Müzik ve ruh

Müzik ve ruh… Düşünün bir kez. Şöyle sabah erkenden kalkmışsınız. Kıvrak bir türkü ile mesela “Aman da ne zor imiş burçak yolması!” eşliğinde gün ışımaya başlamış. Sonra Bayram sabahlarını hatırlayın; Mustafa Kandıralı ne de güzel çalar o klarneti. Hele Ramazan günleri… Ah o Ney sesi yok mu? “Akşam oldu hüzünlendim ben yine…” Diyen o namelerin tadıyla biten günleri… Karşılıksız aşk yaşıyorsanız Arabesk müziğin anlamı bir başka olur… Gençlik ateşinin başımıza durduğu dönemlerde özellikle halimize tercüman olan o pop müzik eserleri… Heyecanınıza, korkularınıza, acılarınıza, sevinçlerinize, bekleyişlerinize kısaca her duygunuza eşlik eder müzik sesi. Şöyle bir genelleme yaparsak; görürüz ki, her toplumun müziği farklıdır. Farklı müziğin hitap ettiği beyinler de öyle… Bu topraklarda yaşayan bir insan için Ney müziğinin taşıdığı anlamı, duygusal tonu, bir Alman’ın anlaması ne kadar zor ise, bir Türk için de viyolonsel müziği öyledir. Bu iki aletin ses fiziği açısından bir birine çok yakın olması durumu değiştirmez. İnsan beyninin sosyal faktörlerden etkilenip ona göre şekillendiğini ispat etmek üzere, saygıdeğer bilim insanı sevgili arkadaşım Tamer Demiralp hocanın da katkıları ile bir araştırma yapmıştık. Müzik etkisine bakmış ve yukarda anlattığım duruma uygun bir deney tasarlamıştık. Sonuçta gördük ki, gerçekten Ney biz de farklı tınlıyor… Çalışmanın çok sayıda başka çalışmaya ön ayak olması, bulgunun sağlam olduğuna işaret ediyor. “Türk’üz Türkü çağırırız…” Derken ne de güzel özetlemiş Veysel usta… Bu gerçeği akılda tutmak üzere müziğin evrenselliğini de kabul etmek gerekir. Nasıl mı? Notalar dünyasına biraz yakın ölçekte bakarsak görürüz ki işin aslı gider matematiğe dayanır. Yoksa Beethoven gibi sağır birisinin beste yapması mümkün olur muydu? Mesele zannederim, kültürel özgünlüğü matematiksel evrensellikle birleştirmekte… Şu Mozart’a da bir bakın. Türk marşında atların dörtnala koşmasını ne de güzel matematikselleştirmiştir. Kültürümüzdeki atların yerini almış, müzik yoluyla evrenselliğe taşımıştır. Beyinde bir alanın müziğe rezerve edildiğini göz önüne alırsak müziğin ruhsal yapı için önemini biraz daha iyi anlamış oluruz. Son olarak dikkatimi çeken bir noktaya temas etmeden geçemeyeceğim… Kültür emperyalizminde, emperyal devletlerin diğer toplumlara kendi müziklerini empoze etmeye çalışması bir tesadüf olmasa gerekir. Kim bilir belki de onlar, beyinlere bir ayar vermektedir. O türden çabaların boşa çıkmasını ümit ederim can-ı yürekten…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.