Genetik-Sosyal-Gelişimsel-Kişilik Modelinde Kalıtsallığın Yeri

Genetik-Sosyal-Gelişimsel-Kişilik Modelinde Kalıtsallığın Yeri

Yeni doğan bir bebeği karşıladığımızda aklımıza gelen ilk sorulardan biri fiziksel özelliklerinin anneye mi yoksa babaya mı benzediğidir ki buna biraz gözlemle kolaylıkla cevap verebiliriz. Öte yandan; çocuğun zekâsı, kişisel tercihleri, mizacı gibi psikolojik özellikleri söz konusu olduğunda genlerin etkisini bu kadar kolay gözlemlemek bu kadar kolay olmamakta ancak genetik çalışmalar gösteriyor ki sosyal ve psikolojik kişilik özelliklerinin hatırı sayılır bir kısmı aslında genetik faktörlere bağlı.

Davranışsal Genetik Kalıtsallık Nedir?

Kalıtsallık, bir özelliğin toplumda görülmesinde etkili olan genetik çeşitlilik payını ifade eder. Kalıtsallığı etkisini ölçmek için tek yumurta ikizleri (%100 genetik olarak aynı olan) ve çift yumurta ikizleri (%50 aynı) karşılaştırılır. Böylece bir özelliğin ne kadar kalıtsal olduğu ne kadar çevrenin etkisinde oluştuğu gözlemlenir. Buna göre bir fiziksel ya da psikolojik özelliğin görülmesi ile,

  • Tek yumurta ikizlerinin genetiği arasındaki bağlantı çift yumurta ikizlerinden fazla olması kalıtsal etkiyi,
  • Hem çift hem tek yumurta ikizi arasında bağlantı bulunması paylaşılan çevrenin (okul, aile, ülke vb.) etkisini,
  • Hem çift hem tek yumurta ikizi arasında bağlantı bulunmaması paylaşılmayan çevrenin (farklı okul, arkadaş ya da orijinal deneyimler) etkisini göstermektedir.

Polderman’ın yaptığı meta analizde (2015) geçmiş 50 yılı kapsayan 2,748 ikiz çalışmasına bakılıyor. Toplam 14 buçuk milyon ikiz çiftinde 17 bin 804 özelliğin ne kadar kalıtsal olduğu inceleniyor. Bu özellikler arasında uzunluk, görüş, duyma, kardiyovasküler işlev gibi biyolojik fonksiyonlar olmakla beraber birçoğumuzun psikolojik özellik olarak niteleyebileceğimiz kişilik, mizaç ve davranışsal problemler de bulunuyor. Meta-analizin sonucunda görülüyor ki psikolojik ve sosyal kişilik özellikleri de dahil olmak üzere bir özelliğin toplum içinde çeşitlilik göstermesinin %50’si genetik faktörler ile açıklanabilmekte. Geri kalan yarısı ise çevre (paylaşılmayan çevre, yaşanan özel olaylar) ile ve hesaplama hatası ile açıklanabiliyor.

Kişilik özellikleri derken sadece içedönüklük-dışa dönüklük, deneyimlere açıklık, uyumluluk gibi büyük beş faktörlü kişilik modelindeki kişilik özellikleri değil aynı zamanda;

  • Politik olarak liberallik-muhafazakarlık
  • Sosyal olarak baskınlık
  • Otoriteryenlik
  • Karşı gruplara karşı önyargıların olup olmaması (Barlow, Sherlock, ve Zietsch, 2017),
  • Bilimsel araştırmalarda kullanılan anketlere katılma eğilimi (Littvay, Popa, & Fazekas, 2013) gibi kişisel ve sosyal tutum ve davranışlar da genetik özelliklerle açıklanabiliyor. Bunun yanında,
  • Dinsel hizmet aktivitelerine katılmanın %47’sinin,
  • Mesleki olarak dini pozisyonda bulunmanın (misyonerlik, rahip vs.) %41’inin (Waller, Kojetin, Bouchard Jr, Lykken, & Tellegen, 1990) de kalıtsallıkla açıklanabileceğini gösteren çalışmalar bulunmakta.

