Yaratıcılık

Yaratıcılık… İngilizcesi “creativity”… Henüz saptanmamış bir görüş açısı ortaya koyma yeteneği diye özetleyebilirim. Yere bir yuvarlak çizip te tepeden bakıldığında kocaman hasır şapkalı bir Meksikalının orada uyumakta olduğunu düşünebiliyorsanız yaratıcı gücünüz fena değil demektir. Bu bir psikolojik test sorusu idi ve ben o soruya değişik açılardan yaklaşamamıştım. Ama rüyamda inanılmaz zor bir uzay geometrisi sorusunu çözebilmiştim. İddialı olacak ama, daha doğrusu bu basit kişisel örnekten büyük bir genelleme olacak ama, buradan öyle anlıyorum ki herkesin bir özel ilgi alanı ve o alanda ciddi yaratıcılık potansiyeli olsa gerekir. Eğer hayattan maksimum zevki almak, o zevki yaşamak istiyorsanız yaratıcı özelliklerinizi mutlaka test etmelisiniz. Wallas, 1926’da basılmış olan Düşünce Sanatı (Art of Thought) adlı kitabında sürecin şöyle ilerlediğini söyler; Probleme odaklanma; süreci bilinçdışına taşıma, dışardan hiç bir şey yapmıyor gibi gözükme; çözümün geldiğini hissetme; ön-bilinçten bilince sıçrayış; nihayet fikrin bilinçte teyidi, ve uygulama… Herkes farklı şeyleri problem ettiğine göre, yaratıcılık herkeste vardır tezinin bir bacağı haklı duruyor; sonra, anatomi kürsüsünde çalışan bir temizlik işçisinin hiç bir özel çaba sarf etmediği halde günün birinde tüm insan kemiklerinin hatta daha fazlasının bilgisine sahip olduğuna bizzat tanık olurduk biz tıp öğrencileri, bu ve benzeri örnekler, bilinçdışı süreçlerin öğrenmede rolü olduğuna ortaya koymaz mı? Demek bizim teorinin ikinci bacağı da yerinde… Hepimizin “dilinin ucuna gelen” şeyler var ya basitçe teorinin üçüncü bacağını tamamlar… Nihayet her aklına geleni ciddiye almaz insanoğlu, bir gözden geçirir haliyle… İşte bu kadar demek herkeste yaratıcı güç potansiyeli vardır. Bir başka ifadeyle yaratıcı güç kimsenin tekelinde de değildir! Gel gelelim eğitim sistemi bunu ne kadar teşvik ediyor? Benim zamanımda başıma gelen bir örneği vererek soruya cevap arayalım. Hani şu rüyamda çözdüğüm soru vardı ya, işte o soru yüzünden 10 üzerinden 2 almıştım! “0” verecekmiş te daha önce aldığımız yüksek notların hatırına “2” vermiş… Aslında sonuç doğru imiş ama “Hoca” ya öğretilen yoldan başka bir yoldan gidilmiş… Bu örnekte bence iki şey yatar; birincisi yaratıcı güce güven olmaz zira “tufa”ya getirilebiliriz, yani kandırılabiliriz, ikincisi de yaratıcı güç ile elde edilen bilgi ya da düşünce, ya da sanat eseri ezber bozar, dolayısıyla hakim görüşe tehdit oluşturur… Ama tüm bunlar sakın sizi engellemesin zira alacağınız doyum muhteşem olacak… Usta şairlerin kelime oyunlarındaki kıvraklıkla ne de güzel dans edilir değil mi?

Yorum yapın

Bu bölümde sadece yorumlarınızı iletin. Sorularınızı Soru Sor bölümünden aktarın.