Vizyon

Psikiyatri temelde insan davranış, düşünce ve duygularında meydana gelen sapmalarla ilgilenen bir tıp bilim dalıdır.

Düşünce, duygu ve davranışlar tamamen beyin işlevleridir. O halde psikiyatri beyin işlevleri ile ilgilenen bir disiplindir.

Beynin psikiyatriyi ilgilendiren işlev bozukluklarının sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Daha doğrusu birçok patolojik (hastalıklı) durum daha yeni anlaşılmakta ve tanımlanmaktadır.

Ne yazık ki, bir bilim olarak psikiyatri henüz daha gelişim evresindedir. Hastalıkların çoğuna öznel (subjektif) ölçütlerle tanı konulabilmekte ve takip edilebilmektedir.

Ama her şeye rağmen, tanı ölçütlerinin güvenilirliği ve geçerliliği, en azından majör psikiyatrik hastalıklar için, yeterli düzeydedir. Nitekim, söz konusu ölçütler göz önüne alınarak yapılan araştırmalarda beyin üzerinde etkili her türlü psikiyatrik girişimin değiştirici ve tedavi edici gücü ortadadır.

Psikiyatride iki temel yaklaşım vardır. Bunlardan birincisi “Dinamik” ikincisi ise “Biyolojik” yaklaşım olarak bilinir. Ben birbirini destekleyen bu her iki yaklaşımdan da yararlanılması gerektiği kanısındayım. İnsanı bir bütün olarak ele almak için bunun önemli olduğunu düşünüyorum.

“Dinamik” yaklaşım, hiçbir patolojik durumun durup dururken, rastlantısal olarak ortaya çıkmadığını savunur. Bu yaklaşıma ben de sonuna kadar inanıyorum. İstatistik bilimi açısından bakacak olursak: eğer bir olayın tüm öncülleri bilinirse o olayın gerçekleşme olasılığı %100 doğrulukla saptanabilir. Bu ilke bize dinamik psikiyatrinin yukarıda ifade ettiğim temel varsayımını destekler niteliktedir. Başka bir ifadeyle, tüm normal dışı duygu, davranış ve düşünceler birtakım öncüllerle ortaya çıkmaktadır. İşte o öncülleri anlamak ve tanımak dinamik psikiyatrinin temel ilkelerini bilmeyi gerektirir.

Öte yandan “Biyolojik” yaklaşım da oldukça güçlü bir argümana sahiptir: Bu yaklaşıma göre beyin tam da kainatın kesişme noktasında yer alır! Yani, her türlü bedensel, organik, sosyal, psikolojik, ekonomik, tarihsel, hatta coğrafi ve daha birçok kozmik olay beyinde algılanır, işlenir, değerlendirilir ve bir çıktı ile ortaya konur. Bu gerçekten uzak durarak insanı ve onda meydana gelen değişimleri anlamak, haliyle. mümkün değildir.

Kısaca benim vizyonum, insanı biyo-psiko-sosyal bir bütünlük içinde, kendine özgü bir birey olarak dinamik ve biyolojik psikiyatri verileri ışığında anlamak ve ona yardımcı olmaktır.