Kafein Bağımlılığı ve Psikiyatri

Kafein günümüzde kullanılan en yaygın uyarıcı olmakla birlikte fazla tüketimi sonucunda ulaşılması kolay bir uyuşturucu haline gelmiştir. Madde kullanım bozukluğunun alt başlığı olarak kabul edilen kafein bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından klinik bir bozukluk olarak sınıflandırmış ve DSM-5 kitabında da maddeyi kötüye kullanım bozukluğu adı altında yerini almıştır.

Günde 100-200 mg (2 bardak kahve) kafein tüketimi araştırmacılar tarafından normal olarak görülürken, 600 mg (8 bardak kahve) ve üzeri bağımlılık sınıfına girmektedir. Kafein içerikli ürün satan şirketlerin ürünlerine olması gerekenden fazla miktarda kafein koyduğu saptanmıştır. Bu sebepten dolayı insanlar piyasanın pazarlama stratejisine kurban giderek bu içecek gruplarına bağımlı hale gelmektedir. İçecek firmaları savunma olarak kafeinin içeceğe daha leziz bir tat verdiği gerekçesini öne sürmüşlerdir. Böylece miktarı artırdıklarını söyleyerek tartışmalar ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Bu durumun sonucu olarak kafein günümüzde her yaş gurubunun ulaşabileceği bir madde haline gelmiştir. Buna örnek verecek olursak, kafein ve alkolün birlikte kullanımı kalp krizine yol açmakta ve her yıl birçok genç bilinçsiz tüketim yüzünden hayatını kaybetmektedir.

Bazı çalışmalar kafein bağımlılığının insan psikolojisi üzerinde açıkça etkisi olduğunu göstermiştir. Bir vaka çalışmasında kadın hastanın kafein bağımlığından dolayı yaşadığı psikiyatrik ve psikolojik semptomlar incelenmiştir. Günde 1000 mg (10 bardak kahve) kafein almazsa anksiyete, ajitasyon, uyku bozukluğu ve baş ağrısı gibi semptomlar yaşadığını belirten hasta, kafein alımını durdurmak istese bile psikiyatrik ve psikolojik semptomların önünü kesemediği için kafein alımına devam ettiğini belirtmiştir. Araştırmacılara göre bu durum kafein zehirlenmesi olarak adlandırılır. Kontrol altına alınamazsa kafein bağımlılığının nadir de olsa ölümle sonuçlanacağı yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.

Kafeinin vücuda alınımı sırasında salınım gösteren A2A-D2 dopamin reseptörü, vücut kafein doz aşımına uğradığında beyinde sağlıksız bir şekilde salınım gösterir. Dopaminin sağlıksız salınımı vücutta ki hormonal dengeyi değiştirir. Yapılan araştırmalarda hamile kadınların vücutlarında, kafein doz aşımının fetüsün sağlıksız büyümesine neden olduğu gözlemlenmiştir.

Kafeinin insan vücudunda ki merkezi sinir sistemine verdiği birçok zarar vardır. Fazla kafein kullanımı metiliksantin ve seratonin nöronlarını harekete geçirir ve merkezi sinir sistemi üzerinde kalıcı hasarlara sebep olabilir. Bu nedenle kafein bağımlılarında psikotik ve mani semptomlar sıkça görülür.

Kafein bağımlığının tedavisi zaman alabilir fakat bilişsel terapi yöntemiyle en aza indirgenebilir. Buna ek olarak nörotransmitterlerın düzenlenmesi için SSRI tipi ilaçlarla müdahale yapılabilir.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece okuduğunuz yazı ile ilgili yorumlarınızı iletin.