Prof. Dr. Kemal Arıkan
Psikiyatrist

Alzheimer nedir?

Alzheimer bir demans türüdür. Demans halk arasında bunama olarak bilinen bir hastalıktır. Bunamanın altmıştan fazla sebebi vardır. Bunlardan en sık rastlananı çok iyi bilindiği üzere Alzheimer hastalığıdır. Günümüzün en önemli hastalıklarından birisidir ve toplum yaşlandıkça görülme sıklığı artarak devam etmektedir.

Alzheimer nedir?” sorusu kadar bulgularının neler olduğu da merak konusu olmuştur. En belirgin bulgular dikkat eksikliği ve hafıza bozukluğu şeklinde görülmektedir. Hafıza bozukluğu, en yakın olayları hatırlamada güçlükten başlayarak en uzak anıları içerecek şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu durum tıp dilinde Ribot Kanunu olarak adlandırılır. Yani Alzheimer hastalarında önce en yeni anılar unutulur. Bu hastalık kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda görülür. Başlangıç zamanı olarak genelde ileri yaşları tercih eder fakat nadiren de olsa erken yaşlarda başladığı da görülebilmektedir.

Alzheimer Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Alzheimer bir beyin hastalığıdır. Peki, Alzheimer neden olur? Hastalığın başlangıcında beynin belirli bölgelerinde bir takım patolojik değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Bu bölgeler içerisinde en önemlisi hipokampüs adı verilen bölgedir. Hipokampüs hafızanın depolandığı ana merkezdir. Bu patolojik bulguda bir takım protein moleküllerinin hipokampal alanda birikmesi söz konusudur.

Alzheimer hastalığının ayırıcı tanısına dikkat etmek gerekir. Yanlış tanı yanlış tedaviyi getirecek yanlış tedavi de hastalığın şiddetlenmesine neden olabilecektir. Hastalık en çok depresyon ile karışabilmektedir. Depresyonda da bunama belirtileri ortaya çıkabilmektedir. Buna özel bir isim verilir, Psödodemans (yalancı demans) olarak adlandırılır. Alzheimer hastalığına eşlik eden bazı hastalıklar vardır ki bunlardan en fazla rastlananı deliryumdur. Deliryum dikkatin ve bilincin kısa zaman aralığında sürekli değişimi ile karakterize bir bilinç bulanıklığı halidir. Bu önemlidir çünkü bazı hastalar için mortalite (ölüm) habercisidir.

Alzheimer Genetik midir?

Nedeni tam olarak bilinmeyen Alzheimer hastalığının bir bölümü genetik geçiş göstermektedir. Genetik geçiş riski hastalığın başlangıç yaşı ve ailesel olmasıyla ilişkilidir. Ebeveynlerden birinde ya da ikisinden birlikte geçme ihtimalinin olduğu durumlar kişide bu hastalığın riskini artırmaktadır.

Tanı Yöntemleri Nelerdir?

Alzheimer tanısı için birçok yöntem geliştirilmiştir. Ancak bunların hiç birisi canlı insanda hayattayken kesin tanıya imkân vermemektedir. Bu nedenle Alzheimer hastalığının kesin tanısı ölüm sonrası otopsi ile mümkündür. Kullanılan endirekt yöntemler arasına EEG, MR, PET vb nörogörüntüleme ve beyin işlev analizleri özel değer taşır.

Elektrofizyolojik analizler (özellikle EEG) beyinde yaygın yavaşlama ile karakterizedir. Nörogörüntüleme yöntemlerinden MR da ise kortikal atrofi karakteristik bulgusudur. Hipokampüs hacmi küçülmüştür. Alzheimer tedavisinde kullanılan ilaçlar hafıza fizyolojisinden elde edilen bilgilere dayanır. Bunların başında kolinerjik sistemle ilgili bilgiler gelir. Kolinesteraz inhibitörü denen ilaçlar beyinde asetilkolin miktarının artmasına sebep olmak suretiyle hafızayı kuvvetlendirir. Bunun dışında beyindeki sinir hücrelerinin kılıfında gözlenen zedelenmeleri tahmin etmek en azından Alzheimer hastalığına özgü patolojik değişimlerin hızını kesmek üzere antioksidan denilen ilaçlar kullanılmaktadır. Deliryumun eşlik ettiği olgularda düşük doz antipsikotik ilaçlar eklenebilir. Yine hafif demans olgularında antikolinerjik özelliği az olan ya da hiç olmayan antidepresanlar (eğer depresyon var ise) eklenebilir. Alzheimer demansının tedavisinde psikoterapinin de rolü vardır. Bilişsel işlevleri kuvvetlendirici bir takım zihinsel egzersizler başarıyla yapılmaktadır. Müzikle tedavi özel değer taşır. Alzheimer hastası ile iletişimde dikkat edilmesi gereken önemli hususlar vardır. Bunların başında hasta ile temasa geçen kişilerin değişiklik göstermemesi, hastanın yaşadığı ortamda objelerin yer değiştirilmemesi vb. hafızayı zorlayacak uyaranlardan hastayı uzak tutmak gelir. Bu arada hastayı tümüyle uyaransız bırakmak da hastalığın ilerlemesine yol açar bu nedenle de uyaran dengesi itina ile ayarlanmalıdır.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece okuduğunuz yazı ile ilgili yorumlarınızı iletin.