Kör inanç!

Yeni gelişmelere kulak vermek lazım. Bir bakmak lazım. Eski bildiklerimizi tümüyle yerle bir edecek olsalar da, şöyle bir cesaret dostlarla ve bilenlerle konuşmak, anlamaya çalışmak lazım. Ve tabi ki yenilik denilen şeylere de hemen öyle yapışmamak ve inanmadan önce anladığından emin olmak lazım.

Oysa insanlar vardır, inandıklarından asla vaz geçmezler. Yeni gelişmeleri görmezler. “İnanç sahibiyiz, prensiplerimiz var!” derler. Oysa bence onlar gözleri kör, kulakları sağır ve dilsizdirler. Mesela putlara mı tapıyorlar, Allah’tan ayet gelse aynen devam ederler.

Bu anlattığıma uygun ne de çok insan tanırsınız değil mi? Ne de çok insan…

Anlatacak birçokları var ama kendilerini bilip incinirler diye korkumdan hepsini teker teker eledim aklımdan.

Bu yazıda işte onlardan sadece birini anlatacağım. Onu da kendini tanıyamaz hale sokacağım!

İnatçı bir adamdı. Eşi konversiyon dediğimiz bir hastalığa yakalanmıştı. Hiçbir laboratuvar ve klinik bilgiyle açıklanamayan nörolojik bulgular… Bizimkinin bulgusu sık sık bayılmaktı. Sara hastalığını andırmaktaydı. Ama ne EEG’sinde, ne de kliniğinde Sara lehine bulgusu bulunmaktaydı. Bir yıl içinde belki beş farklı doktora gitmiş, bir çare bulamamışlardı. Ayrıca, dikkatle dinlendiğinde, hastamda tekrarlayan depresyon da vardı. Bayılmaları depresyon zamanlarında artmaktaydı. Her neyse, kendi bildiğimce tedavi etmeye koyuldum. Dört yıl süren başarılı bir dönemin sonunda işler tam da yoluna girmişken, inatçı adam özel bir randevu istedi. Eşi hakkında konuşacaktı. “Buyursun” dedim sekreterime “gelsin”… Gayet küstah ve kendinden emin bir ifadesi vardı. Zaten inatçı, bildiğini okuyan kişiliği hep aklımdaydı. “Dört yıldır size gelip gidiyoruz bir milim yol kat edemedik.” dedi. Aymazlığın da bu kadarı olmazdı. Betim benzim attı. Aynı, tepeden tavırla devam etti “Ben zaten psikiyatri bilimine inanmıyorum! Belirtilerin üstüne bir avuç toprak atıyor kesin çözüm bulamıyorsunuz. Oysaki güçlü bir hocanın muskası gibisi var mı? Hangisi daha iyi? İnsan eliyle gelen mi, yoksa Allah’tan olan mı?”

Bilimsel veriler ışığında, işte hastalık hakkında bilinenlerin fazla olmadığını ama eşinin depresyonuna ağırlık vermekle strese dayanıklılığını dolayısıyla da konversif bulgulara direncini artırdığımızı falan anlatmaya çalıştıysam da nafile… O muskaya inancına sanki ilahi bir güçle bağlanmaktaydı. Bazı başka adamlar vardı ki, atalarım dediği, onlara inanmaktaydı. Bilimsel yeniliklere ve bilim adamına daima şüphe ile yaklaşmaktaydı… Allah’ın ayetlerini az bir bedel karşılığında satanlarla bir olmaktaydı. Bilmediği şeyleri ilim adamına sormamaktaydı. Aslında sorsa da anlamamaktaydı…

Az daha bilimsel ve teknolojik gelişmelere gözünü kapayan kimi koca devletler gibi çöküp kalacaktım (!) ama lahavle deyip konuyu kapattım…

13.02.2014'ten beri Facebook'tayız.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.