Öte yandan genlerin kişilik özelliklerine olan etkisinin genetik belirlenimcilik tutumuna yol açmaması gerektiğini vurgulayan Barlow (2019), paylaşılan çevre ve paylaşılmayan çevrenin yerini ikiz çalışmaları üzerinden açıklıyor. Ülke, ev, aileyle yaşanan deneyimler, okul ve toplumun sosyal standartlar gibi ikiz bebeklerin gelişiminde maruz kaldığı ortak etkiler paylaşılan çevreyi oluşturur. Ancak, Polderman’ın yaptığı meta-analizde, genleri hesaba kattığımızda paylaşılan çevrenin kişilik özelliklerindeki farkı açıklamakta etkisi yok denecek kadar aza düşmekte. Bunun bir açıklaması olarak da genlerin çevre algısındaki etkisi sunuluyor. Örneğin, genç ikiz çocuklarla yapılan bir çalışmada “okula bağlılık” araştırılıyor (Jacobson & Rowe, 1999). Öğrencilere, okuldaki öğretmenleri ya da arkadaşları tarafından kabul edilme, desteklenme, değer verilme ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığı soruluyor böylece çocukların okul çevresini nasıl algıladığı gözlemleniyor. Verilen cevaplardaki çeşitliliğin kız ikiz çocuklarında %45’i, erkek ikiz çocuklarında %17’si kalıtsallık ile açıklanabiliyor. Cevaplardaki çeşitliliğin geri kalanı ise paylaşılmayan çevre (benzemeyen farklı deneyimlerden) ya da hatadan kaynaklı olabileceği ortaya konuyor.

Genler ile Çevre Nasıl Etkileşiyor?

Sosyal, bilişsel ve psikolojik özelliklerin görülmesinde tek bir gen ya da çevre faktörü tarafından belirlenemeyeceği oldukça açıktır. Çevreyle genlerin etkileşimini inceleyen araştırmalar bir kişilik özelliğindeki çeşitlilikle çevresel faktördeki çeşitliliğin ne oranda örtüştüğüne bakıp gen-çevre etkileşiminde üç ana ilişki buluyorlar:

  1. Aktif Gen – Çevre Bağlantıları: İnsan, çevreyle ilişkisinde sadece alıcı rolünde kalmamakta, kişiliğine, tercihlerine, ilgilerine ya da ihtiyacına göre çevresini oluşturmakta ya da halihazırdaki çevresini dönüştürebilmektedir. Örneğin, sosyal biri birçok sosyal etkileşimde bulunabileceği ya da var olan ilişkilerini derinleştirebileceği bir çevre arayıp bunu oluştururken, dürtüsel hareket etmeyi seven insanlar uyarıcı ve tahmin edilemez durumları tercih edebilir hatta şiddetlin olduğu ortamlara girebilir. Kişinin çevresini oluşturmada genlerin etkisi kişilik özellikleri üzerinden olabilmektedir.
  2. Uyaran Gen-Çevre Bağlantıları: Bireysel farklılıkların çevreden farklı tepkiler gelmesini ifade eder. Kalıtsal olarak geçmiş bir kişilik özelliği çevreden farklı tepkiler gelmesine sebep olur. Örneğin, ebeveynlerin çocuklarına verdiği davranışlar (çevresel tepki) çocuğun genotipindeki çeşitlilik ile birebir örtüşmektedir (Avinun & Knafo, 2014).
  3. Pasif Gen – Çevre Bağlantıları: Çocuğa sağlanan çevrenin oluşumunda ebeveynin taşıdığı genlerin etkisini ifade eder. Örneğin, zeki ebeveynler çocukların zihinlerini uyaracak çevre vermeye çalışır. Çocuğun genotipindeki değişiklik ebeveyn ya da kardeşin sağladığı çevredeki değişiklikle örtüşüyorsa ve bu sağlanan çevre çocuktaki kalıtsal bir özellikle (Örn. Zekâ) bağlantılı ise pasif gen-çevre bağlantısından bahsetmek mümkün olmaktadır.

Barlow’un yukarıda bahsettiğimiz derleme çalışması (2019), insanın psikolojik olarak anlaşılmasında genetiğin göz ardı edilmemesi gerektiğine vurgu yaparken tıpkı bu yazıyı okuduğumuzda oluşabileceği gibi genetik çalışmaların insan algısında değişimler oluşturduğundan bahsetmektedir. Örneğin;

  • İnsan psikolojisinin genetik temelini inkâr eden insanlarda ırkçılık ve cinsiyetçilik düşükken, psikolojideki genetik etkinin önemini kabul edenlerde ırkçılık ve cinsiyetçilik artış gösteriyor (Bastian & Haslam, 2006; Keller, 2005).
  • Psikiyatrik hastalıklara baktığımızda, bu hastalıkların temelindeki biyolojik yatkınlığı öğrenenlerde, hastalığa sahip insanları suçlama eğilimi azalıyor. Bununla birlikte;
  • Zihinsel hastalıklara karşı biyolojik tutum takınan kişilerin iyileşmeye karşı daha karamsar, hastalığa yakalanmaya karşı ise daha korku dolu bir tutum aldıkları görülüyor (Haslam & Kvaale, 2015; Kvaale, Haslam, & Gottdiener, 2013).

Bu çalışmalardan anladığımız üzere kişilik özelliklerinin açıklanmasında genetik faktörlerin yeri azımsanmamalı. Ancak, bu genetik tutumun insanı ırkçılığa, cinsiyetçiliğe ya da zihinsel rahatsızlıklara karşı karamsarlığa sürüklememeli. Nitekim, yukarıda bahsedilen gen-çevre etkileşimlerinde görülüğü üzere genler çevrenin gücünü yok etmemekte, aksine, sosyal çevrenin etkisini ince ayrıntılarıyla görmemizi sağlamakta. Bu sebeple, insanı anlamak üzerine oluşturulan genetik, sosyal, gelişimsel ve kişilik modelinde kalıtsallığın yeri daha iyi anlaşılmalı.

KAYNAKÇA:
– Polderman, T. J., Benyamin, B., De Leeuw, C. A., Sullivan, P. F., Van Bochoven, A., Visscher, P. M., & Posthuma, D. (2015). Meta-analysis of the heritability of human traits based on fifty years of twin studies. Nature genetics, 47(7), 702-709.
– Barlow, F. K. (2019). Nature vs. nurture is nonsense: On the necessity of an integrated genetic, social, developmental, and personality psychology. Australian journal of psychology, 71(1), 68-79.
– Jacobson, K. C., & Rowe, D. C. (1999). Genetic and environmental influences on the relationships between family connectedness, school connectedness, and adolescent depressed mood: sex differences. Developmental Psychology, 35(4), 926.
– Barlow, F. K., Sherlock, J. M., & Zietsch, B. P. (2017). Is prejudice heritable? Evidence from twin studies.
– Littvay, L., Popa, S. A., & Fazekas, Z. (2013). Validity of survey response propensity indicators: A behavior genetics approach. Social Science Quarterly, 94(2), 569-589.
– Waller, N. G., Kojetin, B. A., Bouchard Jr, T. J., Lykken, D. T., & Tellegen, A. (1990). Genetic and environmental influences on religious interests, attitudes, and values: A study of twins reared apart and together. Psychological science, 1(2), 138-142.
– Avinun, R., & Knafo, A. (2014). Parenting as a reaction evoked by children’s genotype: A meta-analysis of children-as-twins studies. Personality and Social Psychology Review, 18(1), 87-102.
– Bastian, B., & Haslam, N. (2006). Psychological essentialism and stereotype endorsement. Journal of Experimental Social Psychology, 42(2), 228-235.
– Keller, J. (2005). In genes we trust: the biological component of psychological essentialism and its relationship to mechanisms of motivated social cognition. Journal of personality and social psychology, 88(4), 686.
– Haslam, N., & Kvaale, E. P. (2015). Biogenetic explanations of mental disorder: The mixed-blessings model. Current Directions in Psychological Science, 24(5), 399-404.
– Kvaale, E. P., Haslam, N., & Gottdiener, W. H. (2013). The ‘side effects’ of medicalization: A meta-analytic review of how biogenetic explanations affect stigma. Clinical psychology review, 33(6), 782-794.