Bir deneyim üzerinden psikoterapiye dair düşüncelerim

Şunu peşin söylemeliyim ki; psikoterapi hiçbir sorunun kökünü kazımaz. Fakat sorunlarla birlikte, ama kaliteli bir hayat yaşamak istiyorsanız, usta terapistlerin yardımıyla harikalar yaratan bir yoldur.
Olası sorunların başında değersizlik hissi gelir. Psikiyatrik hastalarımın hemen hepsi bunu doğrudan ya da dolaylı olarak ifade ederler.
Yaşanan bir psikotik deneyim, acı veren obsesif düşünceler, derin depresif duygular, amansız panikler vesaire, vesaire…
Çoğu kez yabancı hallerdir. “Toplum ne der?” kaygısı; “artık hep böyle mi olacak?” korkusu. “Eğer öyleyse hayat yaşamaya değmez!” tehlikesine dek uzanan acımasız haller… “Ben artık değersiz bir insanım!” noktasına gelir dayanır. Kendinizi ıskartaya atılmış hissedersiniz.
İşte psikoterapistin rolü o noktada yaşamsal önem ve değer taşır. “Evet, sorunlarınız var ama hayır, değersiz değilsiniz!” Ne kadar da yüreklere su serpen bir cümle değil mi? Bu değerli oluş, yeniden doğuş gibi gelir. Bir de yaşamın içine taşınabilirse bu yeniden gözlerin aydınlanması, gelsin bahar mevsimi!
Böyle bir süreçten geçen bir hastamı anlatacağım şimdi.
En amansız kanser türlerinden birisine yakalanmıştı. Birkaç ay ömür biçilmişti.
Genç kadında, olağanüstü bir güzellik, her türlü maddi olanak, şahane çocuklar dışardan bakıldığında her şey vardı. Ama bir anda hepsi anlamını yitirivermişti. Ölümün soğuk nefesi hepsini adeta dondurmuş buza çevirmişti.
Ona sahip olduğu değerleri ve en önemlisi de o inanılmaz derinlikli ruh dünyasının güzelliklerini hatırlatmak gerekiyordu.
O amaçla, benim internet web siteme yazılar yazmasını, deneyimlerini, ya da gönlünden ne koparsa onu paylaşmasını tavsiye ettim. Alacağı geri bildirimlerin canlılık ateşini harlayacağını varsayıyordum.
Öyle de oldu. O kadar güzel şeyler yazdı ki, o kadar hayattan güzelliklerdi ki, sonuçta, olay kitap yazmaya kadar ilerledi. Kitabının adını benim koymamı istedi, “Yaşam Sonsuz Değildir!” olsun mu? dedim. Kabul etti ve yayınlandı.
Aldığı geri bildirimlerle o kadar mutluydu ki, sorunlar orada duruyordu ama artık anlamlıydı. Hatta, kanseri insanlıkla arasında duygu dolu, çok içten ve üretken bir köprü oluvermişti. Bu arada yaşam süresi beklenenin çok, ama çok üstündeydi!
Ezcümle, sorun vardı, oradaydı, ama değerliydi. Hem kendisi hem de taşıdığı duygular, urlar her ne varsa hepsi çok anlamlıydı ve de gerçekten, başka bir kelimeye gerek görmediğim için tekrarlıyorum, çok ama, o taşıdığı sorunlarıyla birlikte, çok değerliydi ve yine o bunların farkındaydı.
Korkuyordu ama mutluydu, ümitliydi, sosyal, hatta evrensel, kocaman bir bütünün parçası olmanın o sıcacık keyfini çıkarıyordu.
Ölümün donduran esintisi ılık bir nefese dönüşmüştü!
Bizi takip edin: