İşin Sırrı Dengede

Bu yazıyı elektrofizyolojiye gönül vermiş ve alanın ciddi dergilerinden “Clinical EEG and Neuroscience” dergisinin yardımcı editörü sıfatıyla ve ülkemizde konuya emek verenlere teşekkür mahiyetinde kaleme alıyorum.

Son zamanlarda, özel ofisimde toplamakta olduğum elektrofizyolojik verilere dayalı analizler gerçekten çok zevkli ve enteresan sonuçlar veriyor.

Söz konusu verileri sürekli yayınlamaktayım. Örneğin, paroksetin adı verilen antidepresana cevabın gama ritmi yüksek olanlarda negatif olduğunu göstermiş bulunuyorum. Öte yandan aynı ritmin yüksek olmasının intihar riskini gösterdiği, şizofrenide içgörü yoksunluğu ile bağlantılı olduğu, anoreksiyada arttığı gibi verilerin her biri birer yazıya dökülmüş durumda. Bunların bir kısmı yayınlanmış, bir kısmı ise yayın aşamasında…

Bu bulguların aslında neyi gösterdiği işin akademik heyecanı. Sorunun cevabını sevgili Tamer Demiralp, Brian O’Donell, Barış Metin ile 2018 Eylül ayında düzenlediğimiz sempozyumda, Pittsburgh şehrinde, değerli rektörümüz, sevgili Nevzat Tarhan hocanın sponsorluğu ve moderatörlüğünde enine boyuna tartıştık.

Tamer hoca, yıllar önce özel konuşmalarımızın birinde söylediğim bir söze atıf yaptı. Ne kıvanç verici bir hal… Bütün meselenin eksitasyon-inhibisyon dengesinde olduğunu iddia etmişim. Orada temel kimyasalların GABA ve glutamat olduğunu, diğerlerinin kararlı dengeyi korumaya yönelik olarak ve duruma göre artıp azaldığını söylemişim.

Kendisi 30 hertz ve üstü hızlı gama osilasyonlarının inhibitör GABA ile eksitatör Glutamat arasındaki dengenin bozulmasını gösterdiğine, daha çok GABA erjik aktivenin domine etmesinden kaynaklandığına dair bilgi ve deneyimlerini paylaştı.

Elektrofizyolojiye katkıları ile kalbimizde özel yeri olan Türk bilim insanı Erol Başar’ın konuya ilişkin önemi her birimiz tarafından özellikle de O’Donell ve Tamer tarafından kuvvetle vurgulandı.

Anlaşılan gerçekten işin sırrı dengedeydi ve aşırı hızlanmış bir beyin, aşırı yavaşlamış, 0-3 hertzlik delta dominant bir beyin gibi dengesizliğe işaret etmekteydi.

Benim Gama ritmi ile tanışmam IQ düzeyi çok yüksek olanların bu ritme sahip olduklarına dair Turan İtil hocanın iddiası ile başlamıştır. Ne kadar gerçeği yansıttığını bilmem ama hoca şunu eklerdi, “aşırı zeka birçok psikiyatrik riski barındırmaktadır” derdi.

Sonuçta ruh sağlığı söz konusu olduğunda her alanda optimuma ayarlanmak, yani dengeyi korumak gerektiğini anlamakta ve düşünmekteyim.

Araştırmacı bir psikiyatrist olarak şunu iddia edeceğim, denge bozuklukları elektrofizyolojik ölçümlerle anlaşılabilir, ona paralel olarak düzeltilebilir ve takip edilebilir.

Son olarak diyorum ki, yaşasın ölçülebilir bilimsel verilere dayalı psikiyatri, yaşasın psikiyatriyi bu şekilde ele alıp ömürleri boyunca çalışan çok ama çok değerli ve bir o kadar da sessiz ve derinden giden bilim insanları. Yaşasın Erol Başar’ların, Turan İtil’lerin anıları ve onur kaynağımız yeni nesil araştırmacılarımız… Tamer Demiralp’ler, Barış Metin’ler… Konunun önemini kavrayan daha nice çalışmacılara ve onları her açıdan destekleyen onlar kadar değerli bilim insanları, Bilgen Taneli’ler, Nevzat Tarhan’lar Ayhan Songar’lar…

Hepsine binlerce teşekkürler.

Kısaca söylemek gerekirse, onca insanın biyolojik temellere ilişkin onca çabası olmasaydı, hastasıyla, hekimiyle, araştırmacısıyla ruh sağlığı alanında emek veren bizler karanlıklara gömülmüş olarak kalacaktık.

Dilerim, herkese nesnelliği yakalamak ve ondan ayrılmamak nasip olsun…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.