Psikiyatride Endofenotipler

Genotip kavramı bir organizmanın DNA yapısı hakkında bilgi verir. Fenotip kavramı ise, bu organizmanın genotip ve çevresel koşulların etkileşimiyle ortaya çıkan görüntüsüdür. Hastalıklar araştırılırken fenotipi incelenir; böylece genetik faktörler ve çevresel koşullara göre tanı, tedavi ve önleyici faktörler üzerine yorum yapılabilir.

John ve Lewis, 1966 yılında yayınladıkları raporda, ilk kez “endofenotip” terimini kullanmış, bu terimi, “görünen ve dışsal değil, mikroskobik ve içsel” olarak tanımlamıştır. Psikiyatride genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi, 1965’te şizofreniyi anlama amacıyla incelenmeye başlanmış; 1973’te psikiyatride endofenotip kavramı kullanılmıştır. Psikiyatride semptomlar beyin bölümleri ve nörokimyasalların çevresel tetikleyicilerle etkileşimi üzerinden incelenir.

Endofenotipler sayesinde hastalık birbirinin içine geçmiş etkileşimlerle değil, daha basit faktörlere açıklanabilir. Bu faktörler semptomların genetik ve gözlemlenebilir karakteristikleridir; nöroanatomik, nörofizyolojik, duygusal, motivasyonel, bilişsel veya basit tepkiler olabilir. Endofenotip, hastalığa yatkınlığı gösteren biyolojik işaretlere benzer bir kavramdır; farkı, evrimsel geçmişe bağlı olduğu için ancak nörogenetik analizle saptanabilir.

Endofenotip diyebilmek için, genetik olarak görünen semptomların hastalığa özgü olması, sürekliliği olması (duruma bağlı olmaması), genetik aktarım ve toplumun diğer üyelerine nazaran ailede görülme oranının yüksek olması gerekir.

Endofenotipler sayesinde fenotiplerdeki gen sayısı ile hastalığa yatkınlık saptanabilir. Diğer bir deyişle genetik tahlil yapılabilir. Endofenotip, fenotip gibi “var” ya da “yok” şeklinde değil, bir sayı doğrusu üzerinde açıklanır. Fenotipteki gen sayısına göre genetik analiz karmaşıklaşabilir. Fenotip içinde bulunan hastalık genlerinin sayısının düşük olması, genetik analizin karmaşıklığını azaltır. Fenotip içinde bulunan genlerin sayısının yüksek olması, genetik analizin karmaşıklığını artırır.

Psikiyartrik hastalıklarda endofenotiplerin tanımlanmasına dair çalışmalar henüz yeterince başarılı değildir. Ancak şizofrenideki endofenotipleri tanımlama üzerine yapılan çalışmalar artmıştır.

Özetle, bir hastalık, yani şizofreni vb. bir sendrom muhtelif genlerin tesiriyle ortaya çıkmaktadır. Hastalığın genetik tabiatını ortaya çıkartmak, böyle durumlarda zor olmaktadır. Hastalığı bir bütün olarak ele almaktansa semptomlara ayırıp her bir semptomun genetik altyapısının incelenmesi hedeflenir. Böylece hastalığın endofenotipi anlaşılmış olur. Mesela depresyonda frontal alfa artışı genetik zeminde ortaya çıkıyorsa bu bir endofenotiptir. Bunun tespiti için frontal alfa artışı yakın akrabalarda, özellikle kardeşlerde saptanırsa inceleme derinleştirilir. Hangi genin burada rol aldığı anlaşılırsa endofenotiple ilgili bir pattern anlaşılmış olur.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.