Usta olmak

Usta olmak… Hayatın her alanında, ama her alanda ustalık kavramı geçerlidir. Usta aşçı, usta oyuncu, usta boyacı, usta kumarbaz vs. vs. sürer gider… Ustayı farklı kılan şeyler vardır. En önemlisi şans ve ustalık arasındaki ilişkinin ustadan yana ağır basmasıdır… Yani, işinizi şansa ne kadar az bırakıyorsanız o kadar ustasınızdır. Mademki şans faktörünü sıfırlamak neredeyse bir ütopyadır, o halde her usta bilir ki kendisinden daha iyi ustalar vardır… Hemen tevazu akla gelir, değil mi? Gerçek usta o kadar mütevazıdır ki, gören onu çırak sanır… Şansa bırakmaz dedim, peki bunu nasıl yapar? Malum, her işin bir dizi belki de bitmek tükenmek bilmez kuralları vardır. Usta ömrünü o kuralları saptamakla geçirmiştir. Tabi kendi ustasından öğrendiklerinden gayri… Kurallara uymayan bir noktada işin inceliği başlar, işte şans dediğim tam da o noktadır. Ne kapılar aşındırmıştır usta olana dek, ne eller verilmiştir ona… Nasırlı eller! Öpülesi eller! Usta-çırak meselesinin özünde yatan şey nedir? Bilir misiniz? Ustaların ustası sadece kuralları öğreten kişi değildir, ama aynı zamanda o kuralların farklına nasıl varıldığına da ışık tutar. Bence eğitim denen şey aslen bu olsa gerekir. Peki, usta psikolojisi nasıl bir şeydir? En önemlisi çalışkanlık, ustasına ve insanlara saygıdır… Yaptığı işin içinde gizli olan senfoniyi dinlemekten mest olmuştur usta… Orada kâinatın ne mene bir düzen içinde dönüp durduğunu hisseder… Hiç bir şeyin durup dururken olmadığını, her şeyin bir sebebe dayandığını gözüyle görür… Yaptığı işin incesine girdikçe bir hiç olduğunu ama hiç olduğu halde nasıl da büyük saygı gördüğünü yaşar, derin bir mahcubiyet içindedir usta… Yaptığı işin içinde her şeyin gizli olduğunu ama aynı zamanda hiç bir şeyin olmadığını yakaladıkça hayatın anlamını en derinlerde sorgulamaya koyar kendini usta… Artık ustalık öyle bir noktaya gelir ki yaptığı işin filozofu olmak zorunda kalır usta. Şimdilerde ustaların işi daha da zorlaşmakta… Zira teknoloji şans faktörüne karşı maksimum galibiyeti zorlamakta. Ama unutulmamalı ki, teknolojiyi insan ama insanı kâinat sınırlamakta… Demem o ki; gerçek bir usta bilir ki, teknoloji olsa olsa usta için bir referans, ya da ölçü değil, sadece bir araç olmakta… Ustaya saygının arttığı ve ustaların bollaştığı bir dünya da usta olarak yaşamak ne güzel! Çılgınlar gibi eğlenmek için ondan daha iyi bir denklem olabilir mi? Her yanlışımızın ardında sırlar gizli, her hata yepyeni ufuklar açıyor, her gün farklı bir denizde rüzgâr arkanızda… Daha ne diyeyim ki? Ustalığı hedef alanlara selam olsun diyerek noktalamak isterim bu defa…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.