Yaygın Anksiyete Bozukluğu ve rTMS

Anksiyete kelime anlamı olarak korku ya da panik duygusudur. Günlük hayatta herkesin yaşayabileceği bu duygu yaygın anksiyete bozukluğunda (YAB) sık ve daimidir. Bu duygular kalp atışının hızlanması ve titreme gibi fiziksel semptomlara neden olabilir. Tanı için belirtilerin 6 ay boyunca gözlenmiş olması gerekir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğunun görülme sıklığı %3-%8 aralığındadır. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir.

Psikoterapi ya da farmakoterapiler (antidepresan ve anksiyolitikler) Yaygın Anksiyete Bozukluğu tedavisinde etkindir. Ancak bu tedavilerden fayda görmeyen hastalar için alternatif tedavi yöntemleri kullanılabilir. Yaygın Anksiyete Bozukluğunda alternatif tedavide kullanılmak üzere rTMS araştırmaları yapılmaktadır.

İşlevsel nörogörüntüleme çalışmaları YAB’nin duygu düzenlenmesiyle ilişkili biyolojik mekanizmaların etkinliğinin azalmasından kaynaklanmış olabileceğini göstermektedir. Endişe sırasında beyinde prefrontal korteks aktivitesinde artış, amigdala aktivitesinde ise azalma gözlenmektedir. Sağlıklılarda bu aktivite endişe sonrasında normal düzeye geri dönerken, anksiyete bozukluğu olan kişilerde endişe sonrasında gözlenen nöral aktivite normal düzeye geri dönemez.

Yapılan fonksiyonel nörogörüntüleme çalışmaları ve hayvan araştırmaları anksiyetenin sağ prefrontal korteks aktivitesindeki artışla ilgili olduğunu göstermektedir.

Yüksek anksiyete davranışları olan sıçanlarda yapılan çalışmalar frontal beyin bölgesine uygulanan rTMS’nin davranışsal ve nöroendokrin etkilerinin antidepresan tedavisiyle yarışabileceğini göstermektedir.

2014’te Amerikan Psikiyatri Birliği(APA)’nde ön sonuçları sunulan sham (placebo) kontrollü rTMS çalışmasında sağ DLPFC bölgesine 30 seans boyunca (6 hafta boyunca haftada 5 seans) düşük frekans (baskılayıcı) uyarım uygulanmıştır. Aktif rTMS tedavisi alan hastaların üçte ikiden fazlasının tedaviden faydalandığı ve 3 ay boyunca takip edilen hastalarda tedavinin etkilerinin sürdürüldüğü gösterilmiştir. Bir başka çalışmada ise hastalarda remisyon döneminin 6 ay boyunca gözlendiği belirtilmiştir.

rTMS’nin Yaygın Anksiyete Bozukluğu üzerindeki etkisini araştıran çalışmaların sayısı arttıkça klinik tedavide uygulanabilecek alternatif bir yöntem olarak kullanılacaktır.