Nevrotik ve somatoform şikayetleri olan depresyon hastaları ve TMS

Yeni bir çalışma, Transkraniyal Manyetik Uyarı (TMS) tedavisinin sadece depresyonu olan hastalar ile depresyonun yanında kaygı, stres veya somatoform (bedenselleştirme) bozuklukları yaşayan hastalar arasında benzer bir başarı gösterdiğini ortaya koydu. Bulgular, karmaşık tanıları olan hastaların bu yenilikçi tedaviden dışlanmaması gerektiğini gösteriyor.
Araştırmanın arka planı
Depresyon nadiren tek başına görülür. Hastaların %52 ila %65’inde eşlik eden nevrotik, stresle ilişkili veya bedensel belirtilerle seyreden (ICD-10: F4 kategorisi) bozukluklar bulunmaktadır. Bu ek tanılar genellikle daha şiddetli semptomlara, kronikleşme riskine ve standart tedavilere karşı daha dirençli bir tabloya işaret eder.
Almanya’daki Regensburg Üniversitesi’nden Katharina Kerkel ve ekibi, bu ek tanıların TMS tedavisinin başarısını nasıl etkilediğini anlamak amacıyla 416 hastayı kapsayan geniş bir analiz gerçekleştirdi.
Somatoform bozukluklar ve F4 kategorisindeki ek tanılar
Araştırmada incelenen “F4” grubu, fiziksel bir nedene dayanmayan ancak hastada gerçek bedensel acı ve rahatsızlık yaratan bazı psikiyatrik durumları kapsamaktadır.
- Kronik ağrı bozukluğu: Psikolojik faktörlerin tetiklediği uzun süreli bedensel ağrılar.
- Somatizasyon: Vücudun farklı bölgelerinde hissedilen ve tıbbi olarak açıklanamayan fiziksel şikayetler.
- Hipokondriazis (hastalık kaygısı): Ciddi bir hastalığa yakalanma korkusu.
- Ek tanılar: Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), panik bozukluk ve sosyal fobi gibi durumlar.
TMS tedavisinin depresyon üzerindeki etkisi
Araştırma ekibi, her iki hasta grubunda da depresyon puanlarının tedavi sonrasında belirgin şekilde düştüğünü saptadı. Bu bulgu, TMS tedavisinin eşlik eden psikiyatrik durumlar olsa bile depresyon üzerinde güçlü bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.
Kaygı ve somatoform bozukluklarda TMS etkinliği
Çalışmanın önemli sonuçlarından biri, eşlik eden kaygı veya somatoform bozuklukların TMS’nin depresyonu azaltma gücünü değiştirmediğinin görülmesidir. Yani depresyonun yanında kaygı, stres veya bedensel yakınmaları olan hastalar da TMS tedavisinden benzer düzeyde fayda görebilmektedir.
Farklı TMS protokollerinin karşılaştırılması
Araştırmada ayrıca farklı uygulama protokolleri de değerlendirildi. Depresyonun yanında kaygı, stresle ilişkili ve somatik yakınmaları olan hastalar için kısa süreli uygulanan protokollerin, uzun süreli klasik rTMS protokolleri kadar etkili olduğu görüldü.
Kaygı ve bedensel belirtilerde iyileşme
TMS tedavisi yalnızca depresyon belirtilerini azaltmakla kalmadı. Aynı zamanda hastaların kaygı düzeylerinde ve hastalık kaygısı (hipokondriazis) gibi bedensel şikayetlerinde de belirgin bir azalma sağladı. Bu durum, tedavinin psikolojik ve somatik belirtiler üzerinde çok yönlü bir etki oluşturabildiğini göstermektedir.
Remisyon oranları ve tedavi yanıtı
Ek tanısı olan hastaların genel tedavi yanıt oranları depresyonu tek başına yaşayan hastalara benzer bulundu. Bununla birlikte tam iyileşme (remisyon) oranlarının bu grupta bir miktar daha düşük olduğu gözlendi. Araştırmacılar bu durumu, söz konusu hastaların tedaviye daha yüksek semptom şiddeti ile başlamasına bağlamaktadır.
TMS tedavisinin depresyon ve somatoform bozukluklardaki önemi
Bu çalışma, TMS tedavisinin çok yönlü bir yaklaşım sunduğunu ortaya koymaktadır. Dr. Kerkel ve ekibi, depresyon hastalarında eşlik eden karmaşık bedensel ve ruhsal ek tanıların TMS tedavisi kararı veya protokol seçimi açısından bir engel oluşturmadığını vurgulamaktadır. Özellikle bedensel ağrı ve hastalık kaygısı yaşayan depresyon hastaları için TMS tedavisi umut verici bir seçenek olarak öne çıkmaktadır.
KAYNAKÇA:
– Kerkel, K., Schoisswohl, S., Steinecker, L., Engelke, M., Abdelnaim, M. A., Langguth, B., & Reissmann, A. (2026). The antidepressant effectiveness of transcranial magnetic stimulation is not impacted by comorbid neurotic, stress-related or somatoform disorders. Journal of Affective Disorders, 121479.

Bizi takip edin: