Hipertansiyon ve psikiyatri

Tansiyon kan akımının damar cidarına yaptığı basınca verilen isimdir.

Büyük tansiyon sitolik kan basıncını ifade eder. Sistol kalbin atımına verilen isimdir. Küçük tansiyon diyastolik kan basıncına verilen isimdir. Diyasyol kalbin emme eylemine verilen isimdir.

Hipertansiyon birçok risk içerir. İnme bunlardan birisidir. Ayrıca kalp yetmezliği, retina da vb hassas dokularda kanamalar ve ödem birer risk örnekleridir.

Kan basıncı birkaç ölçüm ortalamasında 140/90 mmHg ve üstünde olursa hipertansiyon tanısı konmaktadır.

Öfkenin içe atılması hipertansiyon için gerçekten bir risk faktörüdür. İnsanlar bir şeye öfkelendiklerinde tansiyonum fırladı diyerek belki de bu gerçeğe temas etmektedir.

Hipertansiyon hastalarının tuzdan ve kolesterol içeren gıdalardan uzak durması gerekir.

Tansiyonu yüksek olan her hastanın birde psikiyatrik taramadan geçmesi gerekli midir?

Hipertansiyon stres ilişkisi önemli bir saptamadır. Ta 1930`lu yıllardan beri bilinmektedir. Stres yanı sıra depresyon da hipertansiyonun vazgeçilmez komponentlerinden birisidir. Gerçi klasik literatürde her tansiyon hastasının psikiyatrik denetimden geçmesinin gerektiğine dair her hangi bir ifadeye rastlamazsınız ama günümüzde o boyutun da ele alınmasında hasta açısından gerçekten yararları olsa gerekir. En azından sigara bağımlılığına, diyet, egzersiz ve antihipertansif tedaye uyum ve yine antihipertansif tedavinin psikiyatrik komplikasyonlarını denetim altına alınmasını sağlamakta psikiyatrist görüşüne başvurmak çok yerinde olur kansındayım.

Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan araştırmalara bakılırsa hipertansiyonun sosyal boyutu olduğu anlaşılıyor. Dar gelirli kenar mahallede yaşayan insanlarda hipertansiyona daha çok rastlanıyor. Eh, bizim ülkemizde de dar gelirli olup kenar mahallede yaşayanların oranı hiç de küçümsenecek boyutta değil o halde insanımızın tansiyonu yüksektir öngörüsü hiç de iddialı olmaz kanısındayım.

Hipertansiyon hastalarının kişilik değerlendirmelerinde nelere rastlıyoruz?

Bilinen en önemli özellik öfkenin içe atılmasıdır.

Hipertansiyonu olanlar aslında oldukça öfkeli insanlardır. Sosyal ilişki kurmakta veya ilişkileri yumuşak bir zeminde götürmekte ne yazık ki pek mahir olmayabilirler. O nedenle de geçimsizlik sık rastlanan bir durum olabilir.

Hipertansiyon kognitif değişikliklere yol açabiliyor. Malum kognitif süreçler kişiliğin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. İnsanların plan yapma, planı gerçekleştirme ve sona erdirme eylemleri hep kognitif özelliklerin sergilendiği hallerdir. Bu noktada bir sorun olması halinde kişi engellere tahammül edemeyebilir. Sinirlenip ve öfkelenebilir. Eski kişiliğinden farklı ise o zaman gerçekten durum dikkati çekebilir.

Kontrol altına alınmamış bir hipertansyion olgusunda hem kadın hem de erkekte ciddi cinsel işlev bozuklukları da ortaya çıkmaktadır. Bu da ayrıca psikiyatrik desteği gerekli kılmaktadır.

Noktürnal penil tümesans (NPT) dediğimiz bir feneomen vardır. REM uykusu sırasında ortaya çıkan penis ereksiyonuna verilen isimdir. NPT negatifliğine hipertansiyonda sık rastlanmaktadır. O halde hadise stresten çok organik bir etyolojiye dayanmaktadır. Daha çok damarsal…

Panik bozukluk ile kardiyovasküler hastalıklar arasında yakın ilişki vardır.

Depresyonla hipertansiyon, mekanizmaları açısından birçok yakınlıklar göstermektedir. Eğer işlevsellik bozulursa diğer depresyon bulgularına bakmakta elbette yarar olacaktır.

Hipertansiyonla ilişkisi açısından, depresyon, demans, panik bozukluk, belirli kişilik bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları ana hastalık gruplarını teşkil etmektedir.

Mortalite ve morbidite yönünden ele alınırsa hipertansiyon toplum sağlığını tehdit eden en ciddi hastalıklar arasında yer almaktadır.

Sıklığa yol açan etmenler; beslenme koşullarının bozukluğu, sedanter (hareketsiz) hayat, sigara, alkol vb madde bağımlılıkları, yoksulluk vb stres faktörleri olarak sıralanabilir.

Başta sigara olmak üzere alkol vb maddeler ile hipertansiyon arasında yakın ilişki olduğu bilinen bir gerçektir.

Kısıtlamış yaşam biçimleri nedeniyle sosyal ve psikolojik açıdan uyum güçlükleri vardır.

Hipertansiyon bir semptomdur. Yüzde 90-95 sebebi bilinmemektedir. Ama örneğin böbrek hastalıklarına, Cushing`e vs hastalıklara eşlik etme olasılığı daima akılda tutulmalıdır. Zira o koşullarda tedavi stratejisi tamamen değişmektedir. Yani sebebi bilinmiyor ya da genetik deyip geçmemek gerekiyor.

Beyaz önlük tansiyonu olarak da bilinen hadisenin sebebi bilinmiyor. Kişi her şey yolundayken doktor ofisine geldiğinde tansiyonu çıkabiliyor. Daha çok stresle ilgili olduğu kanısı hakim.

Hipertansiyon baş ağrısının önemli sebeplerinden birisidir. Ancak her zaman ağrı olmaz, yani hipertansiyon sinsi ve habersizce gelişebilir.

Uyku ritm bozukluğu bu hastalarda sıklıkla rastlanan bir tablodur.

Yaşla birlikte damar kompliansı bozulmaktadır. Ayrıca ateroskleroz vb patolojik süreçler daha da yaygınlaşmaktadır. Dolayısıyla hipertansiyon daha çok bir yaşlı hastalığıdır.

Tedavi

Önce etyolojisi araştırılır. Damarsal, böbrekle ilgili, endokrin bir patolojinin bulgusu olup olmadığı vs analiz edilir. Eğer böyle bir durum varsa sebebe yönelik girişimde bulunulur. Yoksa antihipertanstif ilaçlarla tedavi edilir. Eşlik eden bir depresyon vb psikiyatrik tablo varsa gereken girişimde bulunulur. Yalnız o noktada seçilecek ilacın tansiyon krizine yol açar nitelikte olmamasına özel itina gösterilir. İlaç dışı tekniklerden meditasyon, biofeedback ve relaksasyon tekniklerinin su götürmez yararları vardır.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.