Önyargılarla başa çıkmak! Ama nasıl?

Bundan çok önceydi. Yakın bir Türk dostumla önyargılarımız gözden geçirmeye karar vermiştik. Her ikimiz de konuyla ilgili anılarımızı paylaşacaktık. Her ikimiz de o konuda ıstırap derecesinde acı hissetmekte ve çözüm aramaktaydık.

Söze o başladı. Amerika’da bir toplantıdaydı. Değerli bir bilim adamıydı. Aynı değerde yaşlı bir Amerikalı dostu ile sohbete dalmış giderken söz Araplardan açıldı. “Arapları hiç sevmem!” deyiverdi. “Elleriyle yerler! Cahildirler! Onlarca yıldır Şeyhlerinin boyunduruğundadırlar ama hiç ses çıkarmazlar” vs. vs. diyerek sıralarken Amerikalı yaşlı bilim adamı uzunca süren sessizliğini birden bozar ve alabildiğine soğukkanlı ve mesafeli bir ifadeyle “prejudicious!” yani “önyargı!” der… Arkadaşım uçurumdan aşağı yuvarlanır gibi hisseder. O basit, soğuk ve mesafeli kelime karşısında tutunacak bir tek dalı bile yoktur. Tek çare durumu kabullenmektir. “Evet” der, “Önyargılıyım…” Ama diye devam edecek olur ki Amerikalı adam “Bir zamanlar tüm insanoğlu karanlık dönemlerden geçtik.” der ve konu artık kapanır. Bilim adamı dostum olayın etkisini hala unutamamaktadır.

Yine bir başka öyküde çalıştığı kurumda İngilizce bilmeyen, Anadolu çocuğu kıvamındaki hocalar için “Ülke sınırlarını geçtikleri anda ayakkabı boyacısı bile olamazlar!” diye düşündüğünü, bu fikrini psikanalizi esnasında analisti ile paylaştığını ve analistin anında yorumu yapıştırdığını anlattı. Analisti dedi ki; “Onlar hakkında ne biliyorsun ki? Ne koşullardan buralara geldiklerini nereden biliyorsun? Üstelik onları değersizleştirip de kendine paye çıkarıyorsun. Görüyorum ki deryalar mürekkep olsa ağaçlar da kalem, yazmakla ilimin bitmeyeceğini hala anlamıyorsun…”.

“Unutma ki, dünya herkese yetecek kadar ve yeterince büyük!” diye eklemişti usta analist…

Uzun lafın kısası, malum insanların iyi ve aydın ya da kötü ve karanlık halleri vardır. Mühim olan ne halde olduğunun farkında olmaktır. Size selam verene bile önyargıyla yaklaşıp art niyet aradığınız zamanlar olmadı mı? Önyargınızı saptayan bilge kişilerin “Kalbini yarıp ta içine mi baktın ki kötü niyetli olduğunu söylüyorsun!” dediğinde eliniz ayağınız karışmadı mı?

Peki, ne etmeli de tolerans göstermeli ki önyargıları teker teker yok etmeli? Belki de yakın dostlara kulak kabartmalı ve dostumla yaptığımız gibi şu kahrolası önyargılarımızı bir bir gözden geçirip o tek kelimeyle “utanç”tan kurtulmalı…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.