Söz vermek ve sözünde durmak

Söz vermek ve sözünde durmak… İkili ilişkilerin en temel yapı taşlarındandır. Beş-altı yaşlarındaydım. Babamın yanında çalışan görevli “Kış gelince sana kardan kamyon yapacağım! İçine biner sürersin!” demişti. Bunu durup-dururken söylemişti. Belki daha birçok çocuğa aynı şeyi yapmıştı, belki de gönlünden kopmuştu… İnanır mısınız, gün saymaktan benim için o yıl kış gelmek bilmedi. Nihayet o gün geldi… Sevinç içindeydim. Fazla uzun sürmedi görevli bir nedenle eve geldi. “Hadi” dedim… Anlamadı. “Ne hadisi oğlum?” diye cevapladı. “Hani kamyon yapacaktın?” Sabrım taşmak üzereydi. “Kardan kamyon” dedim. “İçine binip gezecektim ya!”. Kahkahayla güldü ve “Hiç öyle şey olur mu oğlum?” İşte ruhsal travma öyle bir şey olmalıydı. Enayi yerine konmuş, aşağılanmış ve küçümsenmiştim. Olayı öylece içime attım. Hala hatırladığıma göre varın gerisini siz düşünün. Yıllar geçip te gördüm ki, bu söz verme ve fakat sözünde durmama sıklığı sosyo-kültürel düzeyle yakın ilişki göstermekte. Aile terbiyesinin yerini hiç gündeme getirmiyorum. İnsanlar temelde iyi midir? Kötü müdür? diye tartışırız. Ve verilen cevap, kültürel ve kişisel farklar gösterir ya… İşte bence o noktada verilen sözlerde durulan toplumlarda “İnsanlar iyidir” sonucu çıkar gibime geliyor. Abartılı sözler verilir, çoğu kez güç gösterisi olarak, zaman-zaman da keşke olabilseydi babından (wishful thinking), sonra da sözünde durulmaz, zira artık gerek kalmaz. Bu yazımı bir fıkra ile sonlandırmak isterim. Adamın biri yana-döne park yeri arar. Bulamayınca “Allah’ım bir yer bulmama yardım et, bir fakire sadaka vereyim!” der. Tam sırada bir yer boşalır. Seninki döner “Rabbim teşekkür ederim sana gerek kalmadı!” diye olayı noktalar. Sözünde duran, emin insanlardan oluşmuş bir sosyal ağ dilerim herkese…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.