Fala inanmak

Fala inanmak… Ödipus karmaşası ile ilgili öyküde Kral falcıya sorar; doğacak çocuk kız mıdır erkek midir? Falcı; “Erkektir” der. Ama ekler; “ne yazı ki günün birinde sizi öldürecek ve annesi ile evlenecektir!” Çocuk erkek olarak dünyaya geldiğinde Kral onu öldürmez ama bir çobana verir. Çoban çocuğu ayağında demir halkaya bağlar. O şekilde büyütür. Artık iyice büyüğünde halkayı ayağından çıkarır. Tabi ayak şişmiştir. Çocuğun adı şiş-ayak anlamında Eudipus olarak bilinir… Eudi ödem, pus ayak… Yiğit bir delikanlıdır. Bir gün, ormanlarda dolaşırken bir at arabası geçer, bir nedenle kavga çıkar… Kavga sırasında bir adamı öldürür. Öldürdüğü adam Kral yani babasıdır. Ardından bir yarış düzenlenir, en iyi ok atan Kraliçe ile evlenir. Kral olur. Sonuçta kazanan Ödipus olur. Falcının söyledikleri çıkmıştır. Erkek çocuk babasını öldürmüş annesi ile evlenmiştir! Nihayet halen hayatta olan falcı durumu Ödipusa anlatır. Bilginin verdiği acıya dayanamayan genç adam kendi gözlerini kör eder ve ölene dek inzivaya çekilir. Fala inanmak denilince aklıma bu öykü gelir. Bir başka öykü ise kendimle ilgidir. 1990’lı yılların başıydı. Kumarhanelerin kapatılması gündemde idi. Bir TV programına davet edilmiştim. Canlı bağlantı serbestti. Sunucu insanların neden kumara bu kadar ilgi duyduğunu sordu. Depresyondan çıkış için araç olabileceği vs. teorik şeyler aktardıktan sonra kendi özgün fikrimi ifade etmiş ve “Belki de insanlar kendi kaderini kendi tayin etmek istiyordur!” demiştim. Çok az parayla çok büyük paralar kazanmak bazıları için cazip ötesidir diye eklemiştim. O anda telefona bir kumarhane sahibi çıktı ve “Hocanın ağzından bal damlıyor!” dedi ve daha fazla bir şey söylemeyeceğim diyerek telefonu kapattı. Yıllar geçip de deneyim kazandıktan sonra gördüm ki kumar ayrı bir konu ama bazı insanlar kendi kaderini tayin için gerçekten motive… Bu aşırı motivasyon ise aptalca hataları da beraberinde getirmekte. Falda çıkan atlara oynama, uğurlu sayılardan oluşan lotariler vs. felaketin başlangıcı olmaktan öteye gidememekte. İstatistikçilerin iyi bildiği bir program vardır SPSS. Onun kullanım kılavuzunda astrolojik bilgilerin bilimsel olup-olmadığına dair bir araştırmadan söz eder. Sonuç kocaman bir hiçtir. Ezcümle, tüm bu anlattıklarımdan, fala bakanlar ve inananların kişilik özelliklerinin kısaca söylemek gerekirse çok da sağlam olmadığını çıkarsamak zor olmasa gerekir. Hele de inanarak yapılıyorsa, gerçekten trajik sonuçlar doğurabildiğini tahmin etmek zor değil. Siz ne düşünüyorsunuz? Merak ediyorum…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.