Prof. Dr. Kemal Arıkan
Psikiyatrist

P300 Nedir ve Ne İşe Yarar?

Psikiyatrik hastalıkların kişisel, sosyal, genetik, biyokimyasal ve daha pek çok parametresi bulunmaktadır. Geçtiğimiz yüzyılın ortalarından başlamak üzere, bilim adamları beynin yapısal durumu ile duygudurum bozuklukları arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılmasında farklı teknolojik gelişmelerden faydalanmıştır. Bu hastalıkların elektrofizyolojik değişkenler ile kurduğu bağlantıları incelemek için sık olarak kullanılan yöntemlerden biri de EEG (Elektroensefalografi)’dir.

Beyin dinamik bir yapıdır ve EEG beynin dinamik yapısının incelenmesinde aktif rol alan bir yöntemdir. Araba kullanırken ya da bir müzik dinlerken, bulmaca çözer ya da televizyon izlerken ve hatta şu an bu yazıyı okurken dahi beynimiz aktif olarak çalışmaya devam etmektedir. Beyindeki bu dinamik durum merkezî sinir sisteminin aktif şekilde işliyor oluşunun ürünüdür ve bu işleyiş elektriksel aktivitelerden oluşmaktadır.

Beynimizin dinamik işleyişine ek olarak, beyin dışardan gelen herhangi bir uyarana maruz kaldığında (işitsel, görsel) elektriksel aktivitesi üzerinde değişiklik meydana gelmektedir. Bir dış uyarana karşı merkezî sinir sisteminde ortaya çıkan elektriksel aktivite değişimine ise “Uyandırılmış Potansiyel” (evoked potential=EP) adı verilir.

Beynimiz bilgiyi 250-600ms arasında işlemlemektedir; bu da ortalama olarak 300ms’ye denk gelmektedir. P300, kişilerde hedef uyaranın sunumunu takiben yaklaşık 300ms’lik etkinlikte bir artışa işaret eder. P300 paradigmasının çalışıldığı araştırmalarda kişilerden spontan olarak gelen uyaranı değil, nadir olarak gelen uyaranı dikkate almaları istenir ve nadir olarak gelen uyaranı takiben beyinde oluşan elektriksel aktivitenin seviyesi ölçülür (Bkz. Oddball Paradigması).

Hedef uyarana verilen cevabın P300 paradigması çerçevesinde incelenmesi sonucunda kişinin beynindeki elektriksel aktivitede meydana gelen değişiklikler ile kişinin sahip olduğu psikiyatrik bozuklukları incelemek de mümkün olabilmektedir.

Yapılan pek çok çalışmada P300 yanıtı için gecikmenin ölçülmesi, psikomotor performansı fizyolojik olarak ölçmenin yollarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Sonuç olarak denilebilir ki beyin ile psikiyatrik bozukluklar arasında doğru orantılı bir ilişki mevcuttur ve beyin sağlığı ne denli yerinde ise psikiyatrik olarak o kadar sağlıklı olduğumuzu söylemek abartmak olmayacaktır.

P300 yöntemi ile beyindeki elektrofizyolojik aktivite tespit edilmektedir ve meydana gelmiş olan psikiyatrik bozukluğun sebeplerinden birinin tespiti bu şekilde kolaylaşırken bu etkenin üzerine gitmek psikiyatrik bozukluğun hem tanısının koyulmasına hem de tedavinin takibine de katkı sunmaktadır.

KAYNAKÇA:
– http://www.itfnoroloji.org/uyandirilmis/ep.htm
– http://psikiyatridizini.net/viewarticle.aspx?articleid=3933&tammetinvar=yes
– Tripathi, S. M., Mishra, N., Tripathi, R. K., & Gurnani, K. C. (2015). P300 latency as an indicator of severity in major depressive disorder. Industrial psychiatry journal, 24(2), 163–167. doi:10.4103/0972-6748.181726

P300 Nedir ve Ne İşe Yarar?

Yorum yapın

Bu bölümde sadece okuduğunuz yazı ile ilgili yorumlarınızı iletin.