“Tooth P(r)ick”

Hafif zekâ gerilerinin (mental retardelerin) en büyük sorunu nedir biliyor musunuz?
Durumun farkında olmalarıdır!
O ne büyük bir azaptır, sonu o derin depresyonlara uzanan, ne büyük bir acı!!
Ya, bir nedenle, herhangi bir başka ruhsal sorun yaşayıp damgalananlarda durum farklı mıdır? Hele de olayın az da olsa farkındalarsa, kesinlikle hiç farklı değildir…
Uzun yıllar önceydi. Yirmi beş-otuz yıl öncesi. O yıllarda ilaç firmaları doktorları seyahatlere götürürdü.
O seyahatlerden birinde, Amerika’da, New York’taydık.
Hekimlerden birisi kürdanın İngilizcesini sormuştu bir restoranda… Nereden aklımda kalmış bilmem, “toothprick”! rica etmiştim garsondan. Garson, doğrusu İngilizcede “toothpick” olan kürdanı getirip verdi. Sonra bir başka meslektaş aynı şeyi istedi benden, sonra bir başkası, daha sonra başka birisi… Bıyık altından gülüşmelerin anlamını tam on yıl sonra anlayacaktım! Olayın vahametinin farkına yıllar sonra varan, tecavüze uğramış çocuklar gibiydim. Damgalanmakta, bir başka ifadeyle ‘stigmatize’ edilmekteydim. Alay konusuydum. Aşağılanmaktaydım!
Psikiyatristlerin öylesine inanılmaz bir tutum içinde olabileceğine inanamıyordum. Emin olmam lazımdı. Olaydan on yıl sonra internet üzerinden bir araştırma tasarladım ve yönettim. Gördüm ki; gerçekten durum içler acısıydı. 2009 yılıydı konuyla ilintili makalem yayınlandığında…
Şükürler olsun, Allah’ın yardımı ve tıbbi olarak gereğini yapmak suretiyle ruh sağlığımı kazanmıştım.
Ama, başta meslek çevreme, sonra tüm topluma diyeceğim, kendimi kabul ettirmem yıllar süren büyük çabaları gerektirecekti. Ailemi, yakınlarımı, maalesef, bir kenara koyarcasına çok ama çok çalışıp didinmem gerekecekti.
Ancak ve her şeye rağmen, o yıllarda bana koşulsuz destek veren, çok değerli psikiyatristler de olmadı değil. Bunlardan bazıları; ta Amerikalardan gelip zavallı ben fakiri yerimde ziyaret eden ve “Şu sıralarda sizin anahtar kelimeniz ‘stigma’dır.” diyerek ışık tutan rahmetli Turan İtil; etki gücü yüksek , konuyla yakından ilgili bir yurtdışı derginin editörlüğünü yaptığı yıllarda pek çok yayınımı dostça editleyen David Greenberg, bizim hocalarımızdan, aşağılıkların aşağısında hissettiğim o günlerde, elimden tutup kurucusu olduğu derneğin yönetim kuruluna alan Günsel Koptagel-İlal, bugün başkanlığına dek tırmandığım ECNS kurucularından Norman Moore ve bana değer verdiğini, açıkça ve korkusuzca ifade eden aziz dostum Nevzat Tarhan….
Bu paylaşımdaki temel motivasyonuma gelince, gerçekten evrensel bir sorunun varlığına ve ciddiyetine minicik de olsa dokunmak, yoldaki bir taşı sözlerimle düzeltmeye niyetlenmektir o…
Ve unutmamak gerekir ki; belki aşağıladığımız, lakap taktığımız insanlar çok daha yüce ruhlara sahiptir ve en yücelerin nezdinde bizden daha değerlidir!
Anılar ise belki gençlere, genç hekimlere ışık tutar umudundayım.
Herkese sağlıklı, her türlü ayrımcılıktan uzak, uzun ömürler dilerim…
Bizi takip edin: