Anksiyete Bozukluğu

Anksiyete Krizi

Anksiyete Krizi

Anksiyetenin çok şiddetli olduğu durumlar vardır. Bu durumlar halk arasında anksiyete krizi ya da atağı olarak isimlendirilir. Tıbbi olarak ele alındığında anksiyete atakları içerisinde en iyi bilinen atak; panik ataktır. Diğer ataklar görece daha tolere edilebilir düzeyde iken panik ataklar gerçekten ciddi sorun yaratmaktadır. Panik atak sırasında ölüm korkusu aklını yitirme korkusuna ilave olarak çarpıntı tansiyon yükselmesi titreme vb. bedensel sorunlar ile karakterizedir. Böyle olunca kişi yaşamının sona erdiği kaygısına kapılmakta ve süreçten kurutulmak için kaçış yolları aramaktadır. İlk akla gelen şey hasta için doğrudan hastaneye gitmek ve acil hekiminden yardım almaktır. Bu doğru bir davranıştır çünkü bu tarz atakları kimi zaman gerçekten organik orijinde olabilir. Örneğin aniden ortaya çıkan kalp atım sayısı artışları (paroksismal atrial taşikardi) anksiyete kaynaklı ataklara yol açabilir ve panik atağı taklit edebilir. Yahut hipertiroidisi olan bir hastanın tiroid hormonuyla ilgili ani ataklar göstermesi (trotoksikolojis) anksiyete ataklarının taklitçisi olabilen bir başka tablo olarak akla gelmektedir.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu

Her şeyi bırakıp gözlerinizi kapatarak şöyle bir düşünün; bir konferans salonunda kürsüye doğru ilerliyorsunuz. Yıllardır çalışmasını yürüttüğünüz çok da başarılı olduğunuz bir alandaki araştırmalarınızı sunmak üzere birçok akademisyenin, arkadaşlarınızın ve öğrencilerin olduğu kalabalık bir salonda herkes size bakıyor. Oraya çıkıyorsunuz ve kendinize şöyle bir bakınca fark ediyorsunuz ki çırılçıplaksınız. Utanç içinde koşarak orayı terk etmez miydiniz? İşte sosyal fobisi olan kişilerin yaşadıklarını bu kısa senaryo iyi bir şekilde anlatabilmektedir.

Anksiyete Nedir?

Anksiyete Nedir?

Anksiyete ruhsal dünyamızın önemli işlevlerinden biridir. Beynimizin bir şeye ihtiyaç duyduğunun açık ifadesidir. Yani açlık, susuzluk, cinsel ihtiyaçlar gibi bir takım gereksinmelerin varlığı kaygı ile hissedilir. Bir insan yaşamı için kaygı olmazsa olmaz bir şeydir diyebiliriz. Evrimsel açıdan fonksiyonel bir mekanizmadır.  Kaygının insan hayatında bu kadar hayati önemi varken nasıl bir hal alıyor da bir bozukluk haline geliyor. Anksiyete şiddetli olduğunda ve uzun süre devam ettiğinde ve kontrolden çıktığında bu durum anksiyete bozukluğuna işaret eder.

Kaygı Bozukluğunun Tedavisi

Kaygı Bozukluğunun Tedavisi

Kişilerde kaygı bozukluklarının genel özellikleri: günlük yaşamda kendini nedensiz ve önüne geçemediği şekillerde gergin, agresif, sıkıntılı ve huzursuz hissetmesi halinde tanımlanır. Bu gibi ruhsal buhranların fiziksel olarak vücutta vuku bulduğu hali de terleme, titreme, nefes daralması, kas kasılmaları, baş dönmesi ve mide bulantısı olarak gözlemlenmektedir. Sosyal ilişkilere oldukça olumsuz yansıyan bu semptomlar kişinin günlük hayatını etkiler ve bunun yanı sıra kişinin gece uykularını da problemli bir hale getirebilmektedir. Tüm bu belirtiler kaygı düzeyi açısından normal bir endişeden ziyade kaygı bozukluklarına işaret eder.

Anksiyete Hakkında Temel Bilgiler

Anksiyete nedir?

Anksiyete ruhsal dünyamızın önemli işlevlerinden biridir. Beynimizin bir şeye ihtiyaç duyduğunun açık ifadesidir. Yani açlık, susuzluk, cinsel ihtiyaçlar gibi birtakım gereksinmelerin varlığı anksiyete ile hissedilir. “Anksiyete nedir?” sorusunun hemen arkasından diyebiliriz ki anksiyete olmazsa olmaz bir şeydir.

Romantik İlişkilere Yönelik Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)

Yazar Ezgi Trak ve Müjgan İnözü’nün araştırmalarında belirttikleri gibi; Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) bulaşma, kirlenme, düzenleme, kontrol, zarar verme-görme, cinsellik, dindarlık gibi farklı içeriklerde semptom türleri ve hastadan hastaya değişiklik gösteren bir bozukluktur. Kişilerarası ilişkilerin ve özellikle de romantik ilişkilerin bireylerin iyi oluş halleri üzerinde önemli bir rolünün olduğu aşikârdır. Eğer romantik ilişkiler tatmin edici bir haldeyse bu durum sıkıntı ve zorluklarla baş etme konusunda kişilerde koruyucu faktör görevi görür.