Prof. Dr. Kemal Arıkan
Psikiyatrist

Sosyal Anksiyete Bozukluğu

Her şeyi bırakıp gözlerinizi kapatarak şöyle bir düşünün; bir konferans salonunda kürsüye doğru ilerliyorsunuz. Yıllardır çalışmasını yürüttüğünüz çok da başarılı olduğunuz bir alandaki araştırmalarınızı sunmak üzere birçok akademisyenin, arkadaşlarınızın ve öğrencilerin olduğu kalabalık bir salonda herkes size bakıyor. Oraya çıkıyorsunuz ve kendinize şöyle bir bakınca fark ediyorsunuz ki çırılçıplaksınız. Utanç içinde koşarak orayı terk etmez miydiniz? İşte sosyal fobisi olan kişilerin yaşadıklarını bu kısa senaryo iyi bir şekilde anlatabilmektedir.

Sosyal Anksiyete Nedir?

Sosyal fobi toplumla ilişkilerde yaşanan sıkıntı haline verilen isimdir. Genellikle hastalar şikâyetleri şöyledir; bir yerde sunum yaparken veya eve bir konuk geldiğinde onlara hizmette bulunurken kontrolsüz bir şekilde sıkıntı içinde olma, terleme aşırı titreme ve hatta kalp çarpıntıları ile karakterize bir tablodur. Daha çok performans kaygısı taşıyan kişilerde rastlanır. Başarıya odaklanmış kişilerde sosyal fobiye rastlanma ihtimali oldukça yüksektir. Bu yaklaşım sosyal fobi için psikolojik bir yorum içermektedir. Oysa bunun yanı sıra sosyal fobinin biyolojik gerekçeleri de vardır. Örneğin; sosyal fobide flushing dediğimiz yüzde ve boyunda kızarmalar hatta bazen deride dökülmeler, ciddi çarpıntı ve tansiyon yükselmeleri konunun bir boyutuyla biyolojik olduğunun göstergesidir.

Toplumsal ilişkileri bir tehdit olarak algılayan kişi panik bozuklukta olduğu gibi savaş ya da kaç reaksiyonu göstermektedir. Adrenalin ve benzeri nörotransmitter dediğimiz kimyasal maddelerin salınımı artmaktadır bu da bir dizi biyolojik soruna yol açmaktadır.

Sosyal Anksiyete Bozukluğunun Tedavisi

Sosyal kaygı bozukluğu panik bozukluğun geç dönemde ortaya çıkan ve eşlik eden bir ek tablosudur. Sosyal anksiyete tedavisinde biyolojik, psikolojik ve sosyal yaklaşımlar uygulanabilir.

Sosyal anksiyete bozukluğunda psikoterapi tekniği olarak Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ön planda gelmektedir. Bu teknikte şahıs önce hayalinde sonra gerçekte sosyal streslere maruz bırakılmakta ve bununla başa çıkması için bazı taktikler ve teknikler öğretilmektedir. Kimyasal yaklaşımda ise farmakoterapi tekniği söz konusudur. SSRI (selektif serotonin geri alım inhibitörü) türü ilaçlar başarı ile kullanılmaktadır. Bu ilaçlara direnç gösteren hastalarda trisiklik antidepranslardan yararlanılabilir.

Eğer tedavi edilmezse hastalığın gidişi maalesef kronikleşecektir. Özellikle yüz kızarması için çare arayan hastalara botoks gibi daha radikal girişimler önerilmektedir. Kızarmayı ve terlemeyi provoke eden sinir lifleriyle ilgili bazı girişimler de önerilmekte ve uygulanmaktadır. En iyisi tablo bu yönde ilerlemeden erken dönemde tedavi için çare aranmaktadır.

Hastalık işlevsellik üzerinde negatif etki yaratmakta ve bazı meslek gruplarında madde bağımlılığına rastlanabilmektedir. Yani alkol ve benzeri birtakım maddeler kullanılmak suretiyle sosyal fobi ile başa çıkılmaya çalışılmaktadır.

Tabi bu durum yeni tıbbi sorunları beraberinde getirmekte ve durumu içinden çıkılamaz hale sokmaktadır. Tekrar vurgulamak gerekmektedir ki panik bozuklukla başlayan sosyal fobi durumlarında ve izole sosyal fobi hastalarında tedavi girişimi için acele etmekte sayısız yarar vardır.

Yorum yapın

Bu bölümde sadece okuduğunuz yazı ile ilgili yorumlarınızı iletin.