Kısa Öyküler

Bir Bilimsel Macera

Bir Bilimsel Macera

Dâhiliye asistanı, karaciğer sirozu olan bir hastayı profesöre takdim ederken, şahsın anamnezinde sık tekrarlayan sara nöbetleri olduğunu ancak son iki yıldır hiç nöbet geçirmediğini rapor edecekti.

Bir Paranoya Öyküsü: Sarı Civciv ve Kamyon…

Bir Paranoya Öyküsü: Sarı Civciv ve Kamyon...

Henüz on sekiz yaşında değildi. Sorsalar “Çocukluğumu hiç yaşamadım ki!” derdi. Ayakkabı boyayarak hayata atılmıştı ki daha yedi yaşındaydı o zamanlar. Çok değişik işlerde çalışmıştı. Berber çıraklığı, Adana’da mevsimlik ırgatlık. Çaycının yanında getir götür işleri falan.

Bazen Çözüm Zaman İster

Kaçamak öpücükler, evcilik oyunları, okul sıraları, kokulu silgiler… Ne de çabuk geçmişti zaman. Kız mahallenin en zeki oğluna âşıktı bir kere. Uzun boylu, boynu bükük adamın bakışlarındaki derinlik ve hüzün tek kelimeyle etkileyiciydi.

Üç Harfliler

Orta boylu, göbekli, tıknaz adam hekimin karşısına oturduğunda gülümsüyordu. Gayet neşeli bir hali vardı. “Benim hikâyem biraz uzun ve karışık!” diyerek klasik bir açılış yaptı. Klasikti çünkü hemen her hasta aynı açılışı yapardı. Hekimin, önce şimdiki şikâyetlerinizi anlatın demesi nafile bir çaba olacaktı. Cevaben o en baştan anlatmaya koyulmuştu bile.

Sözün Bittiği Yer

Soluk benizli, sessiz kadın muayene odasında hekime en uzak köşeye kıvrılıp oturmayı tercih etmişti. Yanında babası ve annesi vardı. Baba görüşme boyunca içli içli ağlayacaktı. Anne konuşabilecek tek kişiydi anlayacağınız. Dolayısıyla bilgilerin çoğu ondan alınacaktı.

Yolda Kalmak

Uzun siyah saçlarının arasındaki aklar, yüzündeki çizgiler yaşını gizlemesine imkân tanımıyordu. Ana yakınması hemen her sabah çok kötü uyanmaktı. Yakınmanın başlangıç tarihini tam olarak veremiyordu. Ama tetikleyen olayı tahmin ediyordu.

Küçük Bir Destek

Hastayı yatağında görmesi istenmişti. Bunun için büyük bir hastanenin yanık ünitesine gitmesi gerekiyordu. Gitti de… Gördüğü manzara hiç hoş değildi. Ünite adeta dökülüyordu. Duvarlarda su sızıntıları, tavanlarda örümcek ağları daha fazlasını irdelemeye gerek bırakmıyordu. Tek kelimeyle pis bir ortamdı ve bir yanık ünitesi enfeksiyonlara karşı maksimum korunaklı olmak zorundaydı.

Sapla Saman Karışınca

Boynu bükük yaşlı adam onurlu bir duruşla anlatıyordu. Ama gözlerindeki yalvarışı saklayamıyordu.

Kumar: Bir Ruhsal İrin

Ta çocukluğundan beri saldırgandı. Hemen tüm yaşıtları ondan korkardı. Öfkelenecek bir şey bulamaz ise Allah’a yönelirdi. Dedelerinden ona geçen adeta irsî bir özellikti agresyon.

Kötünün İyisi Olmak

Şişman, kısa boylu adamın saçları darmadağınıktı. Belli ki günlerdir tıraş olmuyordu. Dişleri sapsarı idi. Kısacası kendine bakımdan eser kalmamıştı. Ümitsiz bir ses tonu ile hekime “Beni bu dertten kurtarın size varımı yoğumu vereceğim.” diyerek söze başladı. Ve arabasının anahtarını hekime doğru masanın üstüne koydu. İlk teklif ettiği şey oydu.

ONLINE RANDEVU