Kısa Öyküler

Kumar: Bir Ruhsal İrin

Ta çocukluğundan beri saldırgandı. Hemen tüm yaşıtları ondan korkardı. Öfkelenecek bir şey bulamaz ise Allah’a yönelirdi. Dedelerinden ona geçen adeta irsî bir özellikti agresyon. Hemen her gece babasının annesini dövdüğüne tanık olurdu.

Kötünün İyisi Olmak

Şişman, kısa boylu adamın saçları darmadağınıktı. Belli ki günlerdir tıraş olmuyordu. Dişleri sap sarı idi. Kısacası kendine bakımdan eser kalmamıştı. Ümitsiz bir ses tonu ile hekime “Beni bu dertten kurtarın size varımı yoğumu vereceğim.” diyerek söze başladı. Ve arabasının anahtarını hekime doğru masanın üstüne koydu. İlk teklif ettiği şey oydu.

Sado-Mazohizm: Şeytani Bir Tezgâh

Kimya mühendisiydi. Çok iyi bir üniversiteden, başarıyla mezun olmasına rağmen bir şirkette zar-zor iş bulmuştu. Aylık geliri ancak yetecek kadardı. Bir de annesi vardı Bakması gereken… Fakat işini kısa zamanda kavramış ve diğer eski çalışan mühendislerle uyumlu bir tempo yakalamıştı bile.

Öfkeli Adam

Çocukluk yılları ahşap, eski bir binanın üçüncü katında geçmişti. Onca kedi vardı ki evde… Ancak yıllar sonra fareleri avlasınlar diye evin büyüklerinin büyük itina ile beslediklerini anlamıştı. Oysa o yıllarda, minicik ama koca yürekli bir çocukken, hepsinin birer oyun arkadaşı olduğuna inanırdı adeta. Ta ki bir gün sarı tüylü, sarmanlardan birisi elini acımasızca tırmalayana dek…

İki Damla Göz Yaşı

Babası intihar ettiğinde henüz dört yaşındaydı. Annesinin kendisini terk etmesi fazla uzun sürmedi. O günlerde, yoksul mu yoksul dedeciği sahip çıkmıştı. Ancak ak sakallı dede maddi zorluklara fazla dayanamamış, sevgili torununu İstanbul’da yaşayan oğluna yollamak zorunda kalmıştı. Yani beş yaşındaki erkek çocuğun amcasına…