Sağlık meselesi…

Sağlık meselesi… İlginç tartışmalara tanık olursunuz. “Para mı? Sağlık mı?” ya da “Makam mı? Sağlık mı?” gibi… Ama sağlığınızı kaybettiğiniz anda anlarsınız Hanya’yı, Konya’yı!

Önce bir şok yaşarsınız. Olayın ciddiyetini kavramaktan çok uzaksınızdır. Sonra, sebep ararsınız. Mantık yürütürsünüz. Ardından sorunun içeriğine bağlı olarak dehşete kapılmakla umursamazlık arasında bir yerde bulursunuz kendinizi. Sonuç itibariyle tehlikeli olduğu bilinen bir hastalıksa, mesela kanser gibi, dehşet yaşarsınız. Derin bir hüzün kapıda bekler, Kimimiz kırılgan kişiliğimizle canlı cenaze gibi dolaşırız. Konu hakkında kapak kaldırmaz, inkâr ederiz… Yüzünden kan damlayan, etrafta ceylanlar gibi koşturan sağlıklı olduğu imajı verenlere nasıl da gıpta ile bakarız değil mi?

Meseleyi kabullenip de çözüm yolunda atağa geçtiğinizde aradan epey bir zaman geçmiştir. Şimdi de neden geç kaldığınızı sorgular, suçlayacak birilerini ararsınız. İlk gördüğünüz kişi bizzat kendinizdir. O sıralara denk düşer, sağlık çalışanları ile ilk ciddi temas. Artık hayatımızda yeni bir ordu vardır. Doktorlar, hemşireler, hasta bakıcılar ve diğerleri… Bir zamanlar adlarını sadece şarkılarda, romanlarda, haberlerde duyduğumuz insanlar…

Ansızın kapıyı çalan sağlık meselesi birdenbire hayatın eksenine oturuverir. İnsanın felsefesi değişir Alimallah. Önemlilerle önemsizler ayrışıverir de önemli olan tek şey kalır, o da sağlıktır… Eski günlere dönmek için neler vaadedilir neler… Malını mülkünü ne varsa her şeyini şarlatanlara kaptıranlar görürsünüz. Her şey eski, mutlu bilinen günlere dönmek içindir. “Ah, hayali cihan değer!” Denen haller için.

Doktora “Gökte Allah yerde sen!” dersiniz. Kimi doktor vardır bu rolü gerçek (bizim oraların ifadesiyle “essah”) sanır… Adeta orgazmik vaziyetler olur! Kimi doktor kendini tümden değersiz sayar da hastasını karanlıkta yapayalnız bırakır. Ama kimi doktor da vardır ki, bilgilendirir de korkuyu silip atar evvel emirde. Hastasının anlamadığını gördüğünde verdiği bilgiyi, tekrar tekrar, tekrarlar… Bıkmaz usanmaz. Küçümsemez. Bilginin ışığında ne karanlık kalır ne de korku. Bilginin “ancak buraya kadar! Daha fazlası için ileri araştırmalar sürmektedir!” Dediği yerde sevgi başlar. Hastasıyla dertleşme faslına girer sağlık ordusu. Ne de olsa aynı kaderi paylaşan naçar birer varlıklardır onlar, her ikisi de…

Depresyon mu? İşte o baki kalır… Kimisinde açıkça vardır. Kimisinde sessizce yaşanır.

Allah herkese, hepimize katlanabileceğimizden fazla sağlık sorunu vermesin, tüm ağrılarımız dinsin, ruhumuz şu fani dünyada şen gelsin şen gitsin…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.