Her ikisi de kırmızı…

Arkadaşımla MSN’de sohbet ediyoruz:
Bir vazo içinde 9 gül sipariş etmiş. Kırmızı güller…
Farklı bir kentte yaşayan başka bir arkadaşının düğünü için…
-Aaaa, ne güzel, diyorum. Görünce ne çok sevinecek…

Ama içimde bir yerlerde hüzün var… Çünkü ben de Cuma günü bir arkadaşım için karanfil alacağım; kırmızı karanfiller… Fakat benim arkadaşım o kırmızı karanfilleri görünce gülümseyemeyecek…

Size daha önceden anlattım belki…
Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde bir psikiyatrist var: Prof. Dr. Kemal Arıkan.
O, çok farklı, özel bir insan…

Kemal Hoca, bir gün kemik iliği transplantasyon ünitesindeki hastalara konsültasyona gidiyor. (Bilmeyenler için küçük bir not: Lösemi hastalarına kemik iliği nakli yapılan bölüm.)
Hastaların özel sağlık durumları nedeniyle, bu bölüm, aşırı derecede hijyenik olmak zorunda.
Yoğun bakım ünitesindeki o izole yaşamı bir düşünün: Bir yandan hastalığınızın psikolojik ağırlığı, bir yandan yapayalnız olma düşüncesi…

Kemal hoca kararını veriyor.
-Bu hastalara yönelik bir terapi grubu oluşturmalıyım…
Oluşturuyor da…
Fakat, bu da yeterli gelmiyor Kemal hocaya…
Bu kez, diğer kanser hastalarının da psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu, onlar için de bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyor.
Onlar için de ayrı bir terapi grubu oluşturuyor.
Zamanla, her iki grubu bir araya getirmeyi başarıyor.

Tam üç yıldır, her Cuma günü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde kanser hastaları bir araya gelerek yaşadıkları süreci, korkularını, beklentilerini, sağlıklı insanlarla paylaşamadıklarını, kısacası yüreklerine hapsettikleri çığlıklarını paylaşıyorlar.
Çoğu kez, geceleri herkes uyuduktan sonra, karanlığa gizledikleri gözyaşlarını; kendileriyle aynı kaderi paylaşan diğer dostlarının yanında, bu kez günün aydınlığında akıtıyorlar…
Ama her hafta Cuma günleri, terapi seansı sona erdiğinde sıcacık bir dostluk, paylaşım ve yüreklerde azalan kaygıyla ve de yüzlerinde kocaman bir gülümseyişle ayrılıyorlar…

Gruba katılabilmenin tek koşulu ise mektup yazmak…
Evet yanlış anlamadınız…
Bir psikiyatrik terapi seansının hasta başına 150-300 YTL arasında değiştiği Türkiye’de hiçbir şekilde ücret ödenmiyor Kemal Hoca’nın grup terapisinde…
Hastalar sadece ve sadece bir hafta boyunca hissettiklerini, yaşadıklarını yazıyor ve gruptaki diğer arkadaşlarıyla paylaşıyor.

Ve bu hafta…
Evet, bu hafta biraz farklı olacak… Bu kez ellerimizde kırmızı karanfillerle katılacağız terapiye…
Ve yeniden ıslak gözlerle…
Üç yıldır terapi odasında, hep aynı köşede, duvarın yanı başındaki sandalyede oturan sevgili dostumuzu, Emriye’yi anacağız.
Her şeye rağmen yüzünden gülümseyişini, en umutsuz anlarında bile gözlerindeki sevgi pırıltısını kaybetmeyen güzel dostumuzu…

Önceki gün aramızdan ayrıldı Emriye…
Geriye yüreklerimizde buruk bir acı ve mektuplarını bırakarak…
Cuma günü önce kırmızı karanfillerimizi bırakacağız dostumuzun sandalyesine… Hala oradaymış gibi…
Yanımızda, yanı başımızda…
Ardından bize yazdığı mektuplarını okuyacağız…
-Seni seviyoruz ve hiç unutmayacağız, diyeceğiz…

(Küçük bir not: Yaşamda her duygunun rengi vardır. Umudun, umutsuzluğun, dostluğun, düşmanlığın, sevginin, öfkenin, aşkın, acının, hüznün…
En güzel rengin dostluk olduğuna inanırım: İster kırmızı gülle dile getirin, ister kırmızı karanfille…
Yeter ki, dostluğun rengini unutmayın ve dostlarınızı…)

Sevgiyle ve daima dostlukla kalın…

Sibel Kalaycı’nın 18 Aralık 2006 tarihli yazısı…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.