Elitizm ve biz

Elitizm ve biz… Köklü bir aileden gelen veya zekası yüksek, varlıklı, özel eğitim almış, deneyimli ya da her hangi bir üstün farklılığı olanların yönetimi elde tutması anlamına gelir. Anti-elitizm ise popülizm dahil bir çok elit karşıtı düşünceye verilen isimdir. Türkiye’de yaşananlara da bir bakın. Hangi ekonomik, siyasal ya da ideolojik zemine oturuyor tüm bu olanlar? Bence hiç birisine… Doğru cevabı psiko-sosyal bir süreç olsa gerek… Bilmem siz hiç dışlandınız mı? Öteki muamelesi gördünüz mü? Aldığınız eğitim, daha doğrusu almadığınız, çoğunlukla da bir türlü alamadığınız eğitim nedeniyle dezavantajlı hale düştünüz mü? Akranlarınızın sizi aptal yerine koyduğu oldu mu? Ta ilkokul sıralarından beri elit çocuklarına gösterilen müsamahadan her halükarda mahrum kaldınız mı? Sevgisiz, şefkatsiz, gözden uzak bir hayata mahkum oldunuz mu? Rüyalarınızda bile bir elitin süs köpeği kadar kıymetinizin olmadığını gördünüz mü? Peki, “Nedir bu insanların halet-i ruhiyesi?” diye bir düşündünüz mü? Şu arabesk müzikteki feryadı bir dinleyin, zengin kız-fakir oğlan filmlerinin reytingine bir bakın… Ya da hiç zahmet etmeyin ben söyleyeyim; yanardağlardan beter birikmiş öfke vardır o ruhlarda… Bir kez alevlenmeye görsün sönene kadar kalırsınız beklemek zorunda… O insanlardır ki bir araya geliverirler, sanki yüzlerce yıldır tanışıyormuşçasına.. Önlerine gelen, elite dair her değeri yıkar geçerler, bütün entelektüel değerlerin yerle bir olduğuna tanık olursunuz.. Adeta böyle bir düzende yaşamaktansa tümden yok olmayı tercih ederler… Böyle bir toplumsal dinamiğe sahip olduğumuzu düşünüyorum. Görüyorum ki, sürecin kendi elitini yaratmasına da izin verilmemektedir. Devinimin kendi içinde bir tutarlılığı olduğunu teslim etmeden yapamayacağım. Yüzlerce yılın birikmiş hıncı artık harekete geçmiştir. Enerji sönene dek beklemekten başka çare yoktur. Elbette bu gidişin bir sonu olacaktır. Ne de olsa bilim ve teknoloji evrensel gücünü ortaya koyacaktır. Onu elinde tutanların sınıf farkı gözetmediği anlaşılacaktır… Dileğim odur ki; süreç kendine fazla zarar vermeden sonlansın ve elitizm bir daha canlanmamak üzere yerin dibine batsın. Onun çocuğu olan, popülizm de yanı başına gömülsün gitsin… Diyorum ki, içinde yaşadığımız toplum, topluca bir psikanalizden geçse temel çatışmanın “elitizm”-“anti-elitizm” arasında geçtiğini göreceğimize eminim. Son bir sözüm var; bizim toplumumuzun entelektüel değerlere, sanata, bilime karşı çıktığı anlamına gelmesin tüm bu yazdıklarım. Ama bilim-sanat vb. ortak üretimin tek elde toplandığı gibi bir vahamete kapılan, torpilli bir zümre tarafından dayak yemeye dayanamadığı anlamı çıksın. Hele de insanımızın geri zekâlı olduğuna inanmak hiç mümkün değil. Nasrettin Hoca’nın torunları geri zekâlı olur mu hiç? Olsa olsa elit zümre tarafından zihnine sansür vurulmuş olmaktan her şey. “Ben bir şeyden anlamam zaten!” önyargısı ile kendini zincirlemekten.. Keşke elde kalan tek evrensel değerin “din” olmadığını, ne varsa her şeyin altında kendimizin yattığını en kısa zamanda fark edebilsek hep birden…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.