Satranç ve psikiyatri

Satranç ve psikiyatri… Her ne kadar eski ilgiyi korumasa bile şahane bir oyundur satranç. Açılış, oyun ortası, oyun sonu, piyon, şah, vezir, “gambit” (açılıştan alet feda ederek avantaj elde etme), “zugzwang” (ne yaparsan yap kaybedersin hali), daha nice terimler hayatta karşılığı olan… Karpov’lar, Kasparov’lar, Lasker’ler, Capablanca’lar, Spassky’ler, Fisher’ler… Daha kimler, kimler… Oyunu aslında iki insan arasındaki psikolojik mücadeleden ibaret gören Lasker’e de bir bakın… Her neyse, eski itibarını büyük ölçüde kaybetmesinin ana nedeni olarak, hemen tüm olası kombinasyonların yüklenebildiği bilgisayarları görüyorum, ben şahsen. Böylece oyun yaratıcı güç, zekâ, akıl, bilgelik vb. yüce değerlerle ilintisini yitirmiş, tümüyle bir hafıza oyunu haline gelmiştir. Hele bir de alet, büyük ustalar dâhil önüne geleni rahatlıkla yener hale gelince işin tadı tuzu kaçmıştır. Ama olsun, ben yine de meslek pratiğimde çok kullanırım satrançla ilgili düşünce biçimini… Aşk oyununda alakasız bir hamle ile açılış yapan ve daha oyun başlamadan kaybedenler, oyun ortasında rehavete kapılıp rakibine paçayı kaptıran iş adamları, oyun sonunda yılgınlığa, gereksiz ümitsizliğe kapılan depresyon hastaları, elindeki her şeyi filleri, kaleleri ne varsa her şeyi parlak fikirleri uğruna hesapsızca harcayan mani eğilimi olanları, rakibin yaptığı her hamleyi gözünde büyüten paranoid insanları, stratejisinde istikralı olamayan, daldan dala atlayan hatta belki de hiç strateji üretemeyen şizofrenik davranışları, karasızlığı ve inisiyatif koyamaması ile karakterize, planlara ters durumlarda oyunu hemencecik terk eden obsesif düşünceli olanları izlemek bana içten içe eğlenceli gelir. Bunu aramızda kalacağını bilerek itiraf ettim. Yoksa başkalarının içinde bulunduğu zor anlardan zevk alıyor değilim, zaten aynı şeyi kendim içinde yaparım ya… 10 hamle sonrasını görebildiğini ve bununla gurur duyduğunu ifade ederken ters köşe olan sözüm ona dehalar! Öte yandan en doğru stratejinin o anda yapılabilecek tek ve en güzel hamleyi keşfetmek olduğunu bilen mütevazı, bilge kişiler… Vezir fedasını her şeyin sonu sanıp erken kutlama yapanlar kurnazlar… Oyun sonuna taşınan bir piyon üstünlüğünün kıymetini bilen sabırlı ve usta yatırımcılar… Tüm bunlara tanık olmak sizce de eğlenceli değil mi? Hayat bir savaş mıdır? Ya kazanılan ya da kaybedilen… Bilmem ama bir oyun olduğuna adım gibi eminim… Belki de, ne kazananı ne de kaybedeni olmayan…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.