Olgu #1

Bipolar (manik-depresif) tanısı ile uzun yıllardır takip edilen bir erkek hastam vardı. 32 yaşında idi. Orta Anadolu’nun bir köyünden geliyordu. Bir de bana muayene ettirmek istemişlerdi.

Öyküsünde; zaman zaman çok neşeli olduğu, fazla harcama yaptığı, cinsel ilgisinin arttığı, etrafa yardım ettiği, çok önemli bir insan olduğuna inandığı, çağrışımlarının hızlandığı ve çok konuştuğu manik dönemler ve bunu izleyen tam tersi peridolar yaşadığı ifade edildi. Çökkün, kendine güveni azalmış, intihar fikirlerinden söz ettiği, konuşmak istemediği depresif dönemlerdi bunlar…

Bana geldiğinde manik dönemdeydi. Kendine bakımı azalmıştı. Psikomotor aktivite artmıştı, yani yerinde duramıyordu. Çağrışımlar hızlı ve kopuktu. Belli ki düşünce hızını kontrol edemiyordu. Düşünce içeriğinde büyüklük sanrıları vardı.

Fazla uzatmayalım, sıradan bir uzmanın, hatta birinci yıl asistanının kolayca tanı koyabileceği bir bipolar olgusu idi.

Ama bir şeyler beni endişelendiriyordu. Yündeki kırmızılığa (flashing), göz bebeklerindeki genişliğe (pupilla dilatasyonu) ve o korkutucu düzeyde, delici (perforan) bakışlarındaki sabitliğe bir anlam veremiyordum. Doğrusu nörolojik muayenesinde herhangi bir patoloji de yoktu.

O yıllarda MR bulunmuyordu. BT istemiştim. Normal sonuçlanmıştı. Arkadaşlarla konuyu paylaştım. Konsülte ettik. Herkes benim artık konuyu uzatmamam gerektiğini söylüyordu. Ama benim içim hala rahat değildi. Aynı merkezden kuşkularımı dile getiren bir yazı eşliğinde ikinci bir BT istedim. Hasta yakınlarının işbirliğini unutamıyorum. Sadece onlar benim arkamda yer alıyorlardı. Ve sonuç; beyin sapında 5 mm çapında iskemik (kansız kalmış) alan saptandı… Söz konusu alan duygu-durumun opere edildiği çekirdekleri içine alıyordu.

Nihayet yapılan ileri tetkikler gösterdi ki, hastamın yükselen ana damarında (aortasında) anevrizma ve ona bağlı trombüs denilen büyük bir pıhtısı vardı.

Yakınları Almanya’da işçi olarak çalışıyordu. Hastayı alıp oraya götürdüler. Ve sonrasında maalesef hastamın izini kaybettim.

İzinlerini almaya fırsat olmadığı için bilimsel bir dergide yayınlamak da nasip olmadı.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.