Kişiye özel beyin görüntüleme, TMS’nin depresyon tedavisindeki etkisini artırabilir

Depresyon tedavisinde kullanılan transkraniyal manyetik uyarım, yani TMS, beynin belirli bölgelerine kafatasının dışından manyetik darbeler göndererek sinirsel etkinliği düzenlemeyi amaçlayan, cerrahi müdahale gerektirmeyen bir yöntemdir. Özellikle majör depresif bozukluk yaşayan ve ilaç tedavisi ile psikoterapi gibi standart yöntemlerden yeterli yarar görmeyen yetişkinlerde bir tedavi seçeneği olarak kullanılabilmektedir.
Son yıllarda geliştirilen hızlandırılmış TMS, tedavi sürecini kısaltmayı amaçlamaktadır. Geleneksel TMS uygulamaları genellikle birkaç haftaya yayılırken hızlandırılmış uygulamada aynı gün içinde birden fazla seans uygulanmaktadır. Ancak bu yoğun ve kısa süreli uygulamada, manyetik uyarımın beynin hangi noktasına yönlendirileceği tedavinin başarısı açısından büyük önem taşımaktadır.
TMS uygulama bölgesi için nörogörüntüleme yöntemi
Geleneksel TMS uygulamalarında uyarılacak bölge çoğunlukla Beam F3 adı verilen standart bir yöntemle belirlenir. Bu yöntemde kafa derisi üzerinden yapılan anatomik ölçümler kullanılarak beynin sol dorsolateral prefrontal korteks bölgesi yaklaşık olarak hedeflenir. Bu bölge duygu düzenleme, karar verme ve bilişsel kontrol gibi süreçlerle ilişkilidir.
İnsanların beyin yapıları, beyin kıvrımları ve bölgeler arasındaki işlevsel bağlantılar birbirinden farklılık gösterebilir. Bu nedenle kafa derisi üzerinde depresyonla ilişkili aynı beyin devresinin en uygun biçimde uyarılmasını sağlamak için nörogörüntülemeden yararlanılmaktadır.
Mass General Brigham Beyin Devresi Tedavi Merkezi ve Harvard Tıp Fakültesi araştırmacıları, bu sınırlamayı aşmak için TMS hedefini her hastanın kendi beyin bağlantılarına göre belirlemeyi denedi. Araştırmanın sonuçları JAMA Psychiatry dergisinde yayımlandı.
Kişiye özel beyin haritası nasıl oluşturuldu?
Araştırmacılar, dinlenim hâli işlevsel manyetik rezonans görüntüleme, yani resting-state fMRI yönteminden yararlandı. Bu yöntemde kişi herhangi bir görev yapmadan dinlenirken beyindeki sinirsel etkinlikle ilişkili kan oksijenlenmesi değişiklikleri kaydedilir. Farklı bölgelerdeki sinyallerin zaman içindeki benzerliği incelenerek bu bölgelerin ne ölçüde birlikte çalıştığı tahmin edilir. Böylece her katılımcı için kişiye özgü bir işlevsel bağlantısallık haritası oluşturulur.
Çalışmaya yaşları 22 ile 80 arasında değişen, orta ila şiddetli depresyon belirtileri ve orta ila şiddetli tedavi direnci bulunan 40 yetişkin katıldı. Tedaviden önce tüm katılımcılara yaklaşık 40 dakika süren bir resting-state fMRI taraması uygulandı. Ardından katılımcılar rastgele iki gruba ayrıldı. Birinci grupta TMS hedefi kişiye özgü fMRI bağlantı haritasına, ikinci grupta ise standart kafa derisi ölçümlerine göre belirlendi.
Katılımcılar, klinik değerlendirmeleri yapan hekimler ve TMS uygulayıcıları hangi hedefleme yönteminin kullanıldığını bilmiyordu. Böylece beklentilerin ve değerlendirmeyi yapan kişilerin sonuçlar üzerindeki olası etkisinin azaltılması amaçlandı.
Kişiselleştirilmiş tedavi grubunda araştırmacılar, her hastanın beyin görüntülerini inceleyerek sol dorsolateral prefrontal korteks içinde depresyonla ilişkili ortak beyin devresiyle en güçlü bağlantıyı gösteren noktayı belirledi. TMS uyarımı da her hastada kişiden kişiye değişebilen bu hedef noktaya yönlendirildi.
Kişiselleştirilmiş hedefleme daha etkili bulundu
Tedaviden bir ay sonra depresyon belirtileri, klinisyenler tarafından uygulanan Depresyon Derecelendirme Ölçeği kullanılarak değerlendirildi. fMRI görüntülerine göre kişiye özel hedefleme yapılan hastalarda belirtilerdeki iyileşme, standart gruba kıyasla daha belirgindi.
Ayrıca kişiselleştirilmiş grupta daha fazla hasta, klinik açıdan anlamlı kabul edilen düzeyde tedaviye yanıt verdi. Buradaki “tedaviye yanıt” ifadesi depresyonun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Bu ifade, belirtilerin şiddetinde fark edilir ve klinik açıdan önemli bir azalma görülmesini anlatmaktadır.
Araştırmacılar, beyin görüntülemesiyle hedef belirlemenin bazı hastalara standart yöntemin sağlayamadığı ek bir yarar sunabileceğini belirtti. Bir diğer önemli bulgu ise fMRI ile belirlenen hedef noktalarının aynı kişi için tekrar ölçüldüğünde oldukça tutarlı, farklı kişiler arasında ise belirgin biçimde farklı olmasıydı.
Sonuçlar umut verici, ancak daha fazla araştırmaya ihtiyaç var
Çalışmanın bulguları, kişiye özel beyin görüntüleme kullanılarak belirlenen hedeflerin TMS tedavisinin etkisini artırabileceğine işaret etmektedir. Ancak araştırmanın yalnızca 40 kişiyle ve tek bir merkezde yürütülmüş olması, sonuçların henüz tüm hastalara genellenemeyeceği anlamına gelmektedir.
Her hastaya tedavi öncesinde fMRI uygulanması ayrıca ek maliyet, zaman, teknik altyapı ve uzmanlık gerektirmektedir. Bu nedenle yöntemin farklı hasta gruplarında da benzer sonuçlar sağlayıp sağlamadığını, elde edilen iyileşmenin ne kadar sürdüğünü ve görüntülemenin getirdiği ek maliyetin klinik yarara değip değmediğini belirlemek için daha geniş katılımlı, çok merkezli araştırmalara ihtiyaç vardır.
Yine de çalışma, depresyon tedavisinde daha kişiselleştirilmiş bir döneme doğru ilerlenebileceğini düşündürmektedir. Gelecekte TMS’nin başarısı yalnızca kullanılan tedavi protokolüne değil, manyetik uyarımın her hastanın kendine özgü beyin bağlantılarına göre en uygun noktaya yönlendirilmesine de bağlı olabilir.
KAYNAKÇA:
– Taylor, J. J., Kare, M. R., Haj-Darwish, D., Jones, E., Sanderson, L., Khosravani, S., Leach, J., Bomer, L., Hall, N., Chiulli, N., Steuber, E., Lin, C., Drew, W., Palm, S. T., Chandra, A., Frandsen, S. B., Bekou, A., Barbour, T., Baratono, S. R., … Fox, M. D. (2026). Connectivity- vs scalp-based targeting of accelerated transcranial magnetic stimulation for depression: A randomized clinical trial. JAMA Psychiatry. Advance online publication.
– Neuroscience News (24.6.2026) “Personalized fMRI Scans Supercharge TMS Depression Treatment”


Bizi takip edin: