Doğum Sonrası Depresyonu

Doğum sonrası depresyonu, “lohusa sendromu” veya “postpartum sendrom” olarak da bilinir.

Doğum sonrası depresyonu, evrensel bir hastalıktır ve tedavi edilebilir. Doğum sonrası depresyonunun belirtileri, yoğun boşluk hissi, ağlama isteği, çevreye ilginin azalması, iştahın ani artış veya azalışı, uykuda artma veya azalma, bitkinlik, değersizlik veya suçluluk hissi, alınganlık, hızlı duygu durum değişimi, cinsellikten soğuma, odaklanmada problemler, kararsızlık, intihar düşüncesi ve işlevselliğin düşmesidir. Bu belirtilerden bazıları “Annelik Hüznü” başlığı altında yer alır.

Uykusuzluk, asabiyet, kaygı ve şaşkınlık doğum sonrasında beklenen belirtilerdir. Ancak, kiloda aşırı farklılık görülmesi, kendine veya bebeğe zarar verme düşüncesinin olması, aşırı hareketlilik gibi daha ağır belirtilerin doğum sonrasında 4 hafta devam etmesi ile “Doğum Sonrası Depresyonu” tanısı konabilir.

Bahsi geçen belirtilerin yansıra, tuhaf davranışlar, halüsinasyon, gerçek olmayan şeylere inanma, konuşmanın bozulması, sabit bir pozisyonda saatlerce/günlerce kalma veya aşırı cinsel istek gibi belirtiler varsa anne “Doğum Sonrası Psikozu” yaşıyor olabilir. Tüm bu belirtiler göz önüne alındığında annenin doğum sonrasında yalnız bırakılmaması önerilir.

Doğum sonrası depresyon yalnızca anneyi değil bebeği de etkilemektedir. Yapılan bir çalışma, annesi doğum sonrası depresyonu yaşayan bir çocuğun, sosyal ve duygusal beceriler açısından zorlandığını iddia etmektedir.

Başka bir çalışma, doğum sonrası depresyonun, çocuğun fiziksel sağlığıyla negatif yönlü bir ilişkisi olduğunu savunmaktadır. Bu durumlar doğum sonrası depresyonun genetik geçişi ile açıklanmaktadır. Şöyle ki, yakın akrabalarında veya kendisinde depresyon görülen bir annenin doğum sonrası depresyon yaşama ihtimalinin yüksek olduğu düşünülmektedir.

Depresyon geçmişi olan bir anne doğum sonrası depresyonunu atlatsa bile, genetik nedenlerle, ilerleyen zamanlarda yüksek ihtimalle tekrar depresyon yaşayacaktır. Çocuğun doğumundan itibaren zaman zaman depresyon yaşayan bir anne ile büyümesi halinde bazı fiziksel ihtiyaçlarının ihmal edilebileceği ve iletişim eksikliğine bağlı olarak sosyal ve duygusal sorunlar yaşayabileceği düşünülmektedir.

Doğum sonrası depresyonun görülme oranı, yüksek gelirli ülkelerde %10 ile %13 arasında değişirken, orta ve düşük gelirli ülkelerde %16 ile %20 arasındadır. Bu durum, doğum sonrası depresyonunun yalnızca genetik veya hormonal nedenlere bağlı değil, çevresel şartlarla da ilgili olduğunu düşündürmektedir.

Eş ve aile ile yaşanan sıkıntılar, yeterli destek ve yardım alamama, istenmeyen gebelik ve gelecekle ilgili korkular sıkça bahsedilen şikâyetlerdir. Bu nedenle doğum sonrası depresyon tedavisinde yalnızca ilaç tedavisi yeterli olmayacaktır. Psiko-sosyal destek veya psikoterapinin tedavideki önemi değerlendirilmelidir.

13.02.2014'ten beri Facebook'tayız.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.