Üstün zenginler ve zengin üstünler!

Türkiye’nin belki de en zengin gençlerindendi. Henüz yirmi beş yaşında… Babası bir nedenle işleri gencecik zamanda ona terk etti… Anneleri o daha ortaokulda okurken vefat etti. O sıralar, babası vasıtasıyla, benden psikiyatrik destek aldığı olmuştu. Sadece destek… Herhangi bir hastalığı yoktu.

Aradan zaman geçti. Dert ortağı olduk. İşte öyle bir mecliste, delikanlı “aylık harçlığım sadece iki çaycıya verdiğim para kadardır” dedi. Daha şaşkınlığımı üzerimden atamadan devam etti: “kendime istediğim marka araba alabilecekken, mümkün olduğu kadar ucuzuna binerim. Lüks arabanın ekstra masraflarını bir kenara koyar, çalıştırdığım insanlardan birisine -yılın personeli ödülü- olarak hediye ederim!”

Hayranlık duymaya başladığım adamın kendisinden bir kaç yaş büyük ablası da sohbete katılmak üzere geldi. Hoş geldin-beş gittin den sonra adam beni iyice etkisine alacak o bilgiyi de verdi: “Biz kardeşimle Osmanlı-Türk tarihine özel ilgi duyarız. Ablam her fırsatta beni köşeye sıkıştırır, tarih bilgisi verirdi. Bugün mesela, padişahlarla ilgili çok geniş bir bilgi birikimimiz vardır. Kaynaklarımız ta Princeton Üniversitesi’nden yollanmaktadır.”

Daha iki gün öncesinde “Ne olacak, altı üstü zengin çocuğu!” dediğim ve “Baba parasını bakalım ne zaman tüketecek?” diye kendi kedime sorduğum genç utanç duymama yol açtı. En iyisi kimse hakkında önyargılı olmamaktı. Olay bana bunu bir kez daha hatırlattı.

Dedi ki, “Ben çaycıma bile asgari ücretin üç katını veririm. Oysa öyle ortaklarımız var ki, çalıştırdıkları işçiyi kenara çeker ve der ki ‘Sana asgari ücretin altında vereceğiz. Beğenmezsen çeker gidersin!’ Böylece hem işçiye daha az para verirler hem de çalıştırdıkları işçi başına devlet teşviklerinden istifade ederler. Bunu yapanlar Anadolu’nun dindarlığı ile meşhur kentlerinden birinde yine dindarlığı ile meşhur işadamlarındandır.”

Genç adamın ise dinle ilgisi kendi kendine sorgulama aşamasındadır. Okumaktadır. Hayatın anlamını araştırmaktadır. Şimdilik keşfettiği en önemli şey paradan çok daha güçlü varlık ve değerlerin olmasıdır…

“O işçiler” dedim, “sana bağlanacak, iş yerini kendinin sayacak ve gelirin katlanacak”. “Haklısınız” dedi. “Zaten işin başına geçtiğimden beri gelir grafiği gittikçe tırmandı ve anlaşılan o ki daha da tırmanacak”…

Bu hikâye inanıyorum ki zenginliği üstünlük sananlara ders olacak…

Kahramanlara gelince, genç adam üstün zengin rolünü alacak, dindar (!) işadamı ise zengin üstünlerden olacak…

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.