterli bilgi vermeye özen gösteriniz.
  • Yakınınızı tedavi olması bakımından teşvik edin. İlgili hekimle işbirliğinden kaçınmayın.
  • Eleştirel olmayın.
  • Yakınınızın bu zor döneminde hayati kararlar alması, karar verme yetilerinin mevcut ruh hali sebebiyle yetersiz kaldığı düşünüldüğünde sakıncalı olabilir. Yakınınıza bu tür konularda hiç değilse depresyon tablosu düzelene kadar kararlarını ertelemesini önerin.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.