Epstein olayı ve biz

Mutlak hakimiyet duygusu, ezici üstünlük çabası empati yoksunluğu ya da bir başka ifadeyle hemhal olma kabiliyetinin eksikliği ile birleştiğinde, izleyicide müthiş bir sarsılma, dehşetli bir mide bulantısı oluşturuyor! Nasıl oluşturmasın? Düşünün onlar daha çocuk. Çocuk onlar, anlıyor musunuz? Çocuk dedim, çocuk. Bizim çocuklarımızdan onlar… Bizimkilerden. Masum onlar, daha çok masum…
Peki ya izleyenin derinlerinde bir yerde benzeri dürtüler varsa! Gizli gizli benzeri fantezileri varsa, ya da var idiyse… Bazılarında bir telaş, bir çarpıntı, bir yüz kızarması görüyor gibiyim…
Konu biyolojik, sosyal, ekonomik ama ille de psikolojik boyutlara sahip.
İşin biyolojisinde dürtülerden söz edilir. Sağlıklı yollara kanalize edilirse nesillerin devamına, aşk gibi, sevda gibi, çalışma azmi, üretkenlik gibi ulvi değerlere taşıyabilir insanoğlunu. Ama tersine işlerse nesillerin yok olması, sadizm, hedonizm, madde bağımlılığı patolojik dürtü kontrolsüzlüğü ne ararsanız bulabileceğiniz yere varabilir, yine aynı, insanoğlu.
Sosyolojik açıdan bakıyorum da belirli kültürlerde, belirli zamanlarda farklılıklar görebiliyorum. İşte İslam öncesi Arap toplumunun ya da Roma imparatorluğunun, Osmanlı imparatorluğunun muayyen dönemlerindeki dejenere, cinsel içerikli hikayeler… Ki onların sonunu getirdikleri ayan beyan ortada…
Ekonomik açıdan ortada ciddi mega bir pazar olduğunu görüyoruz. Demek anormal bir talep var ve arz söz konusu. Bir küçük detay olabilir o da çok para kazanan olağanüstü zengin erkeklerin, sanki her türlü deneyimi yaşama hakkına sahip oldukları vehmine kapıldıklarını, o arada da kendilerine zevk veren insan ya da şeylere sanki, acımasızca, umarsızca dadandıklarını gözlüyorum. Onlara tüm manevi değerlerin tül perdesi yırtılmış gibi sanki, Bu söz, bu saptama çok eski yıllarda okuduğum bir metinden alıntıdır. “Das Kapital” olabilir.
İşin psikolojisine gelince, orada söyleyecek çok söz var bir psikiyatrist ya da psikolog için.
Yukarda ifade ettiğim gibi mutlak hakimiyet arzusu gibi sıradan, ilkel bir narsisistik kişilik örüntüsü vardır. Empati aramaya gerek olmadığını da yazdım…
İslamiyet ve diğer dinler zinayı, kesin bir dille yasaklar, lanetler ve cinayetle eşdeğerde görür.
Bence insanoğlu Epstein vakası gibi bağırsakların boşaldığı günlerde dönüp kendine de bir bakmalıdır. Tefekkür etmenin tam zamanıdır. Şeytan işte tam oradadır adeta. Onun oyunlarını, Allah’ın kudretini, ne kadar da zayıf ve hırslı olduğumuzu görmenin, teneffüs etmenin tam vaktidir…
Belki de ahlaki aydınlanma için bir fırsat daha belirmiştir. İşin içindekilere bakıp avuçlarımızı ovalamak, dizi film izler gibi iştahla gelişmeleri takip etmek yerine dönüp kendimize bakmanın tam zamanıdır. Cesaretle, samimiyetle…
Hepimiz irili ufaklı hata yaptık, yaparız. Mühim olan farkındalık, şeytani tekliflere ve dürtülere hayır diyebilme gücüne ulaşabilmektir. Bu tür tekliflere; kumar, fuhuş, pedofilik davranışlar, madde bağımlılığı vs. hepsi dahildir…
Bu olay bir kez daha şunu gösteriyor ki, Allah’ın sabrı da gazabı da büyüktür.
Hepimize etik ve ahlaki değerlere uygun, saygın bir ömür geçirmeyi dilerim…
Bizi takip edin: