Bipolar bozuklukta beslenme ve mikro besinlerin beyin sağlığı üzerindeki rolü

Bipolar bozukluk (BB) yönetiminde geleneksel tedavilere ek olarak, son yıllarda “Besinsel Psikiyatri” alanı büyük önem kazanmıştır.
Beslenme düzenimiz ve aldığımız mikro besinler; beyin fonksiyonları, duygu durum dengesi ve tedaviye verilen yanıt üzerinde doğrudan belirleyici bir rol oynamaktadır.
Bilimsel yayınların incelendiği güncel bir derlemede, Bipolar Bozukluğun gelişiminde rol oynayan mekanizmalar birkaç başlık altında öne çıkmıştır:
Bağırsak-beyin aksı: İkinci beynimizle iletişim
Bağırsaklarımız ile merkezî sinir sistemimiz arasında çift yönlü ve karmaşık bir iletişim ağı bulunur. Bipolar bozukluğu olan bireylerde bağırsak bakteri çeşitliliğinin azaldığı (disbiyozis) gözlemlenmiştir.
- Mekanizma: Yararlı bakteriler (Lactobacillus ve Bifidobacterium gibi), bağırsak bariyerini koruyan ve sinir koruyucu (nöroprotektif) etkiler sunan kısa zincirli yağ asitleri üretir.
- Bulgular: Probiyotik desteklerinin, stabil durumdaki hastalarda depresif belirtileri hafifletebildiği ve nüks riskini azaltabildiği gösterilmiştir.
Nöroinflamasyon ve oksidatif stresle mücadele
Kronik iltihaplanma (inflamasyon) ve oksidatif dengesizlik, bipolar bozukluğun temel biyolojik süreçlerindendir.
- Mekanizma: Yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalardan zengin “Batı tipi diyet”, beyindeki mikroskobik iltihaplanmayı tetiklerken; omega-3 ve antioksidanlar bu süreçlere karşı koruma sağlar.
- Etki: Aktif mani veya depresyon dönemlerinde IL-6 ve CRP gibi iltihap belirteçlerinin yükseldiği bilinmektedir.
Nörotransmitter sentezi ve mikro besinler
Duygu durumunu düzenleyen serotonin ve dopamin gibi kimyasalların üretimi, besinlerle aldığımız öncül maddelere ve enzim yardımcılarına (kofaktörler) bağlıdır.
- Folat ve B12 Vitamini: Serotonin ve dopamin sentezinde kilit rol oynarlar. Eksiklikleri duygu durum dalgalanmalarına ve bilişsel zorluklara yol açabilir.
- Magnezyum ve Çinko: Beyindeki uyarıcı ve yatıştırıcı sinyaller arasındaki dengeyi korurlar. Düşük seviyeleri semptom şiddetiyle ilişkilendirilmiştir.
Omega-3 yağ asitleri: Hücre zarlarının yapı taşı
Özellikle EPA ve DHA, beyin hücrelerinin zarlarında yapısal elemanlar olarak görev yapar.
- Mekanizma: İltihap yapıcı maddelerin üretimini düşürürken, sinirsel esnekliği (nöroplastisite) artırırlar.
- Bulgular: Günlük 1-2 gram EPA takviyesinin, özellikle ilaç tedavisine ek olarak kullanıldığında depresif semptomları hafifletmede etkili olduğu saptanmıştır.
D vitamini ve nörosteroid etki
D vitamini beyinde bir “nörosteroid” gibi davranarak bağışıklık ve sinir iletiminde görev alır.
- Mekanizma: Beynin duygu durum kontrol merkezlerinde (hipokampus ve korteks) bol miktarda D vitamini reseptörü bulunur.
- Etki: Eksikliği depresyon, bilişsel sorunlar ve uyku bozukluklarıyla ilişkilidir.
HPA aksı ve metabolik dengelenme
Vücudun stres yanıt sistemi olan HPA aksının bipolar bozuklukta bozulması, yüksek kortizol seviyelerine ve insülin direncine yol açabilir.
- Diyetin Rolü: Akdeniz diyeti gibi besleyici ve anti-inflamatuar odaklı beslenme düzenleri, bu nöroendokrin dengenin yeniden kurulmasına yardımcı olabilir.
Beslenme davranışları ve duygusal yeme
Bipolar bozuklukta beslenme sadece biyolojik değil, aynı zamanda psikolojik bir süreçtir.
- Duygusal Yeme: Depresif dönemlerde hastaların yaklaşık %40’ı negatif duygularla başa çıkmak için şekerli ve yağlı gıdalara yönelebilir.
- Bütüncül Yaklaşım: Tedavi sürecine beslenme eğitiminin (psikoeğitim) dahil edilmesi, hem metabolik sağlığı hem de tedaviye uyumu artırmaktadır.
Bipolar bozukluk tedavisinde beslenme bir “seçenek” değil, tedavinin temel bir bileşenidir. İlaç tedavisi ve psikoterapiyi destekleyen sağlıklı bir beslenme planı, biyolojik mekanizmaları onararak daha dengeli bir yaşamın kapısını aralar.
KAYNAKÇA:
– Marano, G., Boggio, G., Abate, F., Caroppo, E., Traversi, G., Mazza, O., … & Mazza, M. (2025). From food to mood: Psychological and psychiatric impact of diet in bipolar disorder. Nutrients, 17(23), 3728.
Bizi takip edin: