Eğitim şart!

Eğitim sisteminin özü olayların ardındaki gerçekleri açıklamak, anlamak ve daha sonra da anlatmaktır… İşte bunlar, temel eğitim, ön lisans ve yüksek lisansa esastır…

Demek önce olaylara dikkat çekilir, sonra onların ardındaki belirleyenler öğretilir… Örnek mi? Alın size ışık kırılması olayı ve onu belirleyen faktörler… Onlara optik yasaları derler…

Olaylara ilişkin olarak soru sormanın incelikleri temel eğitimle öğretilir.

Sonra anlatmaya geçilir. O noktaya lisans, master ve doktora ile erişilir.

En nihayetinde buna eğitim sistemi denilir.

Bilen isek anlatmak, bilmeyen isek sormak zorundayız… Neyi nasıl anlatacağımıza ve neyi nasıl soracağımıza ise eğitim ile ulaşmaktayız…

Değil mi ki, insandır kainatın efendisi, o halde zihni cendereye sığmayacak kadar geniştir.

Kendi eğitim sürecimi düşünüyorum da, ne hocalar gördüm sonsuzluğu sorgulamama karşılık, matematiğin zayıf noktası ile alay ediyorum diye anahtarlıkla vurdu kafama… Öyle bir hoca vardı ki hele, “0” vermişti, kendisine öğretilen yolun dışında ispatladığım bir teoreme… Vurgu yapmıştı, yalan yazma ihtimalime. Öyle öğretmenler de vardı ki, soru sormamıza kızar ve derlerdi ki; her şey kitapta var!

Her neyse, bize olan oldu, gençlere, çocuklarımıza el vermek farz… En büyük engelimiz, sarsılacak olan batasıca kaba saba otoritemiz.

Gençlerin ve çocukların bizden daha üstün olduğu haller var gerçi, ama yahu bilmeliyiz ki bizden öncekiler bilirdi o yıllarda yaşanan gerçeği. Yani unutmamalıyız sahip olduğumuz tecrübeyi…

Tıp fakültesine geldiğimde bildikleriyle biz gariban öğrencilere hava atan, caka satan hocalar gördük, ulaşılmaz noktaya oturmuşlardı. Öyle bir iletişimsizlik vardı ki anlatılamazdı… Ama öyle hocalarımız da vardı ki, halk ağzından, yani anladığımız dilden anlatırlar, soru sormamıza olanca sabırlarıyla fırsat tanırlardı. İçimden geldi birkaç isim zikredeceğim. Genel Cerrahi hocamız Hayrettin Cebeci örneklerden sadece birisiydi diyeceğim…

İşin inceliklerini anlatan, bugünlere gelmemize ışık tutan bir Talia Balı Aykan… Unutamıyor insan.

Bir de yeni hocalara bakalım, bildiği her şeyi anlatan, yüceler yücesi ruhu ile bir Tiraje Celkan.

Bitmez bu örneklerin sonu, bilirim meselemiz eğitim sistemiydi derim. O konu hakkında son olarak edeceğim bir iki kelam…

Kendi oğlumdan bilirim temel öğretimin nasıl da meselenin aslından uzaklaştığını… Sadece ben bilmiyorum bu hali, köylümde de var aynı kaygı, derler ki hiç memnun değiliz… Dönmek istemiyoruz karanlık günlere… Benden söylemesi eğitime yön verenlere…

Üniversitelerde ise bilmek gereken o ki, etki gücü yüksek dergilerde yayın yapmak değil tek mesele… Asıl mesele insanlık adına verilen bir büyük davanın bilincine erişmekte… Ve kendine Müslüman olmaktan vazgeçmekte.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.