İtaatin de bir sınırı vardır!

İnsan genç yaşta babasına çok muhtaçtır. Arkada dağ gibi bir baba gerçek bir ihtiyaçtır. Babasını kaybedenler bu gerçeği tez fark eder.

İnsan bilinçdışı olarak babanın yerine ikame babalar buluverir. Çırak ustasına, hasta doktoruna “babamsın” deyiverir. Oysa gerçek babalar karşılık nedir bilmezken, ikame babalar karşılıksız metelik vermezler. İşte bu, hayatın öğrettiği önemli gerçeklerdendir!

Öyle bir hastam vardı. İkame babalardan biri gider diğeri yerini alırdı. Her birine Allah gibi tapardı! Sonunda olan oldu, hastam babalardan sonuncusunu düşman bildi. Perseküte oldu. Anlayacağınız psikozun dibine vurdu. İkame babaya Allah’ın mevkisini layık gördü. Ona karşı en ufak bir itaatsizliğinin karşılığında o büyük güç kendisine dehşetli öfke duydu. Öyle inandı. Öyle bir güç atfetti ona. Öyle bir güç ki, adım atsa haberdardı ikame baba. Hatta düşüncelerini bile okur fikirlerine gem vururdu. Aklına olmadık fikirleri sokardı. Artık bu dünyada ona bir yer kalmadı. İkame baba oğlunu cezalandırmak için fırsat kollardı. Derken genç adam çareyi intiharda aradı.

Nihayet karga tulumba bana getirdiler. Konuşmalarımız derinleştikçe kendini güvende hissediyor ve anlatıyordu. Her ne kadar ikame babanın kendisini dinlediğinden emin olsa da yanımda kendine güveniyordu. Neyse, anlaşıldı ki gerçek babayla bitmemiş hesapları vardı. Despot bir babaydı. Çok önemli ve hatta bu hayatta tek önemli adam olduğunu iddia ediyordu. İkame babaya verilen tanrısal düzeydeki cezalandırma gücü, gerçek babanın büyüklenmeciliğini ve despotizmini yansıtıyordu. “Ben kimim ki?” diyor, her şeyi babaya bağlıyordu! Ve tabi ki ikame babaya karşı hata yapmaktan, Allah’tan korkar gibi korkuyordu.

Uzun süren psikoterapi ve ilaç tedavisi ile gerçek babası arasındaki bitmemiş hesaplar gözden geçirildi ve nihayetinde babanın dedesinden gelme huyları keşfedildi. Yani baba yaptığı birçok eylemde irade olarak sınırsız özgür değildi. Manevra alanı cüz-i iradesinden ibaretti. Sonunda babasını affetti, anladı, sevdi ve onunla barıştı. Gerçek baba kafasında gerçek yerini aldı.

İkame babaya gelince; kimse gerçek babası değildi, olmazdı, olamazdı. Onlar sadece kendilerini sever karşılıksız adım atmazdı…

Bunları anladığında uzun yıllar geçmişti… Kendi ifadesiyle “Allahtan başka büyük yoktu, ana-babaya gelince onlara bile itaat Allah’tan büyük olduklarını iddia ettikleri yere kadardı.”…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.