Kanser ve psikoterapi

Psikoterapilerde genel amaç hastanın öz saygısını korumaya çalışmaktır. Bu sağlandığı takdirde stresin başa çıkılır düzeye indirilmesi ve kendilik imajının korunması da mümkün olabilmektedir. Sonuçta hastanın kontrol algısı yükselmekte ve anksiyetesi azalmaktadır.

Bu amaçla kırsal bölgelerde yaşayan hastalar için telefonla hastayı aramanın çok yararlı olduğu bildirilmektedir.

Yine bilgilendirici ve yol gösterici video kayıtlarının hastalar tarafından memnuniyetle karşılandığı gözlenmektedir.

Kanserli hastakarda psikoterapi, genellikle kriz müdahelesi olarak başlar. Eğer hasta fiziksel olarak iyiye giderse süreç olağan psikoterapötik girişim haline gelir. Hastaların büyük çoğunluğu kendilerini iyi hissettiklerinde psikoterapiye son vermek eğilimindedir. Ancak relaps ya da kriz durumlarında tekrar psikoterapiye başvurular. Bu durum tedaviye direnç olarak tanımlanamaz, olağan bir durumdur; çünkü tedavinin kontratı budur. Hastanın en temel meseleleri yaşam süresinin azalmış olduğu ve yaklaşan ölüm gerçekleridir. Bu iki mesele her ne kadar birbiriyle ilişkili içinde olsa da farklı bağlamlarda ele alınırlar. Yaşam süresinin kısalığı üzerinde tartışılabilecek bir konudur. Diğer yaşam sorunlarının bir uzantısı olarak ele alınabilir. Ama ölüm tümüyle karanlık bir alandır. Burada dini inaçları olan hastalara inançlarını rahatça egzersiz etme şansı tanınmalıdır. İnanç taşımayanlarda ise birinci konudan sapılmamalı ve ölüm konusundan, hastayı bilgilendirme aşaması dışında, uzak durulmalıdır. Sürecin bir yerinde hastaların büyük çoğunluğu ikilemli de olsa ölümü kabul ederler, hatta bunu ister hale gelirler. Bu durumda ikilemin çözümsüz ve doğal olduğu ve de olduğu gibi kabullenilmesi gerektiği hem hekimin kendisi tarafından kabul edilmelidir hem de hasta ve yakınlarına bu anlayışla yaklaşılmalıdır.

Kanser hastalarında grup tedavisi oldukça yararlıdır. Böylece hastalara samimi ve sistematik bir destek teklif edilmekte, ayrıca hastaların bilgi sahibi olabilecekleri ve duygularını rahatça ortaya koyup nefes alabilecekleri bir ortam sağlanmaktadır. Gruplar değişik formatlarda olabilmektedir. Eğitsel gruplarda onkoloji servisinden bir görevli liderlik yapmakta, duygusal dışa vurumlara izin verilmemekte, salt bilgilendirme işlevi yerine getirilmektedir. Destek gruplarına ise psikiyatrist liderlik etmektedir. Bu gruplarda duygular ele alınır.

1997-2011 ylları arasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde yürüttüğüm destek gruplarının hastalarımın yaşam kalitesini önemli ölçüde yükselttiğine bızzat tanık olmuşumdur.

“Kanser ve psikoterapi” için 1 yorum yapıldı.

  1. Hüseyin Gençoğlu dedi ki:

    Hodgkin Lenfoma tanısıyla ve nüks sebebiyle 2004 yılında kemik iliği nakli oldum. Nakil sonrası Cerrrahpaşa Tıp Fakültesinde ve Kemal ARIKAN hocamızın liderliğinde düzenlenen grup terapilerine yaklaşık 5 yıl devam ettim. Hastalık dönemimi terapilerden önce ve terapilerden sonra olarak ikiye ayırmak gerekir. Yaşam kalitesinin yükselmesi, hastalığı kabullenme ve onunla yaşamayı öğrenme, sorunlarla baş edebilme, hayattan zevk alma, diğer kanser hastalarına yardımcı olma isteği vb grup terapilerinden sonra ruhsal durumumda meydana gelen değişikliklere sadece bir-iki örnektir. Teşekkürler Kemal Hocam.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.