Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ve TMS

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) Amerika’da %2 görülme sıklığına sahip nöropsikiyatrik bir bozukluktur.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)

OKB semptomları genellikle çocuklukta başlar ve daha sonra günlük yaşamı ve ilişkileri etkileyen kronik bir soruna dönüşür. Obsesyonlar vesvese olarak da ifade edilen takıntılı düşünceleri, kompulsiyonlar ise ritüel davranışlar olarak ifade edilen tekrarlayan davranışları tanımlamaktadır. Defalarca el yıkamak, fırının kapalı olup olmadığını her gece defalarca kontrol etmek gibi davranışlar “takıntılı” davranışlara örnek gösterilebilir. Bu davranışlar farklılık gösterse de ortak özellikleri kişilerin günlük yaşamlarını etkilemeleridir.

Farmakoterapi hastalarda %40 ile %60 oranında işe yaramaktadır. Aynı zamanda kognitif davranışçı terapi de OKB hastaları için etkili olabilmektedir. Fakat farmakoterapi veya psikoterapinin yeterli gelmediği durumlarda yeni ve alternatif yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır.

OKB’nin patofizyolojisinde yer alan nöral devrelerin anlaşılmasıyla birlikte son on yılda OKB’yi tedavi etmek için çeşitli farmakolojik olmayan yaklaşımlar geliştirilmiştir. Giderek artan kanıtlar OKB’nin oluşumunda 3 önemli bölgenin disfonksiyonuna işaret etmektedir. Bu bölgeler dorsolateral prefrontal korteks , orbitofrontal korteks ve supplementer motor alandır.

Tekrarlayan TMS (rTMS)

Tekrarlayan TMS (rTMS) oluşturduğu manyetik alan etkisiyle korteks ve korteks altı yapıların aktivitesini elektriksel akıma neden olarak değiştirebilmektedir. Düşük frekansta uygulanan rTMS’nin medial prefrontal beyin bölgesindeki hipermetabolik aktiviteden kaynaklanan OKB semptomlarını baskıladığı düşünülmektedir. Yapılan meta-analiz çalışması sonucunda bulgular aktif rTMS ‘nin önemli ölçüde genel OKB belirtilerini ve OKB ile ilişkili anksiyete ve depresyonu azalttığını göstermiştir. Bu etkinliğin daha çok orbitofrontal korteks ve suplementer motor alanlarda olduğu gösterilmiştir. Ayrıca striatum adı verilen korteks altı yapının aktivitesinin fazla olmasının tekrarlayan davranışlara neden olduğu düşünülmektedir.

Deney hayvanları üzerinde yapılan bir çalışmada lateral orbitofrontal korteksin aktivitesinin artırılması, striatumun baskılanmasını sağlar. Böylece aşırı tekrarlayan davranışların ortaya çıkışı azalmakta, başka bir deyişle kompulsif davranışlar tedavi edilmektedir.

Başka bir çalışmada rTMS ile suplementer motor alana yapılan inhibitör uyarımın OKB’de ve Tourett sendromunda görülen semptomlarda anlamlı ölçüde gelişme sağladığı ve bu etkinin 3 ay boyunca sürdüğü gösterilmiştir.

Her ne kadar çalışmalar rTMS’nin OKB semptomları üzerinde etkili olduğunu gösterse de çalışmalarda uygulanan protokoller farklılaşmaktadır. Klinikte uygulanacak protokolün standardize edilmesi ve rTMS’nin OKB semptomları üzerindeki etkinliğinin daha sağlam kanıtlarla desteklenebilmesi için çalışmaların daha geniş ölçekli gruplarda yapılması gerekir.

Psikiyatri ve teknoloji işbirliğiyle yapılacak yeni çalışmaların ileride psikiyatrik bozukluğun kliniğine katkı sağlaması beklenmektedir.