Narsisistik kişilik bozukluğu

Narsisistik kişilik bozukluğu… DSM ölçütlerine göre; kendisinin çok önemli olduğunu düşünen, başarılarını ve yeteneklerini abartan, sınırsız güç, zeka, güzellik hayalleri kuran, eşi bulunmaz biri olduğuna ve ancak başka özel ve üstün kişilerin kendisini anlayabileceğine inanan, çok beğenilmek isteyen, kendisine her zaman ayrıcalık tanınması gerektiğine inanan, insanlarla ilişkilerini kendi çıkarları için kullanan, amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf yanlarını iyi değerlendiren, empati yapamayan, başkalarının duygularını ve gereksinimlerini tanıyıp tanımlama konusunda isteksiz olan, çoğu zaman başkalarını kıskanan ya da başkalarının kendisini kıskandığına inanan, küstah, kendini beğenmiş davranış ya da tutumlar sergileyen insanlara özgü bir kişilik bozukluğu olarak tanımlanır. Kendilerine yapılan en ufak yapıcı eleştirilerden bile ağır bir şekilde yaralanabilirler. Başkaları ile yarışma gerektiren islerde yenilme riski nedeniyle, bu islere karsı isteksizlikleri is ve sosyal hayatta beklenen düzeyin altına düşmelerine yol açabilir. Ne yazık ki, etrafınızdaki yüz insandan birinde bu hastalığa rastlarsınız. Özetle, en önde, en gözde ve tek olmak isterler. Amaçlarına ulaşamadıklarında, hatta en basit engellerle karşılaştıklarında saldırganlaşırlar, öfkelenirler, gerçeklikle ilişkileri kesilip psikoza dahi girebilirler. Alt kademede olmayı bırakın alt kademede olduğuna inandıkları bir insanla kıyaslanmaya bile tahammül edemezler. İnsanları kategorize edip çeşitli aşağılayıcı ithamlarla damgalamayı çok severler. Bu tür saldırılarına karşı yapılabilecek tek şey onları yok saymaktır. Bu insanları bu hale getiren şey yerinde ve zamanında, özellikle çocukluk yıllarında gerekli olan “aferin” sıklığının yetersiz olmasıdır diye düşünülmektedir. Düşünüyorum da demek bu insanlar “kimse beni sevmezse ben de kendimi severim!” demektedirler. Uzun süreyle ve sabırlı bir hekim tarafından uygulanacak kişilik çözümlemesi ile sonuç elde etmek mümkündür. Bir hastam, eğitimli, entelektüel kişilere karşı ciddi husumet besliyordu. Bir yandan da onları taklit çabasındaydı. Öyle bir haldeydi ki, kendi dini ve benzeri kültürel değerlerini saklamakla meşgul, onları açığa çıkarmaktan aşırı korkuyordu. O şekilde aşağılanacağını düşünüyordu. Yıllar süren sabırlı bir tedavi sonrasında kendi gerçek kimliği ile barıştı, aşağılanmadığını gördü ve sağlığına kavuştu…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.