Özgün Felsefi Psikiyatrik Aforizmalar

Anlamanın Yolu

Her şeyi anında anlamak mümkün müdür?! Değil mi ki, iki sıradan satranç oyuncusunun hamlelerini anlamak bile çoğu zaman zordur, hele bir de usta iseler neredeyse imkânsız… Vezir fedasına dek uzanan, görünürde acımasızlıklar, aptallıklar…

Bilgisayar tarihçem

Bilgisayar kavramını ilk duyduğumda orta ikideydim. 1974 civarları… Bizim Mustafa Tigrek’ten duymuştum. Abisi ODTÜ’de öğrenci idi. Delikli, kare şeklinde bir takım kâğıtlar gösterip bilgisayarla ilişkisini anlatırdı.

Gecenin sessizliği, düşünceler, anılar ve Sezen Aksu…

Bir ömre neler de sığarmış dersiniz ama aynı anda ömre sığmayan hayallere dalmış gidersiniz. Zaten her şey varmış bu dünyada, ama aynı zamanda hiçbir şey yokmuşa gelirsiniz.

Eğitim şart!

Eğitim sisteminin özü olayların ardındaki gerçekleri açıklamak, anlamak ve daha sonra da anlatmaktır… İşte bunlar, temel eğitim, ön lisans ve yüksek lisansa esastır…

Tarih denen şey!

Ah nerede o adını aklıma yazdığım fizik hocalarım, oysa tarih denildiğinde hep bocalardım.

Ahmet Emmi

Henüz bıyıklarımız terlememişti. Atilla önde ben arkada ilerliyorduk, ancak keçi geçer bir patikada durduk. Atilla köy çocuğu idi. O yolları ezbere bilirdi. Çam ağacının köküne basıp karşıya zıplayıverdi. Benim için ne ilerlemek ne de geriye dönmek mümkündü.

Yaşlı adamın gözyaşları

Tanımaktan büyük gurur duyduğum, tanıdığım en yüce ruhlardandı. Bir makamı vardı. Şeyhti. Babası da öyleydi. Budapeşte’nin Gülbabası ve doğuda ve batıda daha nice Allah aşıkları neyse Elazığ’ın Sadi Abisi de oydu…

Kör inanç!

Yeni gelişmelere kulak vermek lazım. Bir bakmak lazım. Eski bildiklerimizi tümüyle yerle bir edecek olsalar da, şöyle bir cesaret dostlarla ve bilenlerle konuşmak, anlamaya çalışmak lazım. Ve tabi ki yenilik denilen şeylere de hemen öyle yapışmamak ve inanmadan önce anladığından emin olmak lazım.

Üstün zenginler ve zengin üstünler!

Türkiye’nin belki de en zengin gençlerindendi. Henüz yirmi beş yaşında… Babası bir nedenle işleri gencecik zamanda ona terk etti… Anneleri o daha ortaokulda okurken vefat etti. O sıralar, babası vasıtasıyla, benden psikiyatrik destek aldığı olmuştu. Sadece destek… Herhangi bir hastalığı yoktu.

İtaatin de bir sınırı vardır!

İnsan genç yaşta babasına çok muhtaçtır. Arkada dağ gibi bir baba gerçek bir ihtiyaçtır. Babasını kaybedenler bu gerçeği tez fark eder.

Önyargılarla başa çıkmak! Ama nasıl?

Bundan çok önceydi. Yakın bir Türk dostumla önyargılarımız gözden geçirmeye karar vermiştik. Her ikimiz de konuyla ilgili anılarımızı paylaşacaktık. Her ikimiz de o konuda ıstırap derecesinde acı hissetmekte ve çözüm aramaktaydık.

Barış adında bir çocuk!

Her psikiyatristin günlük deneyimidir, aile içi geçimsizlikler, ilişki sorunları… Ne yazık ki hal bazen o noktaya dayanmakta ki kadın erkeği aldatmakta, erkek de kadını. Alabildiğine mutsuz çiftler doktor doktor dolaşmakta. Ve bazı hekimler kendini ilişki uzmanı olarak tanıtmakta. Başka şeylerle uğraşmamakta, ekmeğini o alanda kazanmakta… Yani müşteri bulmakta hiç sıkıntı yaşamamakta.