SSRI grubu ve yeni nesil antidepresanlar

Trisiklik tipte antidepresanların yan etki profilleri nedeniyle bazı hastalarda kullanılamıyor olduğu gerçeği ile depresyonun oluşum mekanizmasında seroronin isimli nörokimyasalın öneminin kavranması sonucunda 1970’lerden itibaren serotonin reseptörleri üzerinde etki gösteren kimyasallar geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmalar ilk meyvelerini 1980’li yıllardan itibaren vererek, SSRI grubu ilaçlar geliştirilmiştir. Fluoksetin, paroksetin, fluvoksamin, sertralin, sitalopram ve en son essitalopram bu gruptaki ilaçlardır.

SSRI grubundaki ilaçlar yan etkileri sıklıkla önemsiz düzeyde ve hafif olduğundan yaygın kullanım alanı bulabilmiştir. Bu yan etkiler ağız kuruluğu, bulantı, baş dönmesi, kabızlık/dışkıda yumuşama gibi sıklıkla tedavinin başında ortaya çıkan, genellikle kendiliğinden gerileyen etkilerdir.

SSRI grubu ilaçların etkinliklerinin trisiklik antidepresanlardan düşük olması ve hastaların hatırı sayılır bir oranında görülen yetersiz etkinlik nedeniyle daha sonra yeni kuşak denilen serotonin adlı nörokimyasalın dışında dopamin ve noradrenalin üzerinde de etki gösteren yeni kuşak antidepresanlar 1990’lardan itibaren geliştirilebilmiştir. Venlafaksin, mirtazapin, bupropion, duloksetin gibi ilaçlar bu gruptan olup etki mekanizmaları ve yan etki profilleri birbirlerinden farklıdır.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.