Kısa Öyküler

Kumar: Bir Ruhsal İrin

Ta çocukluğundan beri saldırgandı. Hemen tüm yaşıtları ondan korkardı. Öfkelenecek bir şey bulamaz ise Allah’a yönelirdi. Dedelerinden ona geçen adeta irsî bir özellikti agresyon.

Kötünün İyisi Olmak

Şişman, kısa boylu adamın saçları darmadağınıktı. Belli ki günlerdir tıraş olmuyordu. Dişleri sapsarı idi. Kısacası kendine bakımdan eser kalmamıştı. Ümitsiz bir ses tonu ile hekime “Beni bu dertten kurtarın size varımı yoğumu vereceğim.” diyerek söze başladı. Ve arabasının anahtarını hekime doğru masanın üstüne koydu. İlk teklif ettiği şey oydu.

Sado-Mazohizm: Şeytani Bir Tezgâh

Yüz kaslarına dek titriyordu. Kendisine ikram edilen çayı reddetti. Bardağı tutamayacak haldeydi.

Öfkeli Adam

Çocukluk yılları ahşap, eski bir binanın üçüncü katında geçmişti. Onca kedi vardı ki evde… Ancak yıllar sonra fareleri avlasınlar diye evin büyüklerinin büyük itina ile beslediklerini anlamıştı. Oysa o yıllarda, minicik ama koca yürekli bir çocukken, hepsinin birer oyun arkadaşı olduğuna inanırdı adeta. Ta ki bir gün sarı tüylü, sarmanlardan birisi elini acımasızca tırmalayana dek… O günden sonra sevgi artık katıksız değildi. Korku karışmıştı bir kere.

İki Damla Göz Yaşı

Babası intihar ettiğinde henüz dört yaşındaydı. Annesinin kendisini terk etmesi fazla uzun sürmedi. O günlerde, yoksul mu yoksul dedeciği sahip çıkmıştı. Ancak ak sakallı dede maddi zorluklara fazla dayanamamış, sevgili torununu İstanbul’da yaşayan oğluna yollamak zorunda kalmıştı. Yani beş yaşındaki erkek çocuğun amcasına…