Hücresel yaşlanmada depresyon mu etkili yoksa bel çevresi mi?

Depresyonun kalp hastalığı, diyabet ve diğer yaşa bağlı hastalık riskini artırdığı uzun zamandır biliniyor. Bu nedenle bilim insanları, depresyonun vücudun biyolojik yaşlanma hızını artırıp artırmadığını merak ediyor. Bu sorunun merkezinde ise “telomer” adı verilen yapılar bulunuyor.
Telomerler, kromozomların ucunda yer alan koruyucu kapakçıklar gibi düşünülebilir ve yaş ilerledikçe doğal olarak kısalırlar. Bu nedenle kısa telomerler genellikle hücresel yaşlanmanın bir göstergesi kabul edilir.
Peki depresyon gerçekten telomerleri hızla kısaltıyor mu?
Journal of Affective Disorders’ta yayımlanan yeni bir çalışma bu soruya daha net bir yanıt vermeyi amaçladı. Araştırmacılar İngiltere’de yürütülen geniş ölçekli TwinsUK veri tabanındaki 958 kadının verilerini analiz etti. Katılımcılar 29–83 yaş arasındaydı ve telomer uzunlukları yaklaşık altı yıllık süreçte birden fazla kez ölçüldü. Ayrıca depresyon öyküsü, antidepresan kullanımı, yaşam tarzı alışkanlıkları, vücut ölçümleri ve genetik risk skorları da değerlendirildi.
Sonuçlar ilk bakışta şaşırtıcıydı.
Takip süresi boyunca telomerler beklenildiği gibi her yıl ortalama yaklaşık %1,3 oranında kısaldı. Depresyon bildiren kadınlarda telomerler biraz daha kısa görünse de bu ilişki istatistiksel olarak güçlü değildi. Daha da önemlisi, depresyon telomerlerin zaman içindeki kısalma hızını artırmıyordu. Başka bir deyişle, depresyon varlığı biyolojik yaşlanmayı doğrudan hızlandıran bir faktör gibi görünmedi.
Antidepresan kullanan kişilerde telomerlerin biraz daha kısa olması dikkat çekti; ancak araştırmacılar bunun nedeninin ilacın kendisinden ziyade hastalığın şiddeti veya metabolik etkiler olabileceğini belirtiyor. Ayrıca antidepresan kullanımı telomer kısalma hızını artırmamıştı.
Genetik yatkınlık da tabloyu değiştirmedi. Depresyon için genetik risk skorları ile telomer uzunluğu ya da kısalma hızı arasında anlamlı bir ilişki saptanmadı.
Asıl dikkat çeken bulgu ise bambaşka bir faktörle ilgiliydi:
Bel çevresinde yağlanmayı gösteren bel-kalça oranı yüksek olan kadınlarda telomerler daha hızlı kısalıyordu. Bu bulgu, hücresel yaşlanmada depresyondan çok merkezi yağlanmanın rol oynayabileceğini düşündürüyor. Araştırmacılar bu ilişkiyi kronik inflamasyon ve oksidatif stresle açıklıyor; çünkü iç organ çevresindeki yağ dokusu bu biyolojik süreçlerle yakından bağlantılı.
İlginç şekilde sigara, alkol, fiziksel aktivite, eğitim düzeyi ve erken yaşam deneyimleri gibi depresyonla ilişkili pek çok faktör telomer uzunluğu ile anlamlı bir bağ göstermedi.
Bu ne anlama geliyor?
Bu çalışma, depresyonun tek başına biyolojik yaşlanmayı hızlandırdığına dair yaygın varsayımı sorguluyor. Bulgular, fiziksel sağlıkla ilişkili değiştirilebilir faktörlerin, özellikle karın bölgesi yağlanmasının, hücresel yaşlanmada daha kritik olabileceğini düşündürüyor. Yani ruh sağlığı ile bedensel yaşlanma arasındaki ilişki doğrudan değil, dolaylı yollarla işliyor olabilir.
Elbette araştırmanın sınırlılıkları var. Katılımcıların çoğu ileri yaşta ve beyaz kadınlardan oluşuyordu; bu nedenle sonuçlar erkeklere veya farklı topluluklara genellenemeyebilir. Ayrıca depresyon tanısı klinik değerlendirme yerine öz bildirimle belirlendi ve çalışma gözlemsel olduğu için neden-sonuç ilişkisi kurmak mümkün değil.
Sonuç olarak: Depresyon ile biyolojik yaşlanma arasındaki bağ sandığımızdan daha karmaşık görünüyor. Bu çalışma, yaşlanma sürecini anlamak için sadece psikiyatrik belirtilere değil, metabolik ve yaşam tarzı faktörlerine de birlikte bakmamız gerektiğini güçlü biçimde hatırlatıyor.
Kaynakça:
– Wong, T. Y., Gillett, A. C., Habiballa, L., Duarte, R. R., Pristavec, A., Hysi, P., … & Powell, T. R. (2025). Genetic and environmental risk factors for major depression in UK women and their association with telomere length longitudinally. Journal of affective disorders, 120865.

Bizi takip edin: