Empati

Empati… Bir başkasının yerine kendini koyma yeteneği… İki türü var; karşıdakinin duygularını anlamak veya okumak (bilişsel empati) ya da hissetmek (duygusal empati)… Sempati ise diğerinin mutlu olmasını istemek anlamına gelir ki, belirli bir empatiyi gerekli kılar… Hiç empatik bir davranışa maruz kaldınız mı? Eğer “evet” diyorsanız muhtemelen unutulmaz bir andır o… Empatik insana bağlanır kalırsınız. Seversiniz. Bir de sizin mutlu olmanızı istiyorsa hele bağlılığınız katmerlenir. Özellikle arzularınızın (passion) ve acılarınızın (suffering) anlaşılmasını istersiniz. Empati herkes için önemlidir, ama bizim meslek için önemi gerçekten çok fazladır. Gerçi her hekimin empatik olması gerekir ama psikiyatristlerden aşırısı beklenir. Derslerde tıp öğrencilerini her zaman uyarırım, empati yeteneğinin şart olduğunu söyler, yok ise yol yakınken ya meslekten vaz geçmelerini ya da tedavi olmalarını öneririm. Zira başta psikopati olmak üzere hemen her kişilik bozukluğunda ve başka bazı psikiyatrik hastalıklarda yetenek elden gider. Normal şartlarda empati sadece karşıdakini mutlu etmez, hekimi de mesleki doyumun zirvesine çıkarır. Empati test edilebilir bir yetenektir. Doğuştan geldiğini hatta beyinde bunun için özel sinirlerin (ayna nöronları) varlığını iddia edenler vardır. Öte yandan, anadan-babadan öğrenilebileceği gibi, bence sonradan da gelişebilir. Yeter ki başkalarının mutluluğundan mutlu olmak istensin. Bence işin aslı budur. Kısaca kendinizi test etmek istiyorsanız geçmişinize bakın, hiç bir başkasının duygusunu hissedebildim mi? Onu hissettiğimi kendisine aktarabildim mi? O andaki sevincini gözlerinden okuyabildim mi? Diye bir hatırlamaya çalışın. Sonra bir adım daha ileri gidip; o daha bir şey hissetmeden, ne hissedeceğini önceden kestirme yeteneğiniz var mı? Bütün bunlara evet diyorsanız ne mutlu size ve sizin gibi bir tanıdığı olana. Son olarak, başımdan geçen bir empati örneği vererek noktalamak isterim bu teknik yazıyı… HIV pozitif bir hastam vardı. Sorunun önemsiz olduğunu, başarıyla tedavi edildiğini iddia ediyor ve o konuyu öyle yüzeysel bir tonda aktarıyordu. Derin bir kaygı ve acı duyduğunu ama bunu maskelediğini hissettim. EEG ve MR istedim. Sonuçları değerlendirirken, “her şey normal gözüküyor. Beyninizin hastalıktan etkilendiğine dair hiç bir ipucu yok!” Dedim… Derin bir iç çekişle beraber, gözlerindeki yaşama sevinci unutulmaz bir andı. Hastamı mutlu etmekten duyduğum haz kelimelere sığmazdı.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